Yatırımcı için seçici olma dönemi

YAZIKAAN ATALAY 10:17 - 06.07.2026, Pazartesi

Yapay zekaya harcanan milyarlarca dolara, gerek tüketicinin gerek şirketlerin bu teknolojiyi benimseme hızındaki ivmelenmeye rağmen getiriler ve kazançlar hala büyük ölçüde varsayımdan ibaret. Bu da piyasalarda alarm zillerinin çalmasına ve yatırımcıların giderek daha seçici davranmasına yol açıyor.

Piyasalarda teknoloji hisselerinin geleceğine dair endişeler hızla tırmanıyor, bu da başta borsalar olmak üzere ekonominin her alanında keskin dalgalanmalara yol açıyor. Yatırımcıların özellikle enflasyon ve faiz oranlarının bu yıl yükseleceği beklentisinin güçlenmesiyle birlikte yapay zeka (YZ) hisselerinin değerlemesini sorguladığı, bu sorgulama neticesinde de endişelenenlerin sayısının hızla arttığı görülüyor. Piyasalar, Fed'in bu yıl faiz artırımına gitme olasılığının artması karşısında şirketleri yeniden fiyatlama eğiliminde. Faiz oranlarının yükseleceğine dair korkular, teknoloji devlerinin başta veri merkezleri olmak üzere ilgili altyapılara yapmayı planladığı trilyonlarca dolarlık harcamayı finanse etmek için yeni kaynak arayışına girmiş olmasıyla birleştiğinde piyasaları iyice hırçınlaştıran bir belirsizlik durumu ortaya çıkıyor. YZ şirketlerinin hisselerine talep hala yüksek, ancak belirsizliklerin öngörülemez bir hızla arttığı bir dönemde bugün yatırım yapılan varlıkların ilerleyen süreçte mevcut değer seviyelerini koruyamayabileceğine dair endişeler de giderek tırmanıyor.

Bu durum piyasaları yapay zeka yatırımları konusunda daha seçici hale getiriyor. Yatırımcılar artık kazanç dağıtımı, parasallaştırma, yatırım harcamaları disiplini ve fon getirileri hakkında daha net kanıtlar istiyor. Bu, bir rejim değişikliği yaşandığı anlamına gelmiyor ancak pozisyonların radikal bir şekilde gözden geçirildiği aşikar. Dolayısıyla YZ hikayesi bitmiş değil belki ama aylardır yaşanan çılgınca coşkunun sonuna gelmiş olabiliriz. Bundan sonra yatırımcıların çok daha hesaplı ve temkinli hareket edeceğini göz önüne aldığımızda, özellikle YZ sektöründe yaşanan gelişmeleri, bir bütün olarak teknoloji sektörünü biçimlendiren ve yönlendiren dinamikleri, spesifik olarak da şirketlerin performansını ve mali durumunu yakından ve eleştirel bir gözle takip etmek, gerek genel ekonominin gidişatını anlamak isteyenler gerek yatırımlarından maksimum kazancı elde etmeyi amaçlayanlar için olmazsa olmaz bir şart haline geldiğini söyleyebiliriz. Biz de bu doğrultuda YZ patlamasındaki son durumu incelemeye, bunu yaparken de mevcut görünümü ortaya çıkaran ve bundan sonra da etkilemeye devam edecek temel dinamikleri saptamaya ve analiz etmeye çalışacağız.

YZ patlaması hisse senetlerinde aşırı değerlenmeye yol açtı. ABD'deki en büyük 500 şirketin hisse senetlerini kapsayan S&P 500 endeksinde son beş yılda neredeyse yüzde 804'lük bir yükseliş yaşandı. Bu sıçrama, başta Alphabet, Amazon, Apple, Meta, Microsoft, Nvidia ve Tesla'dan oluşan 'muhteşem yedili' olmak üzere, YZ patlamasında pay sahibi büyük teknoloji hisselerinden kaynaklandı. Bu durum karşısında yatırımcılar doğal olarak teknoloji hisselerinde yoğunlaştı ancak bu yoğunlaşmanın kapsamı ve boyutları eşi benzeri görülmemiş bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor: YZ bağlantılı 41 hisse senedi şu anda S&P 500'ün piyasa değerinin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu durumun yarattığı risklere dikkat çekmeye çalışan uzmanlara göre, 1970'lerdekine benzer bir enflasyon şokunun ortaya çıkması, teknoloji değerlemelerinin genel olarak aşırı yükselmiş olmasıyla ve özel kredi piyasasında yaşanabilecek potansiyel bir donmayla birleşerek menkul kıymet piyasalarında ciddi sorunlara yol açabilir.

Harcamalar çılgınca bir hızla artıyor. Goldman Sachs'a göre veri merkezlerinden çiplere kadar yapay zekaya yapılan harcamalar bu yıl 765 milyar dolar olacak. Bu rakam 2031'de de 1.6 trilyon dolara yükselecek. Banka, böylesi bir taahhüt ölçeğinin ciddi sorunlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin ya veri merkezlerinin inşasında gecikmeler yaşanırsa? Örneğin ABD'de hızla yaygınlaşan veri merkezi karşıtı halk hareketi, New York, Seattle gibi büyük şehirlerde yeni veri merkezi inşasının yasaklanması talebinin somut yasal düzenlemelere dönüşmesine yol açıyor; Amerikan kırsalında da korkunç denebilecek miktarlarda su ve enerji tüketen veri merkezlerine yoğun bir tepki ve direnç geliştiği bildiriliyor.

Taahhüt edilen sermaye ölçeğinde, uygulamadaki mütevazı gecikmeler bile bu yatırımları finanse etmek için kullanılan talep varsayımlarının ciddi şekilde gözden geçirilmesini beraberinde getirebilir. Ancak harcama planları aksamadan hayata geçirilir ve devam ederse bu da yeni bir YZ talebi dalgasına yol açabilir. Kesin olan şu ki sadece borsaların değil, küresel ekonominin geleceği bu alanda yaşanacak gelişmelere bağlı. Çünkü bugüne dek yapılan harcamaların ve bundan sonra yapılması planlanan yatırımların boyutu, son yıllarda küresel mali kaynakların ve ister istemez getiri beklentilerinin büyük bir bölümünün YZ'ye tahsis edilmiş olduğunu gösteriyor.
McKinsey Danışmanlık Grubu'na göre, YZ'den yararlanan şirketlerin oranı 2023'te yüzde 33 iken şu anda neredeyse yüzde 80'e çıktı.

McKinsey Danışmanlık Grubu'na göre, YZ'den yararlanan şirketlerin oranı 2023'te yüzde 33 iken şu anda neredeyse yüzde 80'e çıktı. Sensor Tower'ın verilerine göre, OpenAI'ın ChatGPT'si artık aylık 1 milyar aktif kullanıcıya ulaşıyor ve bu tüm uygulamalar için bir rekor.

YZ geliştiricileri için şu anki temel soru, bu geniş kamu ve özel müşteri tabanından nasıl para kazanılacağı. Şirketlerin YZ'nin sonuçları iyileştirdiğini ve yapılacak harcamayı en azından karşılayacak kadar maliyetleri azalttığını gösterebilmesi gerekiyor. Bu, onu tüm iş akışlarını oluşturmak için kullanmak anlamına geliyor. Yani YZ'nin bir görevi başından sonuna kadar yerine getirmek için kullanılabilmesi elzem fakat mevcut görünümde bu şartın karşılanabilmesi için sektörün ve teknolojinin uzun bir yol kat etmesi gerekiyor.

Claude hızla ChatGPT'yi yakalıyor. Anthropic, geçen yılın sonlarında, Claude Code aracının San Francisco bölgesindeki yazılım geliştiricileri arasında viral hale gelmesi ve ardından daha geniş bir alana yayılmasıyla OpenAI'dan zemin kazanmaya başladı. Claude Code, sohbet robotlarının arkasındaki temel teknoloji olan büyük dil modellerinin (BDM) nasıl kullanıldığı konusunda bir değişimi temsil ediyordu. Anthropic, Claude ile görevleri insan müdahalesi olmadan gerçekleştiren, teknoloji konusunda bilgili olmayan kişilerin bile yazılım oluşturmasına ve çok çeşitli görevleri yerine getirmesine olanak tanıyan otonom YZ ajanlarına bir geçişe öncülük ediyordu.

OpenAI hala çok daha geniş bir genel kullanıcı tabanına sahip ancak ABD'deki birçok internet servis sağlayıcısı genelinde kullanımları izleyen internet analiz şirketi Kentik'in verileri, Anthropic'in hızla arayı kapattığını gösteriyor. Claude'un kullanıcı trafiği, ocak ve nisan ayları arasında ChatGPT ve Google'ın Gemini'nin trafiğinden kayda değer ölçüde daha hızlı arttı; Pentagon'un mart ayında Anthropic'i bir 'tedarik zinciri riski' ilan etmesinden sonra da ciddi bir tırmanışa geçti. Kentik'in öngörüsü, Claude'un bu büyüme hızıyla ChatGPT'yi birkaç ay içinde geçebileceği yönünde.

YZ kullanımının doğasındaki vaat, bir şirketin bu araçları kullanmak için harcadığı parayı artan verimlilik sayesinde fazlasıyla geri alacağı. Bu, ekonomik verimliliğin bir ölçüsü; üretkenliğin artması her çalışandan daha fazla çıktı aldığınız anlamına geliyor. Eğer bu karşılıklı kazanç gerçekleşmiyorsa YZ değerlemelerinin ve politikalarının temelini oluşturan varsayımlar kökünden sarsılıyor.

Sorun şu ki maliyetler son dönemde tamamen kontrolden çıkıyor. Yazılım geliştiricileri kodlama için YZ ajanları kullanıyor ve en ucuz abonelikle başlayanlar çok kısa sürede en pahalı pakete geçiyor. Haber sitesi Axios, kısa süre önce, bir ayda Claude Code lisansları için 500 milyon dolar harcayan isimsiz bir şirketin haberini yaptı.

Sektörün veri merkezlerine yönelik hedefleri muazzam bir ölçeğe sahip ve bu hedeflere ulaşılması şu an itibarıyla pek mümkün görünmüyor. Bloomberg, 2025 yılında küresel olarak 23 GW büyüklüğünde bir kapasitenin inşa halinde olduğunu tahmin ediyor. Kapasite elektrik gücü cinsinden ölçülüyor, çünkü bu bir tesisin ne kadar işlem yapabileceğinin sınırını ortaya koyuyor.

2026 ile 2030 yılları arasında mevcut kapasiteye 100 GW'lık yeni bir kapasitenin ekleneceği tahmin ediliyor. Bu, mevcut kapasitenin iki katına çıkması anlamına geliyor ve bin 200 veri merkezine eşdeğer. Bu öngörünün hayata geçirilebilmesi için gereken paranın ve enerji arzının nereden geleceği ciddi bir soru işareti. Dünyanın dört bir yanındaki projelerin çoğu, şebekeyi genişletme ve enerji sağlama konusundaki politik taahhütlere dayanıyor, ancak hükümetlerin bunu gerçekleştirecek kaynakları olmayabilir.

Veri merkezleriyle ilgili ABD özelinde bir de şöyle bir durum var: ABD'de son yıllarda kamu istihdamında gidilen ciddi kısıntılara ve çok sayıda sektörde yaşanan kitlesel işten çıkarmalara rağmen GSYİH büyümeye devam etti. 2025'te yüzde 2.1, 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 1.6 arttı. Birçok uzmana göre, veri merkezi patlaması olmasaydı bu rakamlar çok daha düşük gerçekleşebilirdi. Örneğin 2025'in ilk yarısında ABD'nin GSYİH artışının yüzde 92'sini 'bilgi işleme ekipmanı ve yazılımına yapılan yatırımlar' oluşturdu.

YZ modellerinin kapasitesi her dört ayda bir ikiye katlanıyor. Örneğin Anthropic'in Claude Mythos modelinin bir insan uzmanın sekiz saat ile iki gün arasında tamamlayacağı görevlerde yüzde 50 başarı oranına ulaşacağı hesaplanıyor.
Ancak şu ana kadar istihdam üzerinde buna denk bir etki görülmedi. YZ'nin işgücünde benimsenmesinin önünde duran engeller henüz aşılabilmiş değil. Örneğin bir genel müdürün veya üst düzey yöneticinin işinin ne kadarı güvenli bir şekilde bir bota devredilebilir? Yasal açıdan hassas görevler, insan dışında herhangi bir şey tarafından yapılabilir mi? Yine de değişimin yakın olduğunu iddia edenler çoğunlukta.

BİZE ULAŞIN