Bölgesel Üs Olma Yolunda
Japon boya devi Nippon Paint ile 2019’da kurduğu stratejik ortaklığın ardından Türkiye’yi bölgesel üretim ve inovasyon merkezine dönüştürme hedefiyle ilerleyen Nippon Paint-Betek, şimdi anadolu’da ortak girişim modeliyle yeni bir büyüme ağı örüyor. Genel müdür Hasan Gökhan Güner, teknoloji, sürdürülebilirlik ve bölgesel liderlik yolculuğunu anlattı.
Altı yıl önce Japonya'nın boya devi Nippon Paint'in çatısı altına giren Betek Boya için bu ortaklık yeni bir büyüme hikayesinin başlangıcı oldu. Altı yıl içinde üretim kapasitesini artıran, Türkiye operasyonunu Kazakistan ve Mısır'ı kapsayan bölgesel bir merkeze dönüştüren şirket, şimdi büyümenin yeni adresi olarak Anadolu'ya yöneliyor. Diyarbakır'da hayata geçirilen ortak üretim modeliyle yerel sanayicilerle güç birliğine giden Nippon Paint-Betek, benzer iş birliklerini farklı şehirlerde yaygınlaştırmaya hazırlanıyor. Hedef, Türkiye'yi boya ve yalıtım sektöründe Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya'yı kapsayan geniş coğrafyanın üretim, inovasyon ve teknoloji merkezi haline getirmek.
Bu dönüşümün somut adımları da peş peşe geliyor. Geçen yıl Gebze'de 15 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan yeni su bazlı boya tesisi şirketin üretim kapasitesini 345 bin tona çıkarırken, Türkiye operasyonu Kazakistan ve Mısır'ın da dahil olduğu bölgesel bir merkeze dönüştürüldü. Nippon Paint-Betek Genel Müdürü Hasan Gökhan Güner'e göre Türkiye, coğrafi konumu, sanayi altyapısı ve lojistik gücü sayesinde küresel boya sektöründe bölgesel üs olmaya aday ülkelerin başında geliyor. Şirket de bu avantajı üretimden Ar-Ge'ye, dijitalleşmeden sürdürülebilirliğe kadar uzanan yatırımlarla destekliyor. Güner ile Türkiye'nin boya sektöründeki dönüşümünü, Anadolu merkezli yeni büyüme modelini, sürdürülebilirlik çalışmalarından yeni ihracat pazarlarına kadar önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini konuştuk…
Yapay Zeka Artık Renk Danışmanı
Boya sektörü tüketici deneyiminde sunduğu dijital çözümlerle rekabet ediyor. Nippon Paint-Betek'in geliştirdiği yapay zeka destekli 'Hey Filli' platformu, evin aldığı ışığa, dekorasyon tarzına ve kullanım amacına göre renk önerileri sunuyor. Sistem bugüne kadar yaklaşık 1 milyon soruyu yanıtladı. Şirketin i-Colour uygulaması ise tüketicilerin duvarlarının fotoğrafı üzerinde farklı renkleri anında deneyebilmesine imkan tanıyor. Üretim tarafında ise MES sistemleri, otomasyon çözümleri ve SAP HANA dönüşümüyle fabrikalarda veriye dayalı yönetim modeli güçlendiriliyor. Ar-Ge tarafında geliştirilen Nucleus teknolojisi, kendi kendini temizleyen, nefes alan ve su iticiliği yüksek dış cephe boyalarıyla sektörün yeni standartlarını belirlemeyi hedefliyor.

Betek Boya olarak 2025 yılını nasıl geçirdiniz? 2026 yılı hedefleriniz nelerdir?
2019 yılında, Japonya merkezli Nippon Paint Holding ile gerçekleştirilen güç birliğinin ardından Nippon Paint-Betek olarak, 2025 yılında yatırımlarımıza bölgesel üretim ve inovasyon üssü olma odağında yön verdik. Betek'i sadece bugünün değil, geleceğin de sektöre yön veren şirketi olarak konumlandırarak bizi daha ileriye taşıyacak stratejik adımlarımızı hızlandırdık. Bu anlayışla şirketimiz, 15 milyon dolarlık yatırımla kasım ayında Gebze'de yeni su bazlı üretim tesisini devreye aldı. Şirketimizin ana lokomotifi olan dekoratif boyalar segmentinin en büyük hacmini oluşturan su bazlı boyalarımızı yeni bir faza taşıyacak, Betek'in gelecek 10 yıllık ihtiyacını karşılamak üzere hizmet verecek 2. Su Bazlı Üretim Tesisimiz, son yıllardaki en büyük yatırım hamlemiz. Yıllık 225 bin ton üretim kapasitesiyle Nippon Paint-Betek'in toplam kapasitesini 345 bin tona çıkaran ve 2004 yılından bu yana faaliyet gösteren Gebze Üretim Tesisi'ne ek olarak kurulan yeni tesisimiz ile hem üretim ve ürün kalitesinde hassasiyetin artırılmasını hem de inovasyon odaklı büyüme vizyonumuzun güçlenmesini hedefliyoruz. Bu yıl ise Diyarbakır'da hayata geçirdiğimiz bölgesel üretim ortaklığı ile sahaya daha yakın, daha çevik ve daha esnek bir üretim modeline geçiyoruz. Yani bölgedeki bir fabrika ile anlaşıp bütün üretimlerine alım garantisi veriyoruz. Dengeli ve sürdürülebilir şekilde büyümek amacıyla bu yaklaşımı önümüzdeki dönemde farklı bölgelerde de yaygınlaştırmayı planlıyoruz.
2019 yılında Japon Nippon Paint çatısı altına girdiniz. Bu adım Betek'e hangi alanlarda katkı sağladı? Japon kültürüyle Türk iş yapış biçimini nasıl harmanladınız?
Filli Boya ile çeyrek asırdır Türkiye pazarındayız. Nippon Paint birleşmesiyle birlikte, Betek'in yerel gücü küresel bir vizyonla taçlandı. Bugün, Nippon Paint, 145 yıllık köklü geçmişiyle Asya'nın lideri olan ve dünya nüfusunun içinde 5 milyara ulaşan bir etki alanına sahip. Nippon Paint'in tecrübesi, teknolojik gücü ve kurumsal yönetim anlayışıyla entegre olmak, Filli Boya'ya Ar-Ge'den dijitalleşmeye, sürdürülebilirlikten üretim verimliliğine kadar birçok alanda ciddi kazanımlar sağladı. Bu sinerji sayesinde sadece Türkiye'de değil, bölge coğrafyasında da standartları belirleyen, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunan bir teknoloji üssü olarak yolumuza devam ediyoruz.
Türkiye'nin Nippon Paint organizasyonunda 'bölgesel merkez' konumuna yükselmesi ne anlama geliyor?
Türkiye sahip olduğu stratejik avantajlarla bölgesel bir üretim ve lojistik merkezi 'hub' olma yolunda güçlü bir konumda yer alıyor. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya'nın kesişim noktasında yer alan ülkemiz, çok çeşitli pazarlara kısa sürede erişim imkanı sunuyor. Bu özellik, Avrupa Birliği'nin karbon nötr hedefleri doğrultusunda üretimi daha yakın coğrafyalara kaydırma stratejisiyle birleştiğinde Türkiye'yi öne çıkaran önemli bir avantaj. Nippon Paint-Betek olarak biz de 2025 yılı itibarıyla organizasyonel yapımızda önemli bir dönüşüm gerçekleştirerek Türkiye'yi Kazakistan, Mısır ve çevre coğrafyaların stratejik merkezi konumuna yükselttik. Sorumluluk coğrafyasında üretim, inovasyon, Ar-Ge ve teknoloji üssü olarak konumlanan Nippon Paint-Betek, böylece bölgesel büyüme, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı yeni bir dönemi başlatmış oldu.

Yeni dönemde büyüme stratejinizin temel ayakları neler olacak?
Büyüme stratejimizi üç temel üzerine kurduk: Birincisi operasyonel verimliliği daha da artırarak, belirsizliklere karşı dayanıklı bir yapı oluşturmak. İkincisi inovatif ve sürdürülebilir ürünlerle fark yaratırken, tüketici beklentilerinin ötesine geçen çözümler ve değer sunarak pazar payımızı korumak. Üçüncü olarak da insan kaynağımıza yatırım yapmayı, dijitalleşme ve yetkinlik gelişimini hızlandırmak.
İnşaat sektöründeki yavaşlama dekoratif boya pazarını nasıl etkiliyor?
Mevcut konjonktürdeki geçici durgunluğun aksine, dekoratif boya ve inşaat malzemeleri pazarında dengeli bir hareketlilik döneminin eşiğindeyiz. Son iki yıldır emlak fiyatlarında yaşanan durağanlığın, 2026 yılı itibarıyla halkımızın elindeki biriken altın servetinin gayrimenkule kaymasıyla kademeli bir gayrimenkul hareketliliğine dönüşeceği öngörülüyor. Merkez Bankası verilerinin de işaret ettiği gibi, altın yatırımının fiyat bazlı bir doyuma ulaşmasıyla birlikte tarihsel döngü, yatırımcının gayrimenkule ve konut yenileme alanına yöneleceğini gösteriyor. Bu eğilim, pazarda makul ve istikrarlı bir ivme yaratacaktır. Aynı zamanda bazı sanayi kentlerimizde de yeni yatırımlar konusunda bir hareketlilik göze çarpıyor. Türkiye'nin bölgesel bir üretim üssü olma potansiyeliyle birleşen bu süreçte; sanayi boyalarından inşaat boyalarına uzanan geniş ürün yelpazemiz ve ısı yalıtımındaki teknolojik uzmanlığımızla sanayicilerimizin ve iş dünyasının her aşamada güçlü çözüm ortağıyız. İnovatif iç ve dış cephe boyalarımızdan yalıtım sistemlerimize kadar tüm ürünlerimizle bu yeni dönemde de pazardaki yerimizi koruyoruz.

Avrupa Yeşil Mutabakatı boya sektörünü nasıl dönüştürüyor?
Avrupa Yeşil Mutabakatı, boya ve kimya sektörünü köklü bir sürdürülebilirlik dönüşümüne yönlendiriyor. Özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve 'Sürdürülebilir Kimyasallar Stratejisi', ham madde tedarikinden üretim süreçlerine kadar karbon ayak izinin düşürülmesini ve zararlı kimyasal kullanımının minimuma indirilmesini şart koşuyor. Bu durum, boya sektöründe geleneksel formüllerden, düşük VOC (uçucu organik bileşik) değerine sahip, biyo-tabanlı ve geri dönüştürülebilir döngüsel ürünlere geçişi hızlandırıyor. Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlığı ve bölgesel bir üretim üssü olma potansiyeli göz önüne alındığında, Yeşil Mutabakat kurallarına uyumu bizim için sadece bir zorunluluk değil, küresel rekabette öne çıkma fırsatı olarak görüyoruz. Ar-Ge yatırımlarımız ve üretim tesislerimizde yürüttüğümüz enerji verimliliği projeleriyle bu dönüşüme öncülük ediyor, karbon yönetimini kurumsal stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz.
Elektriğin Yüzde 35'i Güneşten Gelecek
Şirket sürdürülebilirliği büyüme stratejisinin merkezinde konumlandırıyor. Gebze, Kayseri ve Balıkesir tesislerinde yürütülen enerji verimliliği projeleriyle doğal gaz ve elektrik tüketiminde önemli tasarruflar sağlanırken, yeni su bazlı boya tesisinde yüzde 20'ye varan enerji verimliliği elde edildi. Bir sonraki hedef ise daha büyük: Tüm fabrikalarda kullanılan elektriğin yüzde 35'ini güneş enerjisinden karşılamak. Şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir ayağını da Dalmaçyalı markası oluşturuyor. Yapılan araştırmalara göre doğru uygulanan ısı yalıtımı, binalarda enerji tüketimini yüzde 60'a kadar azaltabiliyor. Güner, bugüne kadar gerçekleştirilen uygulamalar sayesinde yaklaşık 33 milyon ton karbon salımının önüne geçildiğini söylüyor.

Çevre dostu ve sürdürülebilir ürünlere yönelik talep Türkiye'de gelişiyor mu?
Evet, Türkiye'de sağlık ve çevre bilincinin artmasıyla birlikte çevre dostu ve sürdürülebilir ürünlere yönelik talep de gelişiyor. Tüketiciler artık iç mekan hava kalitesini etkileyen doğal içeriklere, düşük koku seviyelerine ve zararlı kimyasal barındırmayan formüllere büyük önem veriyor. Biz de Filli Boya olarak, birey ve toplum sağlığını destekleme anlayışımız doğrultusunda 'Sağlığa Duyarlı Boyalar' kategorisinde özel nitelikli ürünler geliştirmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz Momento Life serimiz; formaldehit, koruyucu maddeler ve VOC/sVOC içermeyen yapısıyla iç mekanların hava kalitesini korumayı ve iyileştirmeyi amaçlayan yenilikçi yaklaşımımızın en güçlü örneği. Ürünün sahip olduğu MAS Certified Green sertifikası da sağlıklı iç mekan arayışında olan kullanıcılar için güven sunuyor.
Isı yalıtımı tarafında enerji verimliliği konusunda nasıl bir bilinç oluştuğunu gözlemliyorsunuz?
Ülke olarak kullandığımız enerjinin yaklaşık yüzde 70'ini ithal ediyor ve bunun yaklaşık yüzde 35'ini konut ve benzeri yapılarda tüketiyoruz. Binalarda tüketilen enerjinin yüzde 80'i ise ısıtma ve soğutmada kullanılıyor. Dolayısıyla ısı yalıtımı sadece kışın doğalgaz faturalarını düşürmek konusunda değil yaz aylarında klimaların elektrik faturası üzerindeki yükünü azaltmak adına da kritik bir ihtiyaç. Dış cephe ısı yalıtımı alanında faaliyet gösteren markamız Dalmaçyalı 2003 yılında faaliyete başladığında binaların yüzde 98'inde ısı yalıtımı bulunmuyordu. Bugün bu oran ısı yalıtımının öneminin anlaşılmasıyla beraber yüzde 70 seviyelerine kadar geriledi. O tarihten bu yana yaklaşık 290 milyon metrekare mantolamaya imza attık. Bu, 3 milyonu aşkın konut ve 12 milyon kişiye ulaşan bir dönüşümle birlikte 15 milyar metreküp daha az doğal gaz kullanımı demek. Böylece Bolu ormanlarının yıllık karbon emiliminin yaklaşık 24 katına denk gelen 33 milyon tonun üzerinde karbondioksit eşdeğeri sera gazı salımını engelledik.
Ar-Ge yatırımlarında öncelik verdiğiniz alanlar hangileri?
Ar-Ge yatırımlarımızı gerçekleştirirken iki temel strateji üzerinde duruyoruz; inovatif ürünler geliştirerek yeni kategori açmak ve mevcut ürünlerimizde performansı artırmak. Akademik iş birlikleri de bu alanda bize güç veriyor. Gebze Teknik Üniversitesi ile imzaladığımız protokol kapsamında boya sektörü Ar-Ge'sinin geleceğine katkı sağlayacak uzmanları yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bu konuda en yenilikçi örneklerimizden biri, dört yıllık yoğun Ar-Ge süreci ve Türkiye, Japonya, Avustralya ve Çin'deki Ar-Ge ekiplerinin iş birliğiyle geliştirilen Filli Boya'dan Nucleus ürünümüz oldu.
Anadolu'daki büyüme potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Anadolu'daki pazar potansiyelini ve iş ortaklarımızın gücünü çok önemsiyoruz. Yirmi yılı aşkın süredir devam eden yolculuğumuzda en büyük gücümüzü her zaman değerli paydaşlarımızdan aldık. Bugün Gebze, Balıkesir ve Kayseri'deki üretim üslerimizin ardından, Anadolu'daki bu potansiyeli en verimli şekilde değerlendirmek adına stratejik adımlar atıyoruz. Bu stratejinin en yeni adımı olarak, operasyonel anlamda sahaya daha yakın, daha çevik ve daha esnek bir yapı oluşturmak amacıyla Diyarbakır'da bölgesel bir üretim iş birliğini hayata geçirdik. 2011 yılından bu yana Diyarbakır OSB'de ısı yalıtımı alanında kaliteli ve etkili çözümler sunan değerli iş ortağımız İzoset ile Favori markamız adına güçlerimizi birleştirdik. Bu iş birliği kapsamında, dış cephe levhası başta olmak üzere mantolama ürünlerinin üretimine başladık. Öyle ki, İzoset'le yaptığımız bu güçlü ortaklık sayesinde artık gönül rahatlığıyla "Diyarbakır'da da bir fabrikamız var" diyebiliyoruz.
Diyarbakır'daki bu hamlemizle birlikte, ısı yalıtımı kategorisinde bölgeye doğrudan hizmet sunmanın gururunu yaşarken, sahada çok daha esnek ve hızlı aksiyon alabilen bir üretim modeline geçiyoruz. Temel amacımız yalnızca büyümek değil; katma değerli ürünlerimiz ve güçlü dağıtım ağımızla dengeli, sürdürülebilir bir büyüme sağlamak. Global tecrübemizi, yerel dinamiklerin gücüyle birleştirerek Anadolu'ya aktarmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde bu bölgesel üretim modelini farklı coğrafyalarda da yaygınlaştırmayı planlıyor; Türkiye genelinde bizimle aynı vizyonu paylaşacak yeni yerel firmalarla stratejik iş birlikleri yapmak üzere arayışlarımızı sürdürüyoruz.
Hangi ihracat pazarları öncelikli hedefiniz?
2025 yılı itibarıyla gerçekleştirdiğimiz organizasyonel dönüşüm doğrultusunda, Türkiye'yi çevre coğrafyaların stratejik merkezi konumuna yükselttik. Bu doğrultuda, sorumluluk alanımızda yer alan Kazakistan ve Mısır başta olmak üzere çevre coğrafyalar öncelikli hedef pazarlarımız arasında yer alıyor. Türkiye'yi bu bölgelerin üretim, inovasyon, Ar-Ge ve teknoloji üssü olarak konumlandırarak bölgesel büyüme odaklı bir ihracat stratejisi yürütüyoruz.
Yeni Nesil Bayilik modelinizden bahsedebilir misiniz?
2018 yılında 20 pilot bayi ile başlattığımız Yeni Nesil Bayilik (YNB) sistemimiz, bugün 81 ilde 415 bayiye ulaşmış durumda. 2028 yılı sonuna kadar hedefimiz, bayi sayımızı 750'ye çıkararak dijitalleşmiş, verimliliği yüksek, müşteri deneyimi odaklı bir bayi ağı oluşturmak.
Evin Rengine Hanımlar Karar Veriyor
Türkiye'de konutların ortalama 5 yılda bir boyandığını söyleyen Hasan Gökhan Güner'e göre bunun en önemli nedeni boyaların artık çok daha dayanıklı hale gelmesi. Şirket olarak evlerin 3-4 yılda bir yenilenmesini tavsiye ettiklerini belirten Güner, tüketici davranışlarında renk trendlerinin belirleyici olduğunu söylüyor. Bugün nötr tonlar ve açık renkler hala liderliğini koruyor. Filli Boya'nın en çok tercih edilen renklerinden biri olan 'Kumbeyazı' bugüne kadar yaklaşık 700 bin evde kullanıldı. Kendi evindeki boya tercihine ilişkin soruya ise Güner gülerek yanıt veriyor:
"Bizim evde açık renkleri eşim tercih ediyor. Boya rengine erkekler karar vermez, hanımlar verir. Biz de evimizi kumbeyazına boyuyoruz."