Avrupa ekonomik görünüm: temmuz
Üretim ve talep ekonomisi tartışmalarının yerini savaş ekonomisinin devraldığı bir ayı geride bıraktık. Altın ons fiyatlamaları, brent petrol krizi, nükleer santrallerin vurulma riskleri, Çin ve Rusya’nın ABD’yi alenen İran konusunda tehdit etmesi gibi konu başlıklarıyla çalkalanan Haziran ayında ekonomiyi takip etmek herkes açısından bir hayli zorlayıcı bir süreçti. Rusya-Ukrayna savaşının konuşulmadığı bu dönemde, enerji fiyatlamalarında gözüken yukarı yönlü artış elbette Almanya ve Fransa’nın kabusu olabilecek gelişmeler.
Hızlı bir şekilde ay içinde neler yaşandı bunlara bakalım;
AB Ticaretten Sorumlu Komisyon Üyesi Maros Sefcovic, çelik, alüminyum, ilaç, uçak ve yarı iletkenler gibi sektörler hakkında müzakerelere öncülük edeceğini söyledi.
Alman Ulusal istihdam ajansı yaptığı açıklamada, Almanya'da işsiz sayısının mayıs ayında 2,96 milyona yükseldiğini ve bunun 2010 yılından bu yana görülen en yüksek mayıs ayı rakamı olduğunu belirtti.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), Almanya'nın kredi notunu „AAA/A-1+" olarak teyit etti, not görünümünü "durağan" olarak korudu.
Sigorta şirketi Allianz Trade, Almanya'da ekonomide durgunluk ve ABD ile tarife anlaşmazlıklarından kaynaklı olarak bu yıl şirket iflaslarında yüzde 11'lik bir artış bekliyor.
İspanya'da enflasyon Mayıs ayında yüzde 1,9'a geriledi, çekirdek enflasyon yüzde 2'nin üzerinde kalmaya devam etti. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ekim 2024'ten bu yana en düşük değerine ulaştı.
Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ile Euro Bölgesi'nde yılın birinci çeyreğine ilişkin istihdam ve GSYH öncü verilerini güncelledi.
Buna göre, 20 üyeli Euro Bölgesi'nde mevsimsellikten arındırılmış GSYH, 2025'in ilk çeyreğinde geçen yılın son çeyreğine kıyasla yüzde 0,6 arttı. GSYH, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 1,5 artış gösterdi. Piyasa beklentisi ve Eurostat'ın daha önce yayımladığı öncü veriler, Euro Bölgesi'nde GSYH'nin çeyrek bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 1,2 arttığı yönündeydi.
İngiltere İstatistik Ofisi: Beklentinin Üstünde Daraldık
İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), nisan ayına ilişkin gayri safi yurt içi hasıla verilerini yayımladı. Açıklanan verilere göre, nisan ayında İngiltere ekonomisi aylık bazda yüzde 0,1'lik daralma beklentilerinin üzerinde yüzde 0,3 daraldı.
Aylık yaşanan bu daralma Eylül 2023'ten bu yana görülen en kötüsü oldu. 3 aylık bazda ise İngiltere ekonomisi beklendiği gibi yüzde 0,7 büyüdü. Bu rakamlar, ekonomistlerin artan iş kayıpları, vergi artışları ve ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergileri nedeniyle sadece yüzde 0,1'lik bir büyüme beklediğini ve ikinci çeyreğin durgun geçeceğini gösteriyor.
ONS, nisan ayında İngiltere'de endüstriyel üretimin aylık bazda beklentilerin üzerinde yüzde 0,6 bazda düştüğünü, yıllık bazda ise yine beklentilerin üzerinde yüzde 0,3 düşüş gösterdiğini açıkladı.
ONS'nin açıkladığı diğer verilere göre, imalat sektöründe aylık bazda beklentilerin üzerinde yüzde 0,2 küçülme yaşanırken, yıllık bazda ise beklentilerin üzerinde yüzde 0,9 oranında büyüme yaşandı.
Diğer sektörlere bakıldığında, hizmet sektöründe aylık bazda beklentilerin üzerinde yüzde 0,4'lük daralma, 3 aylık bazda ise beklentilerin altında büyüme yaşandı.
Fransa'da Talep Yok Enflasyon Geriliyor
Fransa'da işler Merkez Bankasının ölçümlediği şekilde ilerliyor. Arz talep dengesini ortalayan ekonomi de yıl sonuna kadar bu ivme korunursa işler düzelebilir diyebiliriz. Fransa'nın mayıs ayı enflasyonu Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) yüzde 2'lik hedefinin altında kalarak, yıllık bazda yüzde 0,6'ya geriledi.
Enflasyon, Aralık 2021'den bu yana en düşük seviyesine geldi. Tüketici fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 azaldı. Bloomberg anketine katılan analistler, tüketici fiyatlarında yıllık yüzde 0,9'luk, aylık ise yüzde 0,1'lik artış tahmininde bulunmuştu.
Fransa'da fiyatlar enerji maliyetlerinde yıllık yüzde 8,1 ve üretilen mallarda yüzde 0,2'lik düşüş gösterdi. Hizmet sektöründe ise enflasyon oranı yıllık yüzde 2,4'ten, yüzde 2,1'e geriledi. Veriler, Euro Bölgesi'nde daha geniş bir gerilemeyi yansıtıyor.
Avrupa'daki büyük ekonomilerin de mayıs ayı verilerinin AMB hedefinin altında kalması bekleniyor. Düşen enflasyon, politika yapıcıları faiz oranlarında daha fazla indirime gitmeye teşvik edebilir. AMB'nin mevduat faiz oranını 5 Haziran'da yeniden yüzde 0,25 düşürmesi bekleniyor
İngiltere'de Gıda Enflasyonu Yükselişte
Ayın önemli gelişmelerinden bir tanesi gıda enflasyonunun önüne geçemeyen Birleşik Krallık ile ilgiliydi. Ajanslardan derlediğimiz bilgilere göre, İngiliz Perakende Konsorsiyumu'na göre Birleşik Krallık'ta gıda enflasyonu 4 aydır artıyor.
İngiliz Perakende Konsorsiyumu'na göre Birleşik Krallık'ta gıda enflasyonu Mayıs ayında yıllık bazda yüzde 2,8 oranında artarak üst üste dördüncü ay fiyat artışına işaret etti. Bu rakam Nisan ayındaki yüzde 2,6'lık yıllık büyümenin ve üç aylık ortalama olan yüzde 2,6'nın üzerinde gerçekleşti.
BRC İcra Kurulu Başkanı Helen Dickinson yaptığı açıklamada, fiyat artışlarının ana nedeninin taze gıda fiyatları olduğunu ve toptan sığır eti fiyatlarının arttığını söyledi. İşletmelere yüklenen artan maliyetlerin enflasyonist bir etki yarattığını savundu. Dickinson, „Perakendecilerin nisan ayında artan İşveren Ulusal Sigorta katkı payları ve Ulusal Yaşam Ücretinden kaynaklanan 5 milyar sterlinlik ek maliyeti üstlenmesiyle birlikte, enflasyonun bir kez daha baş göstermesi şaşırtıcı değil" dedi.
ASYA EKONOMİK GÖRÜNÜM
Asya kıtasında ABD yaşanan tarife değişikliklerin etkilerini görmeye başladığımız bir ayı geride bıraktık. Özellikle Bangladeş, Hindistan ve Çin özelinde siparişler gerileme hissedilirken, işsizliğe bağlı daralma endişeleri altının fiyatlanmasında önemli bir parametreydi.
Hürmüz Boğazı'nın kapanma riski sebebiyle Brent Petrol'de yaşanan fiyat artışlarının da etkisiyle iyice köşeye sıkışacak Asya ülkelerinde çekirdek enflasyonun yükselme riski de yavaş yavaş fiyatlanmaya başladı diyebiliriz. Okuyucularımıza, Asya Pasifik denkleminde ABD'nin sırf bu strateji yüzünden İran'a saldırmasının bir olasılık olarak görmesini gerektiğinin altını çizmek isterim. Tek taşla neredeyse 5 kule yıkabilecek bir strateji. İsrail'in ABD'li yetkililerin kulağına bunu fısıldamaması olası durmayacaktır.
Çin Kırılganlık Uyarısı
ABD ile Çin arasında yeniden alevlenen ticaret savaşında, Pekin'in en büyük kırılganlığı istihdam cephesinde yaşanıyor. Trump yönetiminin yüksek tarifeleri Çin'in ihracatına ağır darbe vururken, uzmanlar 9 milyona kadar üretim işinin kaybedilebileceği uyarısında bulunuyor.
Natixis'in hazırladığı bir araştırma raporuna göre, ABD tarifeleri mevcut yüzde 30 seviyesinde kalmaya devam ederse, Çin'in ABD'ye ihracatı yarı yarıya azalabilir ve bu durum 6 milyon üretim işinin kaybına yol açabilir.
Özellikle gençler arasındaki işsizlik oranı yükseldi. Nisan ayında 16-24 yaş grubundaki işsizlik oranı yüzde 15,8 olarak gerçekleşti; bu oran bir önceki aya kıyasla daha düşük olsa da, bu yıl iş gücüne katılacak 12 milyon yeni mezun nedeniyle yeniden artması bekleniyor.
Resmi verilere göre, ABD ve Çin'in en ağır tarifeleri askıya almasının öncesinde, Nisan ayında Çin'den gelen yeni ihracat siparişleri 2022'den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Sadece bir aylık süreçte bile yüksek tarifeler istihdam üzerinde olumsuz etki yarattı.
Çin'in hazır giyim merkezi Guangzhou'da birçok işletme, yabancı alıcılardan gelen siparişlerin düşmesi nedeniyle kapanmak zorunda kaldı. Birçok üretici, siparişlerdeki düşüş nedeniyle daha az işçi istihdam ettiğini söyledi.
Japonya'da İhraç Araç Sayıları Gerileme Trendinde
Japonya'nın ABD'ye otomobil ihracatı gümrük vergilerinin ardından düştü.
ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergilerine ilişkin endişeler artmaya devam ederken, Japonya'nın ABD'ye otomobil ihracatı mayıs ayında neredeyse dörtte bir oranında düştü.
Dünyanın en çok satan otomobil üreticisi Toyota'nın yanı sıra Honda, Nissan ve diğer devlere ev sahipliği yapan Japonya'da istihdamın yaklaşık yüzde 8'i otomobil sektörüne bağlı.
Ülke, ABD'nin yüzde 25'lik araç gümrük vergisi ve diğer ticaret vergilerinden kurtulmak istiyor ancak Trump ve yönetimiyle yapılan birkaç tur görüşmeye rağmen herhangi bir anlaşmaya varılamadı.
Japonya ayıs ayında üst üste ikinci kez ticaret açığı verdi ve ithalat, ihracat değerini 637,6 milyar yen aştı. Maliye Bakanlığı verilerine göre, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'ne yapılan ihracat yüzde 11 civarında düşerken, otomobil ihracatı yıllık bazda yüzde 24,7 azaldı.
Çin Verilerine Dikkatli Bakma Zamanı
Çin'in kırılganlığına dair şüpheler derinleşirken, konuya dair önemli bir analiz Capital Economics'den geldi. Capital Economics'e göre ABD-Çin ticaret ateşkesi geçen ay Çin ekonomisinde daha geniş çaplı bir ivme kaybını engelleyemedi.
Ekonomist Zichun Huang, "Tarifelerin yüksek kalmaya devam etmesi, mali desteğin azalması ve yapısal engellerin sürmesi nedeniyle büyümenin daha da yavaşlaması muhtemel" dedi. Tüketim, Pekin'in takas programının perakende satışları desteklemesiyle parlak bir nokta oldu diyerek sürecin geçici bir düzelme olduğunu kaydetti.
CE, ticari ateşkesin hanehalkının ticaret savaşına ilişkin endişelerini de azalttığından şüpheleniyor. Ancak sabit varlık yatırımlarındaki büyüme, özellikle gayrimenkul yatırımlarındaki daha derin bir daralma nedeniyle beklentileri karşılayamadı.
Sanayi üretimindeki büyüme de kısmen zayıflayan dış talep nedeniyle yavaşladı ve CE ihracatın daha da yavaşladığını düşünüyor. Huang, bu yılki bütçenin 2Y'de mali desteğin yavaşlayacağına işaret ettiğini ve emlak krizinin ağırlığını sürdürmesini beklediğini de sözlerine ekledi. CE, 2025 GSYİH büyümesini sadece yüzde 3,5 olarak tahmin ediyor.
Bütçe Uyarı Sinyali
Çin Maliye Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, merkezi ve yerel yönetimlerin bütçe gelirleri toplamı, Ocak-Mayıs 2025 döneminde yıllık bazda yüzde 0,3 azalarak 9,66 trilyon yuan (1,34 trilyon dolar) oldu.
Bu dönemde bütçe harcamaları ise yüzde 4,2 artışla 11,3 trilyon yuana (1,57 trilyon dolar) çıktı.
Yılın ilk 5 ayında bütçe açığı 230 milyar dolara yaklaştı.
Hükümet, bu yıl bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranı hedefini yüzde 3'ten yüzde 4'e çıkararak büyümeyi teşvik edici politikalar için bütçe harcamalarını artırma niyetini ortaya koymuştu.
AMERİKA KITASI
EKONOMİK GÖRÜNÜM
Ay içerisinde Los Angeles'te yaşanan göçmen krizi, senatörlerin tutuklanması gibi iç karışıklar ile bir hayli zorlanan ABD yönetimi, İsrail yüzünden kucağında ağır bir yük buldu; Savaş Ekonomisi..
İsrail'in yanında ABD ve müttefiklerinin savaşa girip girilmeyeceği konusu analizimize konu olan haftada belirsizliğini korurken, gözlemlerimiz ABD ve İngiltere ile birlikte noktasal hareket planının ilerleyeceği yönünde. İran'ın devlet politikasının münazaraya yaygın ilerlemesini olası görüldüğü bu durumda, ABD'nin iç dengelerini de düşünürsek bir hayli yıpranacağı muhakkak.
Temmuz ayı içerisinde lügatlarımıza girecek yeni kelime elbette Fordo Nükleer Santrali olacak gibi. ABD'nin olası saldırısı sonrasında yaşanabilecek nükleer sızıntı elbette en büyük kâbus olacaktır.
ABD Senatosunda demokrat kanat tarafından savaşa girilmesi noktasında tam destek alamayan Trump yönetiminin bir diğer sıkıntısı ise Trump'a olan halk desteğinin %46 düzeyine gerilemiş olması. Başkanlığı döneminde aldığı kararlar bir hayli sorgulanan Trump'ın, ABD'yi Orta Doğu'dan uzaklaştırma planının İsrail-İran savaşı ile sekteye uğrama ihtimali yükselmiş gözüküyor.
Economist/YouGov tarafından yapılan bir ankete göre seçmenlerin yüzde 54'ü Trump'ın performansını onaylamazken, yüzde 41'i onaylıyor. Ankete göre ayrıca Trump'ın İran'a yönelik tutumunu katılanların yüzde 37'si onaylarken yüzde 41'i onaylamıyor. 2024 Trump seçmenlerinin yüzde 53'ü de dahil olmak üzere ankete katılanların yüzde 60'ı, İsrail ve İran arasındaki çatışmaya ABD'nin müdahil olmaması gerektiğini söylüyor.
Genel görünüme baktığımızda ay içerisinde;
- Perakende satışlar: % 0,9 düşüş
- Sanayi üretimi: % 0,2 azalış
- İhracat fiyat endeksi: % 0,9 geriledi
Çip üreticilerinin hisseleri, ABD'nin Çin'e teknoloji ihracatına yönelik sınırlama haberleriyle değer kaybetti:
- Nvidia: %1,12
FED Üyelerinin Açıklamalarına baktığımızda,
- Christopher Waller: Temmuz ayında faiz indirimi için uygun bir zemin oluşabileceğini belirtti.
- Thomas Barkin: Tarife kaynaklı enflasyon riskinin göz ardı edilemeyeceğini ve faiz indirimi için acele edilmemesi gerektiğini vurguladı.
- Mary Daly: İş gücü piyasasında anlamlı bir zayıflama görülmeden faiz indiriminin ancak sonbaharda uygun olabileceğini ifade etti
ABD Hisse Senedi Fonları Değer Kaybetmeye Devam Ediyor
Koruyucu politika açıklamaları sonrasında son 3 aydır kırılgan düzleminden bir türlü çıkamayan ABD piyasaları kan kaybetmeye devam ediyor. ABD hisse senedi fonları, İsrail-İran geriliminin tırmanması ve ABD gümrük vergilerinin ekonomik etkilerine ilişkin süregelen endişelerin yatırımcıları risk riskini azaltmaya yöneltmesi nedeniyle ay içerisinde son üç ayın en büyük haftalık kaybını yaşadı.
Lipper verilerine göre, yatırımcılar 18 Haziran'da sona eren haftada ABD hisse senedi fonlarından 18,43 milyar dolarlık çıkış yaparak 19 Mart'tan bu yana en büyük haftalık net rakamı kaydetti.
Yatırımcılar 19 Mart'tan bu yana en büyük haftalık net rakam olan 19,38 milyar dolar değerinde büyük sermayeli hisse senedi fonunu elden çıkardı. Küçük ve orta ölçekli segmentler de yaklaşık 2,4 milyar ve 1,5 milyar dolar değerinde net geri çekilmeye tanık oldu.
ABD sektörel fonları ise üst üste dördüncü hafta da popülerliğini korudu ve yaklaşık 855 milyon dolar net giriş sağladı. Teknoloji ve sanayi sektörleri sırasıyla 1,85 milyar dolar ve 445 milyon dolarlık net alımla dikkat çekerken, finans sektörü 1,22 milyar dolarlık net satışla kayda değer bir kayıp yaşadı.
JP Morgan'dan Brent Petrol'de Long Pozisyon Alan Simsarlara Müjdeli Haber
Her koşulda kazanmayı bir şekilde öğrenen Wall Street simsarlarına müjdeli haber JP Morgan'dan geldi. Milyonlarca insanın evsiz kalması, ölmesine, yıllarca iç karışıklıklarla mücadele etmesine ramak kalınan Orta Doğu'da savaştan gelir beklentisi yine gün yüzüne çıkmış durumda.
Piyasada long-trade olarak adlandırılan al-sat işlemlerinde Brent petrolün 100 dolar ve üstüne geleceğini fiyatlayan traderlerın hedeflerine bir hayli yaklaştığı görülürken, teknik desteğe temel analiz verileri de omuz çıktı diyebiliriz.
JPMorgan'ın yayımladığı verilere göre, 1979'dan bu yana büyük petrol üreticisi ülkelerde yaşanan sekiz rejim değişikliği, petrol fiyatlarında ortalama yüzde 76'lık artışa yol açtı. Banka, İran'da yaşanabilecek olası bir siyasi dönüşümün, Libya'daki örnekten daha derin ve geniş kapsamlı sonuçlar doğurabileceğini öngörüyor.
CitiGroup FED Faizi Görünümünü
3.Kez Değiştirdi
Yılda 141 projeksiyon yapıp yüzde 10 başarı tutturan global banka projeksiyonlarına bir yenisi daha eklendi. Yıl içinde 3. kez FED faiz politikası kararını güncelleyen CitiGroup ABD faiz indirimi tahminini temmuz ayından eylül ayına çekti. Banka soğuyan işgücü piyasasında beklenenden daha güçlü gelen mayıs ayı istihdam raporunun ardından bu yıl dört yerine üç indirim bekliyor.
Banka bu yıl eylül, ekim ve aralık aylarında üç eşit dilim halinde 75 baz puanlık indirim öngörerek daha önce belirlediği 100 baz puanlık indirim tahminini de revize etti.
Banka ayrıca 2026 yılının ocak ve mart aylarında 25'er baz puanlık iki faiz indirimi öngörüyor. Yılın neredeyse 8.ayına girerken milyonlarca dolar altyapı, binlerce insan çalıştıran bankalar bile bu kadar başarısız projeksiyonlar yapıyorsa, kimselere bütçe hedeflerinde sapma yaşandı diye kızmamak lazım.
TÜRKİYE EKONOMİK GÖRÜNÜM
Haziran ayında bölgesel savaş riskleriyle de yüzleşmek zorunda kalan Türkiye ekonomisi yıpratıcı bir ayı geride bıraktı. Merkez Bankası'nın faiz politikasında değişikliğe gitmemesi sanayi odaları başta olmak üzere geniş bir kesimde hayal kırıklığına sebep olurken, enflasyon ile mücadelede geri adım adım atılmayacağının da sinyali dikkatli bir şekilde verilmiş oldu.
Enflasyon ile politika faizi arasındaki makasın haziran ayı sonu itibarıyla 11 puana yaklaşması tartışmaları alevlendirirken, brent petrol fiyatının 80 doları test etme riskini fiyatlayan TCMB ile piyasa arasında gerilim de artmış gibi duruyor.
Enerji de ithalat maliyetlerini göz önünde bulundurulması her kesim için kaçınılmaz bir son. İhracatçı firmaların uzun süredir kurun yükselmesi için yoğun bir lobi faaliyetinde olduğu da bilinen bir gerçek.
Kurun yükselmesi halinde 78 milyar dolar seviyesine yaklaşacak enerji maliyet risklerinin üretim maliyetlerine de eklenmesi, son çeyrekte daralma riskini artırabilecek bir gelişme.
Mısır, Fas gibi ülkelere üretimlerini kaydırmaya çalışan firmalar olduğunu da basından takip etmekteyiz. 830 dolar bandına yaklaşan işçilik maliyetlerinin üzerine yüksek enerji maliyetlerinin de eklenmesi ara üretim yapan, tekstil, makine ekipman, halı / ambalaj sektöründe yer alan firmaların kapasite kullanım oranlarında gerilemeye sebep olabilecek gelişmeler.
İşsizliğin olası etkisini göz önünde bulunduracak hükümet ile TCMB arasında Ağustos sonrasında dengeler değişebilir. Özellikle temmuz ayından sonra piyasayı az da olsa rahatlatacak hamlelerin artması olası duruyor.
Ay içerisinde öne çıkan başlıklara baktığımızda,
(TCMB) Reel Kesim Güven Endeksi, mayıs ayında geçen aya göre 2,2 puan azalarak 98,6 seviyesinde gerçekleşti. Endeks Mart ayında 104,1, Nisanda 100,8 olmuştu.
Tarım maliyet endeksi 2025 yılı nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03 artış kaydederek yükselişi sürdürürken, on iki aylık ortalamalara baktığımızda yüzde 34,54 artış öne çıktı. Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,13 artış görülürken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,45 artış gerçekleşti.
Tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, mayıs ayında 84,8 iken Haziran ayında yüzde 0,3 oranında artarak 85,1 oldu.
Yurt dışı üretici fiyat endeksi aylık bazda yüzde 2.4, yıllık bazda 26.15 artış kaydederek enflasyon gelişimine paralel şekilde hareket etti. Madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 22,08 artış, imalatta yüzde 25,40 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 22,07 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,80 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 28,39 artış, enerjide yüzde 0,40 artış, sermaye mallarında yüzde 30,73 artış olarak gerçekleşti.
TCMB Ekonomistler Beklenti Anketi Haziran Sonuçları
Yıl sonu enflasyon tahmini 30.04'den yüzde 29,86'ya geriledi,
Yıl sonu dolar tahmini 43.70'den, 43.57'e gerilemiştir.
2024 yıl sonu faiz beklentisi yüzde 46.21'e gerilemiştir.
Yıl sonu büyüme oranı yüzde 2.9 olarak öngörülmüştür.
Kredi Kanallarından Ev Satışları Rekor Kırdı
Türkiye genelinde konut satışları, mayısta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,6 artarak 130 bin 25'e ulaşırken hem aylık hem de ocak-mayıs dönemi rekoru kırıldı.
TÜİK'in mayıs ayına ilişkin konut satış istatistiklerine göre konut satışları, mayısta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,6 artarak 130 bin 25 oldu. Bu rakam, tüm zamanların en yüksek mayıs verisi olarak kayıtlara geçti.
Mayısta ipotekli konut satışları, yüzde 95,9 artarak 19 bin 412'ye yükselirken toplam konut satışları içinde ipoteklilerin payı yüzde 14,9 olarak gerçekleşti.
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, birinci el ve kredili satışlarda hareketlenme yaşandığını belirterek, „Silivri açıklarında 23 Nisan'da meydana gelen depremin ve konuttaki fiyat artışının enflasyonun altında kalmasının oluşturduğu alım fırsatının bunda etkisi olduğunu düşünüyoruz" dedi.
TCMB İran - İsrail Savaşı Risklerini Fiyatladı Faiz İndirimi Pas Geçildi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) , Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46'da sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 49'da, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5'te sabit tuttu.
Merkez Bankası'ndan yapılan açıklama şu ifadelere yer verildi:
Enflasyonun ana eğilimi mayıs ayında geriledi. Öncü veriler ana eğilimdeki düşüşün haziran ayında da sürdüğüne işaret ediyor. İkinci çeyreğe ait veriler yurt içi talebin yavaşladığını gösteriyor.
Jeopolitik gelişmelerin ve küresel ticarette artan korumacılığın dezenflasyon sürecine olası etkileri yakından takip edilmekte. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ediyor.
Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini güçlendiriyor.
Maliye politikasının artan eşgüdümü de bu sürece önemli katkı sağlayacaktır. Enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Bu doğrultuda, politika faizi; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentileri göz önünde bulundurularak öngörülen dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlenecektir.
Merkez Bankası Rezervleri Son 13 Haftanın En Yüksek Seviyesine Ulaştı
Merkez Bankası rezervleri, konjektürel risklerin arttığı bir dönemde rekor rezerv rakamına ulaşarak piyasaları şaşırttı.
TCMB'nin rezerv verilerine göre, toplam rezervler yüzde 2,2 oranında yükselerek 159,3 milyar dolara çıktı.
Türkiye ekonomisinin en dikkatle takip edilen göstergelerinden biri olan rezervlerdeki bu yükseliş, piyasalarda olumlu bir hava estirdi. Döviz ve altın varlıklarındaki artış dikkat çekici seviyelere ulaştı.
Döviz rezervleri: Bir önceki haftaya göre yüzde 3,8 artış göstererek 65,0 milyar dolara ulaştı.
Altın rezervleri: Aynı dönemde yüzde 1,1 artışla 86,5 milyar dolara çıktı.
IMF rezerv pozisyonu ve SDR toplamı: Yüzde 0,5 yükselerek 7,7 milyar dolara ulaştı.