Soğutma Talebi Artıyor
Sıcaklıkların artmasiyla birlikte iklimlendirme sektörü için yeni oyun alanlari açılıyor. Küresel pazarda 600 milyar doları aşan ve 2030’a kadar 900 milyar dolarlık devasa bir ekonomik büyüklüğe ulaşması beklenen sektörde, türkiye güçlü üretim altyapısıyla küresel bir güç olarak öne çıkıyor.
Avrupa, aşırı sıcaklarla mücadele ediyor, günlük yaşam resmen askıya alınıyor. Dünya Sağlık Örgütü, ölümcül haftaların kapıda olabileceği uyarısında bulunuyor. 150 milyon insanın etkilendiği sıcaklıklardan ise haziran ve temmuz ayında 10 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Zira sıcaklıklar sadece güneşin en tepede olduğu anlarda hissedilmiyor. Artık gece sıcağı bile pek çok kişinin uyku konforunu baltalıyor. Araştırmalara göre dünya genelinde bir kişi 2020-2025 yılları arasında gece sıcağı nedeniyle her yıl yaklaşık 56 saat uyku kaybetmiş. Sıcaklıklar bu kadar geri döndürülemez sonuçlar doğururken klimalar tam da bu noktada artık daha gerekli hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) rakamlarına göre ABD ve Japonya'da neredeyse her 10 evden 9'unda klima bulunuyor. Avrupa'da klima kullanım oranı yüzde 20 seviyesinde kalırken, Türkiye'de bu oran yüzde 43 gibi yükselen bir seviyede. İSKİD'ten gelen veriler de bu oranın yükseldiğini gösteriyor. Zira 2024 yılında yaklaşık 2,5 milyon adet olan yurt içi split klima satışları, 2025'te 3 milyon adet oldu. 2026 sonu içinde pazarın bu büyüme eğilimini koruması bekleniyor. Ama bu büyüme sadece yurt içinde sınırlı kalmayacak. Çünkü Avrupa'da artan sıcaklıklar Türk üreticilere yönelik talebi de artırıyor. Öyle ki Avrupa'dan ilave klima talebinin 100 bin adede ulaşması öngörülüyor.
Rota Yeniden Yazılıyor

İklim krizi serinleme ihtiyacını artırırken Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri ve artan enerji maliyetleri, iklimlendirme sektörünü daha sürdürülebilir ürünler geliştirmeye yönlendiriyor. Enerji verimliliği yüksek, düşük karbon salımı sağlayan, akıllı bina sistemleriyle entegre çalışan çözümlerin ise yıldızı parlıyor. 2026'da sektör artık rotasını yapay zeka destekli sistemlere, uzaktan yönetilebilen akıllı cihazlara, yenilenebilir enerji ile entegre çalışan HVAC çözümlere çevirdi. Öyle ki dünya iklimlendirme sektörü, 600 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe doğru koşuyor, enerji verimliliği, iklim değişikliği ve kentleşme, sektörün standartlarını belirliyor. Soğutma ve ısı pompası teknolojileri çift haneli büyüme oranlarını yakaladı bile. 2030'a kadar sektörün yıllık yüzde 6-8 arasında büyüyerek 900 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor.
İstikrarlı Büyüme Trendi Sürüyor

Türkiye iklimlendirme ihracatında 7,4 milyar dolarlık ihracatıyla son beş yıldır istikrarlı bir şekilde büyüyor. Türkiye'nin bu beş yıldaki büyüme trendini korumasına karşın en dikkat çekici olan ise sektörün küresel pazarlardaki daralmalara rağmen gösterdiği yüksek direnç. Diğer yandan klima ve vantilatör satışları da artış eğiliminde. Türkiye'de geçen yıla göre klima ve vantilatör satışları yüzde 50 oranında arttı. Enerji verimliliği yüksek cihazlar ise satışlar arasında en yüksek payı alıyor. 2024 yılında yaklaşık 2.5 milyon adet seviyesine ulaşan pazar hacmi ise 2025 yılında 3 milyon sınırına yaklaştı. Paylaşılan güncel verilere göre, 2026'nın ilk yarısında da çift haneli büyüme eğilimini sürdüren klima pazarının, yıl sonunda yaklaşık 3 milyon adetlik seviyesini koruması öngörülüyor. Sektör genelinde, hava sıcaklıklarının bu şekilde seyretmesi ve yoğun talebin devam etmesi halinde, yıl sonu kapanış rakamlarının bu tahminlerin de üzerine çıkabileceği belirtiliyor.
İkinci Yarıda Toparlanma

2020 yılında 4,6 milyar dolar olan sektör ihracatı, 2021'de hızlı bir sıçramayla 6,2 milyar dolara ulaştı. 2024 yılına gelindiğinde Avrupa pazarındaki durgunluk, yeşil dönüşüm uyum süreçleri ve artan maliyetler nedeniyle ihracatta binde 3'lük sınırlı bir daralma (7,14 milyar dolar) yaşansa da sektör hızla toparlandı. 2025 yılında yeniden yükseliş fazına geçerek yüzde 3,5'lik bir artış kaydeden iklimlendirme sanayisi, yılı yaklaşık 7,4 milyar dolarlık ihracat hacmiyle tamamladı. İklimlendirme sektörünün alt kırılımlarına baktığımızda ise tesisat sistem ve elemanlarında 2,78 milyar dolar, ısıtma sistem ve elemanlarında 1,42 milyar dolar, soğutma sistem ve elemanlarında 1,23 milyar dolar, havalandırma sistem ve elemanlarında 943 milyon dolar, klima sistem ve elemanlarında 833 milyon dolar ve yalıtım malzemelerinde 177 milyon dolar ihracat gerçekleşti. Sektör temsilcilerine göre bu yılın ilk çeyreği geçtiğimiz yıla göre düşüşle başlasa da rakamlar yılın ikinci yarısında toparlanacak. Şimdiden 2026 Ocak-Mayıs arası dönemde 3 milyar dolar düzeyinde ihracat gerçekleşmiş durumda.
Türk Üreticiler İçin Yeni Fırsatlar
Avrupa'nın önemli üretim üslerinden biri olan Türkiye, özellikle soğutma ekipmanları, klima sistemleri, havalandırma ürünleri ve endüstriyel soğutma alanlarında güçlü bir üretim altyapısına sahip. Önümüzdeki dönemde ise sektörün en önemli ihracat pazarı Avrupa Birliği ülkeleri olmaya devam edecek. Bunun yanında Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türk Cumhuriyetleri ve Sahra Altı Afrika ülkelerinde önemli fırsatlar barınıyor. ABD pazarında da özellikle enerji verimli ürünlere yönelik talebin artması Türk üreticileri için yeni fırsatlar oluşturuyor. Yakın coğrafyalara hızlı teslimat yapabilme avantajının da önümüzdeki dönemde daha da değer kazanacağı düşünülüyor.
Sarsıcı Sıcaklıklara Karşı Artan Talep
İhracatımızın yarısından fazlasının gerçekleştiği Avrupa Birliği ülkeleri, hazirandan bu yana tarihinin en sıcak günlerini yaşıyor. Aşırı sıcaklar nedeniyle can kayıpları artarken, geleneksel olarak serinleme ihtiyacının düşük olduğu kıtada, klima kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Ancak Avrupa'nın bu ihtiyacı, bazı ülkelerde cephe estetiği kuralları, tarihi yapı izinleri ve katı gürültü yönetmelikleri gibi bürokrasi duvarlarına takılabiliyor. Buna rağmen iklim değişikliği, pazardaki talebi durdurulamaz bir noktaya taşıdı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, ABD ve Japonya'da klima sahipliği yüzde 90 seviyesindeyken, Avrupa genelinde bu oran henüz yüzde 20'lerde seyrediyor. AB Komisyonu verileri ise dönüşümün hızını ortaya koyuyor. Zira 1990'da 7 milyonun altında olan oda tipi klima sayısı, 2020'de 57 milyona ulaştı. Mevcut eğilim sürerse, 2030'da kıtadaki toplam cihaz sayısının 100 milyonu aşması ve hanelerin yüzde 35'ine ulaşması bekleniyor. Bölgesel olarak bakıldığında Güney Avrupa ülkeleri öne çıkıyor. İtalya'da hanelerin yüzde 53,5'inde, Yunanistan'da yarısında, İspanya'da ise yüzde 41'inde klima bulunuyor. Kuzey ve Batı Avrupa'da oranlar düşük olsa da son sıcak dalgalarıyla birlikte Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde de satışlar hızla katlanıyor. Bu durum, soğutma amaçlı enerji tüketimini son 10 yılda ikiye katlayarak 80 bin terajulun üzerine çıkarırken, Avrupa genelinde şebekeleri zorlayan yeni bir yaz dönemi elektrik yükü oluşturuyor.
Veri Merkezlerinden Doğan Fırsatlar
Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, veri merkezi yatırımlarının dünya genelinde hızla artması ise iklimlendirme sektöründe adeta yeni bir oyun alanı açıyor. Çünkü veri merkezlerindeki enerji tüketiminin önemli bir bölümü soğutma sistemlerinden kaynaklanıyor ve yüksek verimli soğutma çözümleri de öne çıkmaya başlıyor. İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Bastaş, "Özellikle yüksek işlem gücü kullanan yapay zeka sunucularının oluşturduğu yoğun ısı yükü, klasik iklimlendirme sistemlerinin ötesinde daha gelişmiş ve enerji verimli çözümlere ihtiyaç doğuruyor" diyor. Bu yüzden özellikle de sıvı soğutma teknolojileri, doğrudan çip soğutma sistemleri, hibrit soğutma uygulamaları ve yapay zeka destekli enerji yönetim sistemleri önümüzdeki dönemin en hızlı gelişen alanları olacak. Bastaş, bu gelişen alanların önemli iş fırsatları oluşturacağına dikkat çekiyor.
Stratejik Rol Oynayan Yerli Teknolojiler
"Sektörümüz son yıllarda ısı pompası teknolojilerine ciddi yatırımlar yaptı" diyen Soğutma Sanayi İş İnsanları Derneği (SOSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Yıldırım, Avrupa'da fosil yakıtlardan uzaklaşma süreci ve enerji dönüşümü politikaları nedeniyle ısı pompalarına olan talebin arttığına değiniyor. Türk üreticilerin bu alanda hem üretim kapasitesini hem de teknoloji seviyesini yükseltiyor olmasını da yorumlayan Yıldırım, yenilenebilir enerji sistemleriyle entegre çalışan çözümlerin önümüzdeki dönemin en hızlı büyüyen alanlarından biri olacağını vurguluyor. Yıldırım, kompresör teknolojileri, elektronik kontrol sistemleri, ileri malzemeler ve çevre dostu soğutucu akışkanlar konusunda yerli teknolojilerin geliştirilmesinin ise Türkiye'nin küresel rekabet edebilirliğinde stratejik bir rol oynayacağını düşünüyor.
Uyum Maliyetinden Fazlası

Yeşil Mutabakat başlangıçta sektör için bir uyum maliyeti oluşturuyor gibi görünse de uzun vadede önemli fırsatlar sunuyor. Karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimli ürün tasarımı ve sürdürülebilir üretim süreçleri artık rekabetin temel unsurları haline geliyor. Üreticiler, enerji verimliliği kriterleri ve çevreci soğutucu gaz kullanımına yönelik kurallar sebebiyle daha düşük karbon ayak izine sahip, yüksek verimli ve sürdürülebilir ürünler geliştirmeye başlıyor. Bu süreç kısa vadede firmalar için sertifikasyon, teknoloji yatırımı ve üretim maliyetlerinde artış anlamına gelse de gerekli dönüşümü sağlayan şirketler Avrupa pazarında daha güçlü konum elde edecek ve yüksek katma değerli ihracat fırsatlarını artıracak.
"R290'lı Isı Pompaları Yaygınlaşıyor"
"İklim hedefleri ve mevzuat değişiklikleri, sektörün kullandığı soğutucu akışkan teknolojilerini yeniden şekillendiriyor" diyen İSKİD Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, R290'lı ısı pompalarının yaygınlaştığının bilgisini veriyor. Korun, manyetik yataklı kompresörlerin, yağsız çalışan ve R600a gibi düşük küresel ısınma potansiyeli (GWP) olan doğal soğutucu akışkanlı kompresörlerin, düşük ses seviyesi odaklı tasarımların, karbondioksit gazlı rooftopların, ev tipi iklimlendirmede ısı geri kazanımlı kompakt sistemlerin güncel gelişmeler olduğunu anlatıyor. Korun, önümüzdeki dönemde sektörün sadece cihaz geliştirmeye değil, sistem yaklaşımına daha fazla odaklanacağını düşünüyor. Korun, "Binanın mimarisi, yalıtımı, enerji altyapısı, havalandırma sistemi ve kullanıcı davranışlarıyla birlikte değerlendirilen çözümler önem kazanacak" diye konuşuyor. Çünkü binalarda enerji tüketiminin önemli bir bölümünü oluşturan HVAC sistemlerinin optimize edilmesi, artık sürdürülebilir bina hedeflerinin temel bileşenlerinden biri haline geldi.
Akıllı Binaların Sektörü Dönüştürme Gücü
Önümüzdeki 5 yılın trendlerini belirleyecek en önemli gelişmelerden biri ise akıllı binalar sayesinde yaşanacak. Çünkü akıllı binaların yaygınlaşması, sensör teknolojilerini, otomasyon sistemlerini ve IoT tabanlı çözümleri sektörün temel unsurları haline getiriyor. Sektör temsilcilerine göre önümüzdeki dönemde yapay zeka destekli HVAC sistemleri sayesinde cihazlar, kullanım alışkanlıklarını analiz ederek enerji tüketimini optimize edecek, arıza tahmini yapabilecek ve bina yönetim sistemleriyle entegre çalışabilecek. Diğer yandan konut içerisinde iç hava kalitesini (IAQ) artıracak çözümler de öne çıkacak. Aslında bu talep yeni değil ve pandemiyle birlikte başladı. Evden çıkamadığımız o günler havalandırmanın önemini artırdı ve iç hava kalitesini sağlıklı bina tasarımının ve sürdürülebilir yaşam alanlarının temel unsurlarından biri yaptı. Sektör yatırımları açısından da Ar-Ge çalışmalarının daha fazla hava kalitesi teknolojilerine yöneldiği görülüyor. Filtre teknolojileri, hava temizleme sistemleri, UV-C uygulamaları, düşük enerji tüketimli fan ve motor teknolojileri, sensör sistemleri ve dijital izleme platformları önümüzdeki dönemde büyüme alanları arasında yer alacak.
Enerji Tasarrufu Şart
Avrupa Klima ve Soğutma Müteahhitleri Derneği (AREA) Başkanı Marco Buoni de sektörün şu anda büyük bir değişim içinde olduğunu, FBS'den alternatif soğutucu akışkanlara geçildiğini ve F gazlarının azaltıldığını anlatıyor. "Sektörümüz sadece klima ve buzdolapları yanında aynı zamanda arabalar, metrolar, uçaklar, veri merkezleri ve güç santralleri için de hayati öneme sahip" diyen Buoni, "Soğutma sistemleri olmadan internete, bilgisayarlara ve hatta taze gıdaya ulaşmamız mümkün değil" diye uyarıyor. Örneğin soğuk zincirdeki sorunlar nedeniyle gıdaların yaklaşık yüzde 20'si daha başlangıç aşamasında israf ediliyor. Buoni, "Sektör, toplumun tükettiği toplam enerjinin yüzde 25'ini harcıyor, bu yüzden büyümeye devam ederken enerji tasarrufu yapmamız şart" diye belirtiyor. 'Akıllı Soğutma' (Cool Intelligence) kavramına odaklanmamız gerektiğine de değinen Buoni, "Tasarıma ve tahmine dayalı bakıma (predictive maintenance) da önem vermeliyiz" diye uyarıyor. Buoni, sistemlerden gelen verileri kullanarak arızaları önceden tahmin edip önleyebilirsek, çok büyük miktarda enerji tasarrufu sağlanabileceğinin altını çiziyor.
Pilot Projenin İlk Sonuçları

Türkiye'nin 2053 net sıfır karbon hedefi ve 2027'de yürürlüğe girecek F-Gaz yasakları doğrultusunda, perakende sektöründe tarihi bir dönüşümün meşalesi yakıldı. Uluslararası İklim Girişimi (IKI) destekli Cool Up Programı, UNDP ve İklim Değişikliği Başkanlığı iş birliğiyle Türkiye'de bir pilot uygulamaya imza attı. A101 ve SOSİAD ortaklığıyla yürütülen projede, İstanbul, Antalya, Gaziantep ve Ağrı'daki dört mağazada çevreye zararlı R404A gazlı geleneksel sistemler rafa kaldırıldı. Yerine, iklim üzerindeki etkisi yok denecek kadar az olan doğal propan (R290) bazlı yeni nesil dikey soğutma dolapları kuruldu. Projenin ilk sonuçlarını değerlendiren UNDP Cool Up Projesi Ulusal Koordinatörü Zeynep Gökçen Aşan, farklı iklim bölgelerinden gelen ilk verilerin şimdiden yüzde 15 ila yüzde 20 arasında emisyon azaltımı sağladığını söylüyor. Aşan, "Karbondioksit, amonyak ve diğer düşük küresel ısınma potansiyeline sahip alternatif teknolojiler de sektörün gündeminde olmalı. Artık bu teknolojileri daha fazla konuşmalı, değerlendirmeli ve yaygınlaştırmalıyız" sözleriyle projeyi değerlendiriyor.
2026 Trendleri
Veri merkezi soğutma sistemleri: Yapay zeka ve bulut bilişim yatırımlarındaki artışla birlikte yüksek ısı yükünü yönetebilen ileri soğutma çözümlerine talep hızla yükseliyor.
Yapay zeka destekli HVAC: Sistemler artık kullanım alışkanlıklarını analiz ederek enerji tüketimini optimize eden ve arıza tahmini yapabilen akıllı yapılar haline geliyor.
Isı pompaları: Düşük karbon hedefleri doğrultusunda hem ısıtma hem soğutmada yüksek verim sağlayan çevreci bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Akıllı bina teknolojileri: Sensörler, IoT ve otomasyon sistemleri sayesinde binalar enerji kullanımını anlık olarak yönetebilir hale geliyor.
Enerji verimli iklimlendirme sistemleri: Artan enerji maliyetleri ve çevre regülasyonları, düşük tüketimli ve yüksek verimli sistemleri sektörün temel standardı haline getiriyor.