Stratejik Mineralde Küresel Hedef

04:54 - 27.02.2026, Cuma

Eti maden, bor pazarındaki yüzde 60’ı aşan payıyla liderliğinin yanı sıra ar-ge ve 1,5 milyar dolarlık yatırımla katma değerli üretimi büyütürken lityum ve nadir toprak elementlerinde pilot ölçekten sanayi ölçeğine geçerek türkiye’yi stratejik minerallerde bölgesel ve küresel bir oyuncuya taşımayı hedefliyor.

Eti Maden, Türkiye'nin dünya bor rezervlerindeki avantajını yalnızca ham madde gücü olarak görmüyor. "Önce İnsan ve Çevre, Sonra Katma Değerli Madencilik" ilkesini karar süreçlerinin merkezine koyarak boru yüksek katma değerli ürünlere dönüştürüyor. 6 kıtada 100'den fazla ülkede güvenilir tedarikçi kimliğiyle öne çıktıklarını belirten Eti Maden Genel Müdürü Yalçın Aydin, "Son 20 yılda yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yatırımla klasik kamu işletmeciliği çizgisinden çıkıp Ar-Ge, ileri teknoloji ve ürün çeşitliliği ekseninde küresel ölçekte bir madencilik ve teknoloji kuruluşuna dönüştük. Şimdi odağımızda lityum karbonat ve nadir toprak elementleri de var" diyor. Eskişehir Kırka'da sıvı atıktan lityum kazanımı, NTE'de pilot tesisten endüstriyel ölçeğe geçiş hedefi ve döngüsel ekonomi gibi hamleleri ve Eti Maden'in yeni dönem vizyonunu Aydin ile konuştuk.

Eti Maden'in madencilik sektöründeki konumu nedir ve nasıl bir anlayışlahareket ediyor?

Eti Maden, köklü kurumsal geçmişi ve sektörel tecrübesiyle, "Önce İnsan ve Çevre, Sonra Katma Değerli Madencilik" anlayışı doğrultusunda, bor ve nadir toprak elementleri başta olmak üzere faaliyet alanındaki maden kaynaklarını dünya standartlarındaki tesislerinde verimli, yenilikçi ve sürdürülebilir yöntemlerle ekonomiye kazandırarak küresel ölçekte değer üretiyor. Yalnızca maden üreten bir kamu kuruluşu değil, stratejik kaynakları yüksek katma değerli ürünlere dönüştüren, küresel ölçekte düşünen ve sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine yerleştirmiş bir madencilik vizyonunun temsilcisiyiz. "Önce İnsan ve Çevre, Sonra Katma Değerli Madencilik" anlayışımız, bizim için bir söylem değil, tüm karar süreçlerimizi şekillendiren temel ilkedir.

Türkiye'nin bor rezervlerindeki güçlü konumu ile Eti Maden'in üretim, teknoloji ve pazarlama kabiliyetini nasıl anlatırsınız? Sizi rekabette ayrıştıran unsurlar neler?

Türkiye'nin dünya bor rezervlerindeki güçlü konumu, Eti Maden'in entegre üretim kabiliyeti, ileri teknoloji altyapısı ve etkin pazarlama gücüyle birleşerek Kuruluşumuzu dünya bor pazarında yüzde 60'ın üzerinde payla açık ara lider konuma taşımıştır. Ancak bizi farklı kılan yalnızca bu rakamsal üstünlük değil; boru hammadde olarak ihraç eden değil, onu sanayinin ve teknolojinin vazgeçilmez girdisine dönüştüren bir yaklaşımı benimsememizdir.

Bugün bor ürünlerimizi 6 kıtada 100'den fazla ülkede 10 bini aşkın kullanıcıya ulaştırırken; kalite, süreklilik ve güvenilir tedarik anlayışımızla küresel müşterilerimizin stratejik ortağı konumundayız. Bu duruş, Eti Maden'i yoğun rekabet ortamında "sürdürülebilir ve güvenilir tedarikçi" olarak ayrıştırmaktadır.

Eti Maden'in geçirdiği dönüşümü ve bu dönüşümün yatırım boyutunu nasıl özetlersiniz?

Eti Maden, özellikle 2000'li yıllardan sonra klasik kamu işletmeciliği anlayışının ötesine geçerek küresel ölçekli bir madencilik ve teknoloji kuruluşuna dönüştü. Son 20 yılda yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yatırımımız, bu dönüşümün somut göstergesi. Bu yatırımların odağında Ar-Ge, ileri teknoloji, ürün çeşitliliği ve katma değerli üretim yer alıyor.

Önümüzdeki dönemde Eti Maden'in stratejik öncelikleri nedir? Bu öncelikler hangi eksenlerde şekilleniyor?

Önümüzdeki dönemde stratejik önceliklerimizi üç ana eksende şekillendiriyoruz. Birincisi, geleneksel bor pazarında sürdürülebilir büyümeyi devam ettirirken, katma değeri yüksek özel bor ürünlerini yaygınlaştırmak. İkincisi, lityum ve nadir toprak elementleri gibi stratejik ve kritik minerallerde Türkiye'yi bölgesel ve küresel ölçekte güçlü bir oyuncu haline getirmek. Üçüncüsü ise yurt içi ve yurt dışında yeni maden sahalarına yönelik iş geliştirme ve kaynak çeşitlendirme faaliyetlerini güçlendirmek. Bu hedefleri hayata geçirirken Türkiye Yüzyılı vizyonu, 12. Kalkınma Planı ve Bakanlığımızın "Türkiye Yüzyılını Madenciliğin de Yüzyılı Yapma" yaklaşımı yol haritamızın temel referans noktalarını oluşturuyor.

Hangi ulusal ve uluslararası kurumlarla ne tür iş birlikleri yürütüyorsunuz? Bu iş birliklerinin kapsamı ve temel hedefleri nelerdir? Bunun yanında yurt dışı açılımınızı nasıl konumlandırıyorsunuz?

İş birliklerini kısa vadeli ticari kazanımların ötesinde, uzun vadeli stratejik ortaklıklar olarak değerlendiriyoruz. Yurt içinde MTA, TÜBİTAK, BOREN ve üniversitelerle yürüttüğümüz çalışmalar; bor, lityum ve nadir toprak elementleri başta olmak üzere kritik minerallerde bilgi üretimini ve teknoloji geliştirmeyi hedeflemektedir. Savunma sanayiine yönelik projelerde ise yüksek teknoloji ve yerli üretim vizyonu doğrultusunda yakın koordinasyon içindeyiz.

Uluslararası alanda ise devletlerarası iş birliklerini önceliklendiriyor; MTA ile birlikte yürütülen ortak arama ve kaynak geliştirme projeleriyle Türkiye'nin teknik bilgi birikimini sahaya taşıyoruz. Bu yaklaşımı, madencilikte yalnızca kaynak sahibi değil, teknoloji ve know-how ihraç eden bir ülke olma hedefinin doğal bir parçası olarak görüyoruz.

Türkiye son yıllarda maden arama ve çıkarma faaliyetlerini artırarak iç pazarı güçlendirmeyi ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Bu doğrultuda Türk şirketleri, stratejik iş birlikleriyle ve yurt dışı arama ile üretim yatırımlarıyla küresel ölçekte daha etkin bir konum edinmeye çalışıyor.

Biz de yurt dışı faaliyetlerimizi yalnızca büyüme değil, stratejik derinlik kazanma aracı olarak görüyoruz. Afrika bu açıdan önemli bir potansiyel sunuyor. Nijer'de başlattığımız altın madenciliği faaliyetleri, Eti Maden ve MTA'nın teknik gücünün MTAIC çatısı altında uluslararası alana taşınmasının somut bir örneği.

Bu çalışmalarla Türkiye'nin bor ve stratejik minerallerin yanı sıra metalik madenlerde de küresel oyuncu olma vizyonunu sahaya yansıtıyoruz. Önümüzdeki dönemde farklı coğrafyalarda ülkemizin çıkarları doğrultusunda yeni iş birliği ve kaynak geliştirme fırsatlarını değerlendirmeyi sürdüreceğiz.

Eti Maden'in bor kimyasalları dışında lityum ve nadir toprak elementleri alanındaki stratejik yaklaşımı nedir, bu alanlarda hangi somut adımlar öne çıkıyor?

Eti Maden olarak bor kimyasallarındaki liderliğimizi korurken, gelecek vizyonumuzda nadir toprak elementleri ve lityum karbonat gibi stratejik minerallere odaklanıyoruz. Bu alanları yalnızca ham madde değil, Türkiye için ulusal güvenlik ve jeopolitik değer taşıyan başlıklar olarak görüyor, kendimizi stratejik mineraller ve ileri teknoloji malzemeler üreten milli bir madencilik kuruluşu olarak konumlandırıyoruz.

Nadir toprak elementlerinde pilot tesiste cevher hazırlama, ayrıştırma ve saflaştırmaya yönelik Ar-Ge çalışmaları sürüyor ve kademeli biçimde endüstriyel tesise geçiş hedefleniyor. Lityum karbonat tarafında ise Eskişehir Kırka'da bor üretiminden kaynaklanan sıvı atıklardan lityum kazanımıyla 10 ton/yıl kapasiteli pilot tesis tamamlandı, 600 ton/yıl kapasiteli tesis için ihale süreci yürütülüyor. Önümüzdeki dönemde batarya malzemeleri, mıknatıslar, özel seramikler ve ileri kompozitler gibi ürünlere yönelik yatırımları Ar-Ge temelli ve aşamalı şekilde hayata geçirmeyi, bunu sanayi dönüşümü ve arz güvenliği açısından kritik bir adım olarak görüyoruz.

Ara Spot: Eti Maden, özellikle 2000'li yıllardan sonra klasik kamu işletmeciliği anlayışının ötesine geçerek küresel ölçekli bir madencilik ve teknoloji kuruluşuna dönüştü.

Döngüsel Ekonomiye Katkı

"Sürdürülebilirlik, Eti Maden için uyum değil rekabet stratejisidir. Üretimden lojistiğe tüm süreçlerde çevresel etkiyi ölçüp raporluyor, GRI onaylı raporumuz ile karbon ve su ayak izi çalışmalarımızla ürünlerimizi 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda "yeşil ürün" olarak konumluyoruz. Sanayi iş birlikleriyle borun enerji yoğun sektörlerde kullanım etkisini artırıyor, atıkları kaynak olarak değerlendiriyoruz. Kırka'da sıvı atıklardan lityum kazanımına yönelik pilot tesisi tamamladık, endüstriyel ölçeğe geçiyoruz. Borojipsin çimentoda ve şlamın gübrede kullanımıyla döngüsel ekonomi ve endüstriyel simbiyozu güçlendiriyoruz."

BİZE ULAŞIN