Son Çeyrek Yatırım Şifreleri

YAZI 03.09.2026
Jeopolitik riskler ve küresel ekonomik belirsizlikler 2026 yılının yatırım hikayesini yeniden yazdı. Son çeyrekte gözler enflasyonun seyrine ve faiz kararlarına çevrilirken, uzmanlar mevduattan hisseye, emtiadan yatırım fonlarına kadar farklı varlık sınıflarında seçici ve dengeli bir stratejinin izlenmesini öneriyor.

Küresel ekonomilerde enflasyon ve faiz oranlarında düşüş beklentileri ile başlayan 2026 yılı, jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerin gölgesinde geçiyor. ABD-İran-İsrail eksenindeki gerilim büyüme beklentilerini zayıflatırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini artırdı. Türkiye'de ise sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetleri iç talebi baskılarken, büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edildi.

2026 yılına girerken temel senaryolar; düşük enflasyon, düşük faiz ve yüksek büyüme ekseninde şekilleniyordu. Borsa İstanbul'da ise enflasyon ve faizlerdeki gerilemenin şirket finansallarına ve hisse senetlerine kademeli olarak olumlu yansıması bekleniyordu. Ancak yılın ilk sekiz ayında küresel ve yerel piyasalarda dengeler önemli ölçüde değişince bütün hesaplar alt üst oldu. Orta Doğu'daki gerilim başta olmak üzere jeopolitik riskler büyüme beklentilerini zayıflattı.

Petrol fiyatlarındaki tırmanışa bağlı olarak enflasyon hedefleri dünya genelinde yeniden yukarı yönlü revize edilirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da (TCMB) faiz indirimlerine ara vererek para politikalarında sıkı duruşuna geri döndü. Yılın son çeyreğinde piyasalardaki koşullara bağlı olarak faiz indirimi beklenirken, küresel belirsizlikler, iç talepteki yavaşlama ve uzun süredir devam eden sıkı para politikası nedeniyle 2026 büyüme tahminleri yüzde 4'den yüzde 3'e çekildi.

Bankacılık, Gıda ve Havacılık Hisseleri Öne Çıkacak
Hülya Türkmen
Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü

• Son çeyrekte faiz indirimlerinin piyasalarda daha fazla fiyatlanacağı bir döneme girilmesini temel senaryomuz olarak görüyoruz. Bu çerçevede öne çıkmasını beklediğimiz sektörlerin başında bankacılık geliyor. Fonlama maliyetlerindeki gerilemenin net faiz marjlarını desteklemeye başlamasıyla bankaların karlılık görünümünde iyileşme görebiliriz. Buna ek olarak bankacılık hisselerinin mevcut değerlemelerinin de sektör açısından destekleyici olduğunu düşünüyoruz.
• Gıda perakendesine yönelik olumlu görüşümüz de devam ediyor. Güçlü reel satış büyümesi, tüketim talebindeki dayanıklılık ve maliyet baskılarının kademeli olarak azalmasıyla marjlarda beklediğimiz iyileşme, sektörün son çeyrekte de olumlu ayrışmasına katkı sağlayabilir.
• Odağımızdaki bir diğer sektör ise havacılık. Son dönemde artan jeopolitik risklerin sektör hisselerinde belirgin bir iskonto yarattığını düşünüyoruz. Buna karşılık üçüncü çeyrek, havacılık şirketleri açısından yılın en güçlü operasyonel dönemlerinden biri ve bu güçlü sezonun finansallara etkisinin henüz tam olarak fiyatlanmadığı görüşündeyiz.
• Yılın son çeyreğinde Borsa İstanbul'da, faiz indirimlerinden doğrudan fayda sağlayabilecek sektörlerin, güçlü talep ve marj görünümünü koruyan şirketlerin ve yılın ilk bölümünde jeopolitik gelişmeler nedeniyle iskontolu kalan hisselerin öne çıkabileceğini düşünüyoruz.

Enflasyon Odak Noktası

Yılın ilk 8 ayını geride bıraktığımız şu günlerde, riskler hala önemini koruyor. Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü Hülya Türkmen, son çeyrekte Türkiye ekonomisinin en önemli iki gündem maddesinin enflasyon ve faiz olacağını düşünüyor. Temmuz itibarıyla yüzde 31,8 olan yıllık enflasyonun yıl sonunda yüzde 30 seviyesine gerilemesini bekleyen Türkmen, enflasyon görünümünü bozacak yeni bir unsur ortaya çıkmadığı sürece, Merkez Bankası'nın önümüzdeki aylarda öncelikle ortalama fonlama maliyetini, politika faizi olan yüzde 37 seviyesine çekmesini, yıl sonuna kadar da politika faizini 100 baz puanlık indirimle yüzde 36'ya düşüreceğini öngörüyor.

Hedef Portföy Araştırma Müdür Yardımcısı Dr. Vahap Taştan da yıl sonu enflasyonunun yüzde yüzde 29,18'lerde gerçekleşeceğini tahmin ederken, BVeri Danışmanlık Kurucusu Banu Kıvcı Tokalı da yıllık enflasyonun yüzde 30'ların altına kalıcı olarak inip inmemesini, dezenflasyon programı açısından kritik bir konu olarak değerlendiriyor. Tokalı'ya göre, enflasyonda kalıcı düşüş sağlanması, faiz indirim sürecini de başlatacağı için yüksek finansman maliyeti altında sıkışan ekonomik birimler de rahatlayacak.
Hülya Türkmen'e göre, bu patika açısından en önemli dışsal değişkenlerden biri petrol fiyatları. Petrol fiyatlarının yükselmesi enerji maliyetleri üzerinden enflasyonu yukarı taşıyarak faiz indirim alanını daraltabilir, aşağı yönlü bir hareket ise dezenflasyon sürecini ve para politikasındaki normalleşmeyi destekleyebilir. Bu nedenle enerji fiyatlarının seyri, önümüzdeki dönemde para politikası açısından da yakından takip edilecek.

Değerli Metallerde Yükseliş Potansiyeli
Banu Kıvcı Tokalı
BVERİ Danışmanlık Kurucusu

• Enerji şokunun enflasyon, cari denge ve para politikasında yarattığı baskı nedeniyle borsa getirisinin sınırlı kaldığı yılın sekiz ayında, sabit getirili TL bazlı yatırım ürünleri cazibesini korudu. Dövizdeki artışın enflasyonun gerisinde kalmasıyla, yatırımcılar döviz mevduatına fazla itibar göstermedi.
• Yıla güçlü yükselişle başlamış olsa da sonrasında aşağı yönlü baskıların öne çıktığı ons altın ve gümüş de ağustos başında gözlenen yükseliş hareketine kadar yatırımcısını hayal kırıklığına uğratan enstrümanlar arasında belirdi.
• Dezenflasyon ve faiz indirimi denkleminin çalışmaya başlaması durumunda, borsanın yatırım cazibesi yükselen alanlardan biri olması beklenir. Benzer şekilde, tahvil piyasasının da eşlik ettiği gözlenebilir. Güçlü dolar temasında beklediğimiz zayıflamaya bağlı olarak ise, altın ve gümüşün, yılın ilk yedi ayına göre daha güçlü bir görünüme işaret edebileceğini tahmin ediyoruz.
• Borsa İstanbul'a sektörel gözle baktığımızda; ilk aşamada bilişim, savunma-teknoloji, metal-metal eşya, ikinci aşamada da petro-kimya, sanayi ve gıda endeksleri endeksin üzerinde getirileriyle dikkat çekiyor. Son çeyrekte ise; bankacılık, holding, GYO, sigorta, iletişim ve gıdanın, özellikle yıl başından beri gösterdikleri performansa göre daha güçlü bir görünüme işaret etmesini bekliyoruz.

Borsada Seçicilik Dönemi

Bu yıl enflasyon ve faizlerin beklentilerin aksine yüksek seyri yatırım tercihlerini de etkiliyor. Yüksek faiz ortamı 2026'nın ilk sekiz ayında TL mevduat ve para piyasası fonlarını öne çıkardı. Ancak faiz indirim sürecinin yeniden başlaması halinde yatırımcıların riskli varlıklara yöneliminin güçlenmesi bekleniyor. Bu nedenle yılın son çeyreğinde faiz kararları hem Borsa İstanbul hem de sabit getirili yatırım araçları açısından belirleyici olacak.
Ata Yatırım Araştırma Müdürü Cemal Demirtaş'a göre, baskı altında geçen 2025 yılının ardından, 2026'da Türkiye hisse senedi piyasasının toparlanması için tüm yıldızlar bir araya gelmişti. Ancak, ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarının ardından Şubat 2026'dan itibaren artan jeopolitik risk ve petrol fiyatlarındaki önemli artış nedeniyle bu olumlu beklentiler kısa ömürlü oldu.

2026'nın ilk bölümündeki piyasa hareketleri, Borsa İstanbul'da endeks bazlı yükselişten ziyade sektör ve şirket bazlı seçiciliğin önemini artırdı. Faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi ve şirket karlılıklarında aşağı yönlü revizyonların devam etmesi, yatırımcıların bilanço kalitesi, nakit yaratma kapasitesi, borçluluk seviyesi ve fiyatlama gücü yüksek şirketlere yönelmesini beraberinde getiriyor.
Borsanın son çeyrek seyrinde ise yine faiz indirimleri belirleyici olacak. Uzmanlara göre faiz indirim döngüsünün başlaması halinde özellikle bankacılık, finans, savunma, ulaştırma ve seçici ihracatçı şirketler öne çıkabilir. Bununla birlikte yüksek finansman maliyetlerinin sürdüğü ortamda güçlü nakit akışı, düşük borçluluk ve fiyatlama gücüne sahip şirket seçimi önem taşıyor.

TCMB Son Çeyrekte Faiz İndirimi Yapabilir
Seltem İyigün
Coface Ekonomisti

• 2026 yılına başlarken hem yurt içi hem de küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerimiz daha yüksek, enflasyon ve faiz beklentilerimiz ise daha düşüktü. Ancak yıl içinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, özellikle İran çatışmaları nedeniyle küresel büyüme görünümü zayıfladı ve 2026 ile 2027 yıllarına ilişkin küresel büyüme tahminlerimizi toplamda 0,6 puan aşağı yönlü revize ettik.
• ABD ve Almanya'ya ilişkin büyüme beklentilerimizi aşağı çekerken, Çin'e yönelik 2026 tahminimizde herhangi bir değişiklik olmadı. Türkiye tarafında ise iç talepteki yavaşlama, uzun süredir devam eden sıkı para politikası ve küresel belirsizliklerin finansal koşulları sıkılaştırması nedeniyle 2026 büyüme tahminimizi yüzde 4'ten yüzde 3'e indirdik.
• Jeopolitik gelişmeler nedeniyle yükselen enerji fiyatlarının gecikmeli etkileri doğrultusunda 2026 yıl sonu enflasyonunun yüzde 30 civarında olmasını bekliyoruz. Para politikası tarafında ise Merkez Bankası'nın Eylül 2026'da haftalık repo fonlamasına geçerek operasyonel sadeleşmeyi tamamlamasını, yılın geri kalanındaki iki Para Politikası Kurulu toplantısında da 100'er baz puanlık faiz indirimi yapabileceğini değerlendiriyoruz.

Dövizde Kontrollü Seyir

Kur tarafında kontrollü hareketin devam etmesi bekleniyor. Uzmanlara göre, döviz yatırımlarında yalnızca kur getirisi değil, küresel dolar görünümü ve Türkiye'nin enflasyon-faiz dengesi belirleyici olacak. Yabancı yatırımcı girişlerinin güçlenmesi için dezenflasyon sürecinin hızlanması, para politikasında öngörülebilirliğin artması ve rezerv görünümünün iyileşmesi kritik önem taşıyor.

Jeopolitik belirsizlikler altının portföylerdeki koruyucu rolünü sürdürmesini sağlarken, değerli metallerde yüksek volatilite devam ediyor. Dr. Vahap Taştan, gram altında yıl sonuna ilişkin 7 bin 500-7 bin 600 TL bandını yakından takip etiklerini belirtirken, şu öngörüde bulunuyor: "Ons altında 4 bin dolar bölgesinin dip olarak test edildiğini, Dolar/TL'de ılımlı yükselişin süreceği bir varsayımda gram altında da yükselişin dövize göre daha ivmeli olabileceğini tahmin ediyoruz."

Fonlarda Çeşitlendirme

Yatırım fonları tarafında ise 2026'nın ilk sekiz ayı, yatırımcıların tek bir varlık sınıfına bağlı kalmak yerine portföylerini çeşitlendirme eğiliminin önemini ortaya koydu. Para piyasası fonları likidite avantajıyla öne çıkarken, faiz indirimi beklentisinin güçlenmesiyle hisse senedi fonları ve teknoloji temalı fonlara ilginin artması bekleniyor. Yapay zeka, yarı iletkenler, savunma teknolojileri, siber güvenlik ve enerji altyapısı küresel ölçekte güçlü yatırım temaları olmayı sürdürüyor.

Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan, son çeyrekte faiz indirimlerinin hız kazanması halinde para piyasası fonlarından hisse senedi fonlarına kademeli bir geçiş yaşanabileceği öngörüsünde bulunurken, bununla birlikte yatırımcı ilgisinin yabancı varlık ve tematik fonlarda güçlü kalacağı tahmininde bulunuyor.

Dolar TL 52-54 TL Bandında Dengelenebilir
Mehmet Bilal Bircan
Tera Yatırım

Araştırma Direktörü
• TCMB politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. Ancak Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinde oldukça temkinli hareket edeceğini ve enflasyondaki kalıcı iyileşmeyi görmeden agresif bir gevşeme sürecine girmeyeceğini düşünüyoruz. Döviz kuru tarafında ise kontrollü ve kademeli bir değer kaybı senaryosunu koruyoruz.
• Yıl sonunda Dolar/TL'nin 52-54 bandında dengelenmesini bekliyoruz. Kur hareketinin enflasyon hedefiyle uyumlu ve kontrollü bir patikada ilerlemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Gram altın tarafında ise görünüm yalnızca kurla değil, ons altın fiyatlarıyla da yakından ilişkili. Jeopolitik gelişmeler ve Fed'in faiz patikası belirleyici olmaya devam edecek.
• Baz senaryomuzda gram altının yıl sonunda 6.500-7.000 TL bandında işlem görebileceğini bekliyoruz. Borsa İstanbul tarafında ise yılın son çeyreğinde faizlerde beklenen normalleşmenin başlamasıyla birlikte risk iştahının artabileceğini düşünüyoruz.
• Mevcut değerleme çarpanlarının tarihsel ortalamaların altında olması ve yabancı yatırımcı ilgisinin kademeli olarak güçlenmesi halinde BIST 100 Endeksi'nin yıl sonunda 15.000-15.500 puan bandını hedefleyebileceğini öngörüyoruz.

Kazananlar Değişiyor
Peki, 2026 yılının sonunda geriye dönüp bakıldığında yılın kazananları kimler olacak? Uzmanlara göre, 2026'nın ilk sekiz ayında yaşanan gelişmeler, yatırımcıya önemli bir mesaj verdi. Yılın başındaki senaryolar her zaman yılın sonunda geçerliliğini korumuyor. Jeopolitik gelişmelerden enflasyona, faizden şirket karlılıklarına kadar dengelerin hızla değişebildiği bir ortamda, yatırım stratejisinin de değişen koşullara göre yeniden şekillendirilmesi gerekiyor.

Son çeyrekte faiz indirimlerinin başlaması halinde Borsa İstanbul'un yeniden öne çıkması, özellikle bankacılık ve faiz duyarlılığı yüksek sektörlerde toparlanma yaşanması mümkün. Buna karşılık altın, para piyasası fonları ve mevduat, belirsizliğin sürdüğü yatırım ikliminde, portföylerin denge unsurları olmayı sürdürecek.

QNB Invest, Perakende ve Varlık Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Soner Küçük, ilk 8 ayda para piyasası fonları ve mevduat ürünlerinin, enflasyonun üzerinde getiri sağlayarak öne çıktığını hatırlatırken, öngörülerini şöyle paylaşıyor: "Bu yıl altın ile savunma ve enerji sektöründeki seçici hisseler güçlü performans gösterdi. Son çeyrekte yatırımcılara kısa vadeli işlemler yerine disiplinli portföy çeşitlendirmesini öneriyoruz. TL faiz enstrümanları ağırlığını korurken, eurobond ve döviz cinsi borçlanma araçları cazip alternatifler sunuyor. Borsada ise endeks genelinden ziyada güçlü bilançolu, düşük borçlu ve defansif şirketlerin öne çıkmasını bekliyoruz."

Son Çeyrekte Borsaya Yabancı İlgisi Artacak
Dr. Vahap Taştan
Hedef Portföy Araştırma Müdür Yardımcısı

• Yılın ilk sekiz ayında BİST'te sanayi sektörü öncülüğünde yükseliş gördük. Bankalar ise yıl başından bu yana zayıf performans ile negatif ayrışan tarafta yer aldı. Düşük karlılık, yüksek enflasyon, faiz marjlarındaki iyileşmenin gecikmesi gibi faktörler bankaları aşağı çekerken savaş sonrası dönemde belirli sektörlerde oluşan pozitif ayrışma ve ciro büyümesini sürdüren sanayi şirketlerinde olumlu performans korundu.
• Biz kademeli olarak bankalarda iskontonun azalacağını, otomotiv tarafında 2027 beklentilerinin aşamalı olarak fiyatlara gireceğini, GYO'larda dip arayışının tamamlanmaya yakın olduğunu düşünüyoruz. Buna ek olarak altın ve gümüş gibi değerli metallerin bu seviyelerden yeniden canlanabileceğini öngörüyoruz.
• Yabancı yatırımcılar yılın sekiz ayında toplam 1,4 milyar dolarlık hisse senedi alımı yaptılar. DİBS tarafına ilgi ise daha yoğun ve orada toplam yabancı girişi yaklaşık 2,2 milyar dolar düzeyinde. Tahvil tarafına olan yabancı ilgisinin devam edeceğini tahmin ediyoruz. Hisse senetlerine ilgi ise yılın son çeyreğinde artış eğilimine gidebilir.

Faizler Bir Süre Daha Cazibesini Korur
Cemal Demirtaş
Ata Yatırım Araştırma Müdürü

• Yılbaşından bu yana TL varlıklarda kalan yatırımcılar daha yüksek getiri elde etti. Dövizin TL'ye karşı artışı da enflasyonun altında kaldı. 2026 yılının son çeyreğinde, 2027'ye ilişkin beklentilerin piyasada fiyatlanmaya başlayacağını göreceğiz. İlk etapta önümüzdeki 2-3 aylık dönemde enflasyonun seyri, petrol fiyatlarının enflasyon ve cari açığa etkisi, kasım ayından itibaren faiz indirimlerinin yeniden gündeme gelmesinde belirleyici olacaktır.
• Önümüzdeki dönemde, faizlerin bir süre daha cazip olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Yılbaşından bu yana BIST-100'de de yüzde 26 civarında bir artış olsa da genel olarak borsanın makul seviyelerinin hala çok altında olduğunu söyleyebiliriz. Seçici olmak kaydıyla, borsada özellikle temeli sağlam hisselerde önemli fırsatlar görüyoruz.
• Yılın geride kalan döneminde; hisse yoğun fonlar, teknoloji temalı fonlar, serbest fonlar ve risk profillerine göre para piyasası fonlarına ilgi yüksekti. Yatırım fonları, seçimlerinde içerik ve risk ölçümleri oldukça önemliydi ve bu önümüzdeki dönemde de böyle olmaya devam edecek.
• Faiz indirimlerine ilişkin beklentiler güçlendikçe hisse yoğun fonlara ilginin de artabileceğini düşünüyoruz.

Para Piyasası Fonlarının Ağırlığı Devam Edecek
Soner Küçük
QNB Invest, Perakende ve Varlık Yönetimi
Genel Müdür Yardımcısı

• İlk sekiz ayda bireysel ve kurumsal yatırımcılar, mevduata yakın getiri ve günlük likidite avantajı nedeniyle ağırlıklı olarak para piyasası fonları ile kısa vadeli borçlanma araçlarını tercih etti. Küresel tarafta ise yapay zeka temalı yabancı teknoloji fonları güçlü performans sergiledi.
• Son çeyrekte daha dengeli ve esnek portföyler bekliyoruz. Para piyasası fonlarının yüzde 40-50 ağırlığını korumasını, yatırımcıların kademeli olarak değişken, Eurobond ve hisse senedi fonlarına yönelmesini öngörüyoruz. Risk dengesini korumak adına altın ve emtia fonlarında yüzde 15-20 ağırlığın korunmasını uygun buluyoruz.
• Nakit yaratan, düşük borçlu ve defansif şirketlere yatırım yapanların enflasyonun üzerinde getiri elde etme olasılığını yüksek görüyoruz. Yılın temel mesajının, hızlı kazançtan çok doğru varlık dağılımı, disiplinli risk yönetimi ve sabır olacağını düşünüyorum.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.