Sağlıkta Entegre Sistem Dönemi
Türkiye, hekimlik birikimi ve sağlık altyapısıyla sağlık turizminde büyürken, özel sağlık kurumlarının teknoloji ve kapasite yatırımları bu ivmeyi destekliyor. Bugüne kadar 106 ülkeden 20 bin hastayı ağırlayan İzmir merkezli Bazekol sağlık grubu, yakında hastalara tedavinin yanı sıra konaklama hizmeti de sunacak. Bazekol sağlık grubu ve Duymer kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi Figen Baz, “Bazekol Internatıonal hastanesi ile tedavi, konaklama ve iyileşme sürecini aynı kampüste buluşturacağız” diyor.
Türkiye, hekim kadrosu, hastane altyapısı, teknoloji kullanımı, ulaşım olanakları ve maliyet yapısıyla sağlık turizminde küresel ölçekte payını artırıyor. Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye 2025'te 1,5 milyon sağlık turisti ağırladı. Sektörün aynı yıl yaklaşık 3 milyar dolar gelir yarattığı tahmin ediliyor. Pandemi dönemi, sağlık sisteminin kapasitesini uluslararası alanda görünür kılan eşiklerden biri oldu. Kamunun oluşturduğu altyapının yanı sıra özel sağlık kurumlarının teknoloji, insan kaynağı ve hasta deneyimine dönük yatırımları da bu büyümeyi destekliyor. İzmir merkezli Bazekol Sağlık Grubu, yurt dışından Türkiye'ye hasta getiren kurumlardan biri.
Grup, 2016'dan bu yana 106 ülkeden 20 bin yabancı hastayı ağırladı. Şimdi rotasında İzmir'in kuzey aksında yükselecek yeni yatırımı var. Bazekol International Hastanesi ile Bazekol Sağlık ve Yaşam Merkezi'ni buluşturacak kampüste sağlık hizmetini 224 dairelik rezidans, mağazalar, kültür ve sanat alanları tamamlayacak. Böylece tedavi için Türkiye'ye gelen turistler tedavi, konaklama ve iyileşme dönemini aynı kampüste geçirebilecek. Bazekol Sağlık Grubu ve Duymer Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Figen Baz ile Türkiye'nin dünya sağlık turizminde yükselen rolünü, grubun çeyrek asrı aşan büyüme hikayesini, yeni yatırımı ve gelecek planlarını konuştuk.
İzmir'de faaliyet gösteren bir sağlık grubu olan Bazekol'ün yatırım hikayesi bir ihtiyaç haritasının peşinden gitmekle başlamış. 1999'dan bugüne, hangi ihtiyaçlar sizi bir yatırımdan diğerine taşıdı?
Sağlığa yatırım yapma fikri, hayatın içinde gördüğümüz ihtiyaçlardan doğdu. Eşim Doktor Mehmet Baz 1999'da ilk muayenehanesini açınca ben de hasta ilişkileri, işleyiş ve yönetim tarafında sorumluluk aldım. Ardından kulak, burun ve boğaz odaklı bir klinik açtık. İşitme zorluğu yaşayan hastaların ürün ve hizmete erişimde çektiği sıkıntıyı orada gördük. Bu ihtiyaç bizi işitme cihazlarına yöneltti ve Duymer'i kurduk. Önce bayilik sistemiyle yurt dışından cihaz getirip kullanıcılarla buluşturduk. Zamanla birçok medikal cihaz üreticisinin distribütörlüğünü üstlendik, işitme cihazı kalıpları için kendi atölyemizi kurduk. Sahadaki her ihtiyaç, bir sonraki yatırımın yolunu açtı.

Duymer'den hastane grubuna uzanan büyümede hangi kırılma noktaları belirleyici oldu?
Bizim hikayemizde birbirini tamamlayan adımlar var. Duymer büyürken tıp merkezi yatırımı yaptık. İzmir'deki ihtiyacı izleyerek tıp merkezini hastaneye dönüştürdük, zaman içinde yeni bölümler ekledik. Bugün biri ağız ve diş sağlığı alanında olmak üzere dört tıp merkezimiz bulunuyor. Hastane, tıp merkezi, işitme sağlığı ve optikte edindiğimiz deneyim birbirini besledi. Büyümeyi bina ve kapasite artışıyla sınırlamadık; insan kaynağı, operasyon, teknoloji ve hasta deneyimini birlikte geliştirdik. Standartlara dayalı bir işleyiş kurduk. Kontrollü büyümemizin temelinde bu yaklaşım var.
Bugün geldiğiniz noktada grubun ölçeği nedir?
Bugün hastaneleri, tıp merkezleri ve farklı sağlık kuruluşlarını bünyesinde bulunduran geniş bir yapıya ulaştık. Bazekol Sağlık Grubu'nun kuruluşundan bu yana 1 milyon 200 binden fazla insana hizmet verdik. Yılda yaklaşık 300 bin hasta düzeyinde bir hizmet hacmi bulunuyor. Toplam muayene sayısı 4,2 milyona, operasyon ve işlem sayısı ise yaklaşık 450 bin seviyesine ulaşmış durumda. Hastane grubumuzda toplam çalışan sayımız yeni yatırımlarımızla birlikte 2 bine ulaşmış olacak. 250'den fazlası hekim ve 450'den fazlası hemşire kadrosu olmak üzere toplam sağlık personeli sayımız da bini aşacak.
Türkiye'nin sağlık turizmindeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'nin sunduğu sağlık hizmetiyle gurur duyuyorum. Türk hekimlerinin birikimi, sağlık çalışanlarının tecrübesi ve kamu ile özel sektörün yatırımları ülkemizin sağlık turizmindeki payını artırdı. Pandemi de sistemin kapasitesini gösterdi. 2025 yılında Türkiye sağlık turizminde yaklaşık 1,5 milyon uluslararası sağlık ziyaretçisine hizmet verirken, sektörün 3 milyar dolar seviyesinde gelir oluşturduğu tahmin ediliyor. Uluslararası hastalar artık fiyatın yanında klinik sonuçlara, teknolojiye, erişim hızına, çok dilli iletişime, veri güvenliğine ve tedavi sonrası takibe bakıyor. Bundan sonraki rekabetin yönünü işlem sayısından çok ölçülebilir klinik sonuçlar ve hasta deneyimi belirleyecek.
Bazekol Sağlık Grubu sağlık turizminde nasıl bir model izliyor?
Hastanın ülkeye gelişinden karşılanmasına, tıbbi değerlendirmesinden tedavisine, konaklamasından ülkesine döndükten sonraki takibine kadar tüm süreci yönetiyoruz. Londra, İrlanda ve Almanya'da bu amaçla hasta iletişim ofisleri kurduk. 2016'dan bu yana yurt dışından hasta kabul ediyoruz; bugün 106 ülkeye ulaşmış durumdayız. Bugüne kadar 20 bin uluslararası hastayı ağırladık. Obezite cerrahisi, estetik ve plastik cerrahi, göz, ortopedi, kadın hastalıkları, üroloji, robotik cerrahi ve genel cerrahi yoğun talep gören alanlar. Onkoloji, kardiyoloji, rehabilitasyon, ileri yaş sağlığı ve uzun dönemli bakım programlarında da büyüme potansiyeli görüyoruz.
İzmir'in kuzeyinde hayata geçireceğiniz yeni yatırımın çıkış noktası neydi?
İzmir'in kuzey aksında nüfus ve yerleşim büyüyor. Çanakkale'den Edremit'e, Ayvalık'tan Bergama ve Dikili'ye uzanan bölgede sağlık hizmetine talep artıyor. Yatırım kararında önümüzdeki 10-20 yılın nüfus hareketlerini, ulaşım akslarını, branş ihtiyacını ve sağlık turizmi potansiyelini değerlendirdik. Hasta beklentileri de değişiyor; erişilebilirlik, teknoloji ve konfor daha fazla önem kazanıyor. Bazekol International Hastanesi ile Bazekol Sağlık ve Yaşam Merkezi'ni bu talebe göre tasarladık.
Kampüsün kapasitesi ve hizmet kapsamı nasıl olacak?
Yaklaşık 27 bin metrekarelik alanda yükselen ve 4.5 milyon nüfusa hitap edecek proje iki ana yapıdan oluşuyor. Bu yılın kasım ayında açılacak Bazekol International Hastanesi tam kapasiteye ulaştığında 500 yataklı bir sağlık tesisi olacak. Planlamada 15 ameliyathane, 31 yoğun bakım yatağı ve geniş bir poliklinik kapasitesi bulunuyor. Onkolojiden fizik tedavi ve rehabilitasyona, tüp bebekten ileri cerrahi branşlara kadar çok sayıda birim aynı çatı altında yer alacak. Bazekol Sağlık ve Yaşam Merkezi'nde ise 224 dairelik rezidans bulunacak. İki yapının ortasında 15 mağazadan oluşan bir çarşı ile sosyal ve kültürel alanlar planlıyoruz. Hastane ile yaşam merkezinin aynı kampüste bulunması, uzun süreli tedavi gören uluslararası hastaların konaklama ihtiyacını da projenin kapsamına alacak.

Tedavi ile konaklamayı aynı kampüste buluşturmak sağlık turistine ne kazandıracak?
Uluslararası hastanın deneyimi uçağa bindiği anda başlıyor. Yabancı bir ülkede ulaşım, iletişim, tedavi, konaklama ve takip süreçlerini ayrı ayrı çözmek kaygıyı artırıyor. Biz bu parçaları tek bir hizmet akışında buluşturacağız. Hasta tedavisini hastanede alacak; kontrol veya rehabilitasyon için bölgede kalması gerekiyorsa rezidansta konaklayacak. Hekimine ve sağlık ekibine yakınlığını koruyacak. Yakınları da kampüsün sosyal olanaklarından yararlanabilecek. Böylece tedavi sonrasındaki konaklama ve takip süreci de hastaneyle bağlantılı ilerleyecek.
Yeni yatırımda teknoloji ve hasta deneyimi tarafında hangi uygulamalar öne çıkacak?
Hastanın randevudan kabule, tanıdan tedaviye ve hizmet sonrası takibe uzanan yolculuğunu yeniden tasarlıyoruz. Entegre veri yönetimi, klinik karar destek sistemleri, yapay zeka destekli görüntüleme, uzaktan takip ve kişiselleştirilmiş sağlık hizmetleri öne çıkacak. Çok dilli koordinasyon ve şeffaf bilgilendirme de sistemin parçası olacak. Teknolojiyi hekimin kararını güçlendiren, hastaya ayırdığı zamanı artıran bir araç olarak görüyoruz. Klinik fayda, güvenlik ve veri koruma standartları yatırım tercihlerimizi belirliyor.
Gördüğümüz kadarıyla hastanelerinizde birçok sanat eseri bulunuyor. Sağlık kurumlarında sanat ve kültüre alan açmanızın nedeni nedir?
İnsanların kaygısını azaltan, kendilerini iyi ve güvende hissettiren bir ortamın iyileşmeye katkı sağladığına inanıyorum. Hastanelerimizde toplam 6 bin kitaptan oluşan kütüphanelerimiz var. Galerimizde sergilediğimiz eserleri zamanla koridorlara ve hasta odalarına taşıdık; koleksiyonumuz 500'e yakın esere ulaştı. Ayrıca 250 kişi kapasiteli bir tiyatromuz bulunuyor. Yeni kampüste de galeri, sanat merkezi ve tiyatro salonu planlıyoruz. Burada tiyatro, opera ve bale sanatçılarını ağırlamak istiyoruz. İnsanın bedenine, ruhuna ve sosyal ihtiyaçlarına dokunan bir ortam kurmayı amaçlıyoruz.

Önümüzdeki dönemde büyüme ajandanızda hangi yatırımlar var?
İlk hedeflerimizden biri Balıkesir'de hastane açmak. Bölgenin sağlık hizmetine ihtiyacı var; arsa ve ruhsat sürecini tamamladık. İstanbul da planlarımız arasında. Önümüzdeki 10 yılda Londra, İrlanda ve Almanya'da sağlık yatırımları hedefliyoruz. Bu yatırımları ortak iş birlikleri veya sıfırdan sağlık tesisi yatırımı şeklinde hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca sağlık alanında bir üniversite kurma düşüncemiz de var. Çünkü sağlıkta kalıcı büyüme, nitelikli insan kaynağı yetiştirmekten geçiyor.
Sizin iki oğlunuz var. Aile şirketinde yeni kuşağın rolü nasıl şekilleniyor?
İki oğlum da grubun farklı faaliyet alanlarında sorumluluk alıyor. Küçük oğlum Salih Duymer'in, büyük oğlum Sami ise optik şirketlerinin yönetiminde. Ben işin içinde olmaya ve bütün yapıyı yakından izlemeye devam ediyorum. Ancak ölçek büyüdükçe doğru görev dağılımı, yetki ve sorumlulukların netleşmesi daha da önemli hale geliyor. Aile şirketi olmanın getirdiği güveni profesyonel yönetim sistemleriyle birleştirmeye çalışıyoruz. Yeni kuşağın kendi alanında karar alması, teknolojiye ve değişen tüketici beklentilerine farklı bir gözle bakması bize güç katıyor. Temel hedefimiz, kurum kültürünü ve sağlıkta güven anlayışını korurken yapıyı kişilere bağımlı olmaktan çıkarıp kuşaklar boyunca sürdürülebilir hale getirmek.
Ekol'den Bazekol'e uzanan isim değişikliğinin arkasında ne vardı?
Ekol adını kullanan çok sayıda marka vardı; televizyon ve lojistik başta olmak üzere farklı sektörlerdeki şirketlerle karışmaya başlamıştık. Kurumsal kimliğimizi yenilerken bize özgü bir isim aradık. Ajansımızla birlikte soyadımızı başa taşıdık ve Bazekol ortaya çıktı. Çeyrek asrı aşan birikimimizi ve uluslararası büyüme hedefimizi artık tek marka altında daha net anlatabiliyoruz.

10 yıl sonra Bazekol Sağlık Grubu'nu nerede görüyorsunuz?
Bazekol'ü farklı sağlık alanlarını aynı yapı içinde koordine eden, yurt dışından hasta kabulünü artıran ve teknolojiyi klinik süreçlere taşıyan bir grup olarak görmek istiyorum. Yeni kampüste edineceğimiz deneyimi farklı şehirlerde ve yurt dışında geliştireceğimiz projelerde kullanacağız. Gelecekte sağlık grupları; hastanın risklerini erken fark etmesine, uygun hizmete ulaşmasına ve tedavi sonrasında izlenmesine daha fazla destek verecek. Biz de büyürken etik ilkeleri ve insan temasını korumayı hedefliyoruz.
Duymer'de 134 Şubeye Ulaşan Yolculuk
Figen Baz'ın sağlık sektöründeki ilk girişimlerinden Duymer, işitme güçlüğü yaşayan hastaların cihaz ve hizmete erişim ihtiyacından doğdu. Yurt dışından işitme cihazlarını bayilik sistemiyle Türkiye'ye getiren şirket, zaman içinde farklı medikal cihaz üreticilerinin distribütörlüğünü üstlendi ve işitme cihazı kalıpları için kendi atölyesini kurdu. Bugün 134 merkezle faaliyet gösteren Duymer'in, şirketin verdiği bilgiye göre işitme cihazları pazarındaki payı yüzde 45. Grubun bu alandaki gündeminde yapay zeka destekli çözümler, yeni teknolojiler ve yurt dışı yatırımları bulunuyor.

"Zihnimi Sanatla Dinlendiriyorum"
Güne erken başlayan Figen Baz, en geç saat 06.00'da kalkıyor; maillerini ve telefon trafiğini gözden geçirerek gününü planlıyor. Finansal tabloları yakından izlediğini söyleyen Baz, "Her işin bir matematiği vardır. Bütçenizi, hayatın girdisini ve çıktısını bilmeniz gerekir" diyor. Baz, yoğun iş temposunda zihnini sanat ve seyahatle dinlendiriyor. Dostlarıyla seyahat ediyor; gittiği ülkelerde hastaneleri dolaşarak yeni teknolojileri ve uygulamaları inceliyor. Müzeleri gezmek ve konserlere katılmak da programının vazgeçilmezleri arasında. Günün sonunda ise yaptıklarını değerlendirip bir sonraki günün hesabını çıkarıyor.
