'Yatırımcı Davranışları Değişti'
Piyasalarda belirsizlik ve risklerin arttığı bir dönemde yatırımcı davranışları da değişiyor. Ünlü Portföy Genel Müdürü Veli Parmaksız'a göre yatırımcılar artık günü kurtarmak yerine daha uzun vadeli düşünüyor, tek bir senaryoya bağlı kalmıyor ve çeşitlendirilmiş portföylere yöneliyor.
Yüksek faiz, jeopolitik riskler ve dalgalı piyasa koşullarının yatırım kararlarını daha karmaşık hale getirdiği bir dönemde, yatırımcı davranışları da önemli bir dönüşüm geçiriyor. Bu dönemde getirinin yanı sıra; risk yönetimi, çeşitlendirme ve profesyonel portföy kurgusu da yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor. Geleneksel yatırım alışkanlıklarından çeşitlendirilmiş portföylere geçiş hızlanırken, profesyonel portföy yönetimine ilgi artıyor.
Ülkemizin tarihsel olarak daha kısa vadeli düşünen bir yatırımcı tabanına sahip olduğunu belirten ÜNLÜ Portföy Yönetimi A.Ş. Genel Müdürü Veli Parmaksız'a göre, yüksek enflasyon, kur oynaklığı ve ekonomik belirsizlikler yatırımcının daha çok günü kurtarma refleksiyle hareket etmesine neden oldu. Ancak son birkaç yılda bu alışkanlık kırılmaya başladı ve yapısal bir dönüşüm yaşanıyor. Yeni nesil yatırımcılar küresel piyasalara daha entegre bir bakış açısıyla yetişiyor ve uzun vadeli düşünüyor.
ÜNLÜ Portföy Genel Müdürü Veli Parmaksız ile yatırım kültüründeki değişimi, 2026 piyasalarına ilişkin beklentileri ve teknoloji destekli yeni portföy yönetimi yaklaşımını konuştuk.
Türkiye'de portföy yönetim sektörünün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de portföy yönetim sektöründe son yıllarda oldukça belirgin bir dönüşüm yaşanıyor. Yatırımcılar artık tek bir varlık sınıfına odaklanan bir yaklaşım yerine daha dengeli ve çeşitlendirilmiş portföyler oluşturma eğiliminde. Bu dönüşümün en önemli sonucu şu: Yatırımcı artık "Ne alayım?" değil, "Portföyümü nasıl kurayım?" sorusunu soruyor. Bu değişimle birlikte portföy yönetim şirketlerinin rolü de yeniden tanımlanıyor. Yatırım kararlarının daha profesyonel ekipler tarafından alınması, ancak yatırımcının da bu sürecin bir parçası olarak konumlanması sektörün büyümesini destekleyen önemli bir dinamik. Biz de portföy yönetimi tarafında bu değişimi çok net şekilde gözlemliyoruz. Önümüzdeki dönemde sektörün, yatırımcıyla daha yakın çalışan, daha şeffaf ve daha bütüncül çözümler sunan yapılar etrafında büyümeye devam edeceğini düşünüyoruz.
Mevduat, altın gibi geleneksel yatırım araçlarına yatırım alışkanlığı kırıldı mı?
Yatırım alışkanlıklarının tamamen kırıldığını söylemek için erken, ancak çok net bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz. Yatırımcı artık risk yönetimine daha bütüncül yaklaşıyor ve geleneksel araçlara bakış daha stratejik bir zemine oturuyor. Faiz seviyelerinin yüksek olması ve yatırımcıların hala mevduat oranlarını bir kıstas olarak kullanması, portföy yönetimi açısından ilk bakışta bir zorluk gibi görünse de aslında önemli bir fırsat da yaratıyor. Çünkü bu ortam yatırımcıyı alternatifleri değerlendirmeye ve portföyünü çeşitlendirmeye yönlendiriyor.
Son dönemde yatırımcı profilinde ve tercihlerinde nasıl bir değişim gözleniyor?
Türkiye'de yatırımcı davranışı son yıllarda yapısal bir dönüşüm geçiriyor. Kısa vadeli işlem odaklı yaklaşımdan portföy yönetimi yaklaşımına, tek varlık sınıfından çeşitlendirmeye ve bireysel kararlardan profesyonel yönetime doğru net bir geçiş söz konusu. Özellikle jeopolitik, siyasi risklerin ve küresel belirsizliklerin arttığı dönemlerde bu dönüşüm daha da hızlanıyor. Çünkü yatırımcı artık tek bir senaryoya bağlı kalmanın risklerini daha net görüyor ve portföyünü farklı olasılıklara karşı daha dayanıklı hale getirmeye çalışıyor. Bu da yatırımcıyı daha dengeli, çoklu varlık içeren ve aktif yönetilen portföylere yönlendiriyor. Aynı zamanda yatırım kararlarında profesyonel bakış açısına duyulan ihtiyaç da belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde bu eğilimin daha da güçleneceğini düşünüyoruz.
Uzun vadeli yatırım kültürünün Türkiye'de gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye tarihsel olarak daha kısa vadeli düşünen bir yatırımcı tabanına sahipti. Yüksek enflasyon, kur oynaklığı ve ekonomik belirsizlikler yatırımcının daha çok günü kurtarma refleksiyle hareket etmesine neden oldu. Ancak son birkaç yılda bu alışkanlığın kırılmaya başladığını ve daha yapısal bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz. Bunun birkaç temel nedeni var. Piyasalar daha karmaşık hale geldikçe yatırımcı tek bir enstrümana bağlı kalmanın yeterli olmadığını fark ediyor. Yatırım fonlarına erişimin demokratikleşmesiyle birlikte küçük birikimlerle dahi çeşitlendirilmiş portföyler kurmak mümkün hale geldi. Ayrıca yeni nesil yatırımcılar küresel piyasalara daha entegre bir bakış açısıyla yetişiyor ve uzun vadeli düşünmeyi daha doğal karşılıyor. Bununla birlikte uzun vadeli yatırım anlayışı da dönüşüyor. Artık sadece getiriye odaklanmak yeterli değil; portföyün dengesi, taşıdığı risk ve yatırım ürününün içeriği de en az getiri kadar önemli hale geliyor. Bu dönüşümün önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceğini düşünüyoruz.
Yatırım fonlarına ilgi nasıl?
Türkiye'de yatırım fonlarına olan ilgi son iki yılda çok belirgin şekilde arttı ve bu eğilimin kalıcı olduğunu düşünüyoruz. Bunun arkasında sadece getiri arayışı değil, yatırımcının portföy yönetimine bakışının değişmesi var. Piyasalar daha kompleks hale geldikçe yatırımcılar tek başına karar almak yerine profesyonel yönetilen ve çeşitlendirilmiş yapılara yöneliyor. Son dönemde, özellikle yüksek faiz ortamının etkisiyle para piyasası fonları oldukça güçlü bir talep gördü. Likidite ve düşük risk profili nedeniyle bu fonların yatırımcı portföylerinde belirli bir ağırlıkla yer almaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte enflasyonun seyri ve faiz politikasına ilişkin beklentiler, yatırımcıların daha uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş stratejilere olan ilgisini de artırıyor. Bu noktada değişken fonlar, çoklu varlık stratejileri ve yurt dışı varlıklara erişim sağlayan fonlar daha fazla öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde de bu büyümenin daha çok çeşitlendirilmiş ve aktif yönetilen stratejiler üzerinden devam edeceğini düşünüyoruz.
Ünlü Portföy olarak ne kadarlık bir fonu yönetiyorsunuz?
2025 yılını yaklaşık 20 milyar TL yönetilen varlık büyüklüğüyle tamamladık. 2026'nın ilk yarısı itibarıyla ise sektör ortalamasının üzerinde büyümeye devam ediyoruz. Bizim için burada asıl önemli olan yalnızca büyüklük artışı değil; yatırımcıyla kurduğumuz ilişkide derinleşmek, yatırımcı başına portföy hacmini artırmak ve uzun vadeli güven ilişkisini sürdürülebilir şekilde büyütebilmek. Özellikle son dönemde, yatırımcıların artık yalnızca ürün değil, doğrudan profesyonel portföy yönetimi yaklaşımı satın aldığını görüyoruz. Bu dönüşümün önümüzdeki dönemde daha da hızlanacağını düşünüyoruz.
Müşteri profiliniz, hedef kitleniz nedir?
ÜNLÜ Portföy olarak bireysel yatırımcılardan aile ofislerine, kurumsal yapılardan vakıflara kadar oldukça geniş bir yatırımcı tabanına hizmet veriyoruz. Ancak bugün yatırımcıların ortak ihtiyacı tek bir ürün değil; belirsizliklerin arttığı bir dünyada doğru risk yönetimiyle kurgulanmış, dengeli ve sürdürülebilir portföy yapıları. Biz portföy yönetimini hazır ürün satışı olarak değil, yatırımcıya özel çözüm üretme işi olarak görüyoruz. Kendi içimizde bunu 'hazır giyim değil, terzilik' yaklaşımı olarak tanımlıyoruz. Çünkü her yatırımcının risk algısı, beklentisi ve yatırım ufku farklı.
Önümüzdeki 5 yıllık büyüme stratejinizde öncelikleriniz neler?
Önümüzdeki dönemde üç ana alana odaklanıyoruz. İlki ölçek büyümesi, ancak bizim için büyüme yalnızca AUM (Yönetim Altındaki Varlıklar) artışı anlamına gelmiyor; yatırımcıyla daha derin ilişki kurmak ve toplam portföy yönetim payını artırmak anlamına geliyor. İkinci olarak ürün tarafında derinleşiyoruz. Özellikle değişken fonlar, çoklu varlık stratejileri, yurt dışı varlıklara erişim sağlayan yapılar ve alternatif yatırım temaları, önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacak. Üçüncü odak alanımız ise teknolojik dönüşüm. Dijital özel portföy yönetimi ve yapay zeka destekli yatırım çözümleri üzerinde aktif şekilde çalışıyoruz.
Ünlü Portföy olarak öne çıkan fonlarınız hangileri, hangileri daha çok talep görüyor?
ÜNLÜ Portföy olarak ürünlerimizi tek tek öne çıkarmaktan ziyade, yatırımcı portföyleri içinde nasıl bir rol oynadıklarına odaklanıyoruz. Ancak son dönemde yatırımcı ilgisinin özellikle esnek ve çoklu varlık stratejilerine yöneldiğini net şekilde görüyoruz. Bu çerçevede değişken fonlarımız öne çıkıyor. Örneğin ÜNLÜ Portföy Birinci Değişken Fon (SUA), farklı varlık sınıflarına esnek şekilde yatırım yapabilen yapısıyla, değişen piyasa koşullarında fırsatları değerlendirme kabiliyeti sunuyor. Bu tür fonlar yatırımcılar açısından tek bir varlığa bağlı kalmadan dengeli getiri arayışına cevap veriyor. Bunun yanında küresel piyasalara erişim sağlayan stratejiler de güçlü talep görüyor. ÜNLÜ Portföy Üçüncü Değişken Fon (SUC), döviz cinsi yurt dışı hisse senedi başta olmak üzere yurt dışı varlıklara odaklanan ve stratejik varlık dağılımı yaklaşımıyla yönetilen bir yapı sunarak yatırımcılara global piyasalarda çeşitlendirme imkanı sağlıyor. Döviz bazlı yatırım yapmak isteyen yatırımcılar için de UPD-USD Döviz Serbest Fonumuz ile geliştirdiğimiz farklı stratejiler de portföylerde tamamlayıcı bir rol üstleniyor.
Yeni yatırım yapmaya başlayanlara öneriniz ne olur?
Yeni yatırım yapmaya başlayanlara ilk önerim, yatırımı kısa vadeli bir işlem değil, uzun vadeli bir portföy yönetimi disiplini olarak görmeleri olur. Küçük başlayıp düzenli ilerlemek, çeşitlendirmek ve tek bir varlık sınıfına bağlı kalmamak uzun vadede çok daha sağlıklı sonuçlar üretir. Ancak bugün yalnızca bilgiye hızlı ulaşmak yeterli değil; asıl farkı yaratan, o bilgiyi doğru okuyabilmek ve riskleri doğru yönetebilmek. Bu nedenle yatırımcıların, portföyü oluşturan ürün kadar o portföyün hangi anlayışla ve nasıl yönetildiğine de dikkat etmesi gerekiyor. Bu noktada portföy yönetim şirketlerine de yatırımcıyı doğru yönlendirme konusunda önemli bir sorumluluk düşüyor.
Türkiye piyasalarına yabancı yatırımcı ilgisinde toparlanma var mı?
Yılın ilk yarısında yabancı ilgisinde seçici ve dönemsel bir toparlanma gözlemledik. KPMG Türkiye ve 212'nin raporuna göre 2025 yılında yabancı yatırımcılar Türkiye start-up ekosistemindeki toplam işlem hacminin büyük bölümünü oluşturan 1,145 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Toplam hacimde bir önceki yıla göre görülen gerileme ise ekosistemin zayıflamasından değil, 2024 yılında gerçekleşen mega ölçekli tek bir işlemin yarattığı baz etkisinden kaynaklanıyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Türkiye, doğru hikâye ve doğru yapı sunulduğunda uluslararası sermaye açısından hala güçlü bir potansiyele sahip. Özellikle teknoloji, yapay zeka, fintek ve katma değerli üretim alanlarında yatırımcı ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. Bu noktada girişim sermayesi yatırım fonlarının önemi daha da artıyor. Çünkü yatırımcı artık sadece genel piyasa hikayesine değil, doğru seçilmiş şirketlere ve sürdürülebilir büyüme potansiyeline odaklanıyor. Biz de ÜNLÜ Portföy olarak özellikle AR-GE ve girişim sermayesi odaklı stratejilerimizi bu dönüşümün önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bu alanın önümüzdeki dönemde yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunmaya devam edeceğine inanıyoruz.

Portföy yönetiminde teknolojinin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Teknoloji artık portföy yönetiminin destekleyici bir unsuru değil, doğrudan merkezinde yer alan stratejik bir alan haline geldi. Risk analizi, portföy optimizasyonu, veri işleme ve senaryo testlerinde yapay zeka destekli araçlar giderek daha belirleyici bir rol oynuyor. Özellikle volatilitenin yüksek olduğu dönemlerde doğru veriyi hızlı analiz edebilmek ve bunu etkin karar mekanizmalarına dönüştürebilmek büyük önem taşıyor. Biz de ÜNLÜ Portföy olarak bu dönüşümü stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu vesileyle ilk kez paylaşmak isterim ki, yakın dönemde hem Dijital Özel Portföy Yönetimi hem de yapay zeka destekli yatırım ürünlerimizi hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. Amacımız, yatırımcı deneyimini daha kişiselleştirilmiş, daha erişilebilir ve daha dinamik bir yapıya taşırken, teknolojiyi profesyonel portföy yönetimiyle daha güçlü şekilde buluşturmak.
30. Yılını Kutluyor
Bu yıl ÜNLÜ & Co olarak 30. yılımızı kutluyoruz. Finans sektöründe 30 yıl sadece uzun bir zaman dilimi değil; farklı ekonomik döngülerden, krizlerden, dönüşüm dönemlerinden geçerek oluşmuş ciddi bir tecrübe, kurumsal hafıza ve güven birikimi anlamına geliyor. Bizce önümüzdeki dönemde yatırımcıların karar verirken yalnızca getiriye değil, varlıklarını emanet ettikleri kurumun bilgi birikimine, risk yönetimi yaklaşımına, kurumsal yapısına ve repütasyonuna da çok daha fazla önem vereceği bir döneme giriyoruz. Çünkü portföy yönetiminde asıl farkı sadece getiriler değil, o getirinin hangi disiplin, hangi risk yönetimi anlayışı ve hangi kurumsal kültürle üretildiği yaratıyor. ÜNLÜ Portföy olarak 30 yıllık bu deneyimi yalnızca geçmişin birikimi olarak değil, geleceği inşa edecek en önemli sorumluluk alanımız olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde hem teknoloji yatırımlarımızla hem yeni nesil portföy yönetimi çözümlerimizle hem de yatırımcılarla daha yakın ve uzun vadeli ilişkiler kuran yaklaşımımızla büyümeye devam edeceğiz.