Hull City’i Premier Lig’e taşiyan Acun Ilıcalı: Hayatta en gurur duyduğum başarım oldu
2008 yılı. İngiltere'nin liman kenti Hull, futbol tarihinde ilk kez Premier Lig'e adını yazdırmış. Televizyon ekranları başında bir Türk gazeteci, sonra bir kanal sahibi olacak isim izliyor maçları. Aklına bir şey kazınıyor: Amber-siyah forma. Sıradan bir forma değil, onun kafasında 14 yıl boyunca silinmeyecek bir imaj.
Yıl 2022. O televizyoncu artık çok başka biri. TV8'in, Acun Medya'nın sahibi. Dünyanın dört bir yanında program formatları izlenen bir medya patronu. Ama içinde hala futbol aşkı var. Hollanda'da bir kulüp yatırımı mevcut ama aklı İngiltere liginde. EFL Championship'ten 5-6 takımla görüşmeler yapsa da gönlünde hep o amber-siyah forma.
Ve bir gün Hull'a gitmeye karar veriyor. Havaalanı ve şehir arasının 20 dakika olması hoşuna gidiyor. Şehirde oturup yemek yerken insanların mutlu ve sempatik olması onu etkiliyor. Yemyeşil bir şehir. Sonra kulübün o dönemki sahibi Mısırlı iş insan Assem Allam onu Chairman Suite'inde yani başkan locasında ağırlıyor. Allam, stadın içinde kendine özel bir alan yaratmış; Onun Chairman Suite'i İngiltere'de alışılmışın dışında, bambaşka bir dünya. Ilıcalı sonra dönüyor sahaya bakıyor. 25 bin kişilik stad. Yeni jenerasyon, her şey pırıl pırıl. Finansallara baktığında borç, harç gözükmüyor. Ama pek bir varlığı yok. Çoğu yatırımcı için bu bir felaket. Onun için değil. Çünkü varlık olsa, fiyat 60 milyon sterlin olacak. Oysa onun kazanma biçimi farklı. Sol açık alacak parayı, duran varlığa gömmek istemiyor. 20 milyon sterline anlaşıyorlar.
Hull City'i aldığını duyan herkes aynı şeyi söylüyor: "Deli misin?" O gülümsüyor. Çünkü bu soruyu çok duymuş. TV8'i aldığında da duymuş. "Başaramazsan torunun borcunu öder" diyorlar ama o başarıyor. Şimdi aynı şey futbolda oldu. Hull City 10 yıl sonra 23 Mayıs 2026'da Premier Lig'e geri döndü. Geçen sezon 50-60 milyon sterlinlik kulüp, bu başarıyla 250-300 milyon sterlin değere ulaştı. Ilıcalı artık sadece bir medya patronu değil. Dünyanın en zorlu liginde, en çok izlenen organizasyonunda bir Türk patron. Hedefi ise öncelikle Premier Lig'de kalmak, Avrupa Şampiyonası'na katılmak ve Şampiyonalar Ligi'nde yer almak. Tüm bunları yaparken medyadaki işleriyle ilgilenmeyecek sanılmasın. Bugün 11 ülkede varlık gösteren Acun Medya'yı daha fazla ülkeye taşımak ve TV8'i bir yıl içinde halka açmak gibi planları da var.
Onunla konuşmak bir girişimcinin DNA'sını anlamak gibi. Risk, cesaret ve 'bir numara olma hastalığı' üzerine kurulu bir hayat hikayesi.
INBUSINESS olarak Hull City başarısı sonrası bir araya geldiğimiz ve herkesin merak ettiği soruları sorduğumuz Acun Ilıcalı tüm samimiyeti ve içtenliğiyle konuştu.
Siz risk alma iştahı kuvvetli ve sektörel fırsatları iyi gören bir girişimci ve yatırımcısınız. Gazeteciyken bile sizi ön plana neyin çıkaracağını farketmeniz, Türkiye'de tutacak formatları seçmeniz, TV8'i satın alıp ondan bir eğlence kanalı yaratmanız başlı başına bir başarı hikayesiydi. Gerek yönetim modeliniz, gerek seçim kabiliyetiniz (format ve yetenek), gerek marka yönetimi gerekse risk alma iştahınızı hepimiz görmüştük. Ama 2022'de Hull City'i satın aldığınızda açıkcası kimse bugünleri beklemiyordu. O yüzden bu hikayenin en başına dönmek istiyoruz. İngiltere'de bir kulüp alma fikri nasıl doğdu ve neden Hull City?
DNA'mda televizyon ve futbol var. Benim ruhum bu, sabaha kadar futbol konuşan futbolla yaşayan biriyim. Hollanda'da Fortuna Sittard'a ortak olmuştum. Ama hedefim hep İngiltere'de bir kulüp almaktı. Çünkü İngiltere Premier Lig'i futbolun NBA'yiydi. Ve ben İngiltere'den bir kulüp alıp Preimer Lig'de yer almak istiyordum. 5-6 opsiyon vardı ve Hull City de onlardan biriydi. Ta 2008'de Premier Lig'e çıktıklarında formalarının renginin de farklı olması nedeniyle kafamda yer etmişti. Ve 10 yıldır da Premier Lig'e yükselememişlerdi. Finansallara baktık, borcu harcı yoktu, 'Clean Club' dediklerindendi finansal anlamda. İyi bir fırsat olabileceğini düşündüm. Şehre gittik. Havaalanı ve şehrin birbirine yakınlığına baktık. Havaalanından şehre 20 dakikada gidebiliyordunuz. Sonra şehirde yemek yedik, insanlar bana çok sempatik geldi. Mutlu ve samimi insanlar gördüm sokaklarda. Şehir yemyeşil ve İstanbul'u andıran bir boğaz köprüsü var. Sanayinin yormadığı şehirlerden. Alp dağlarındaki evlerden var etrafta. O dönem kulübün sahibi olan Mısırlı iş adamı Assem Allam'la buluştuk stadda. Beni Chairman Suit'te ağırladı. Loca inanılmazdı. Sahaya baktım 25 bin kişilik stat ve yeni jenerasyon.
Tv8'ı halka açacak
Pek çok yerde "Acun Medya halka açılacak" haberleri çıksa da Acun Ilıcalı asıl TV8'i halka açmayı planladıklarını anlatıyor. "Amacımız bize güvenenleri mahçup etmeyeceğimiz, kazan-kazan düşüncesiyle bir projeksiyon ortaya koyabileceğimiz bir halka açılma"
diye konuşan Ilıcalı, bir yıl içinde TV8'in halka arzını tamamlamayı hedefl ediklerini belirtiyor.
Kısa... Kısa...
• Hull City'yi satın alırken herkes size ne dedi: Deli misin?
Hayatımın en pahalı hatası neydi: Şükürler olsun pahalı bir hata
yapmadım.
• Premier Lig'e çıkamasaydınız ne olacaktı? 75 milyon pound daha
yatırım yapar mıydınız: Yapardım. Çünkü o yola baş koymuştum.
Takımı güçlendirerek yola devam ederdim.
• Türkiye'den dünya markası çıkartamamanın önündeki en büyük
engel ne: Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Dünyanın marka yaratma
dönemini kaçırdık. Şimdi daha büyük oynuyoruz ama o tren kaçtı.
Bugün THY ve Nusret dışında aklımıza başka dünya markası gelmiyor.
Ben bu saatten sonra da çıkacağını düşünmüyorum.
• Başarıyı para mı getiriyor, cesaret mi: Cesaret. Doğru risk almalı ama.
Deli cesaretinden bahsetmiyorum.
• Bugün 30 yaşındaki Acun Ilıcalı karşınızda otursa, Hull City'yi Premier
Lig'e çıkarmış Acun ona hangi üç tavsiyeyi verirdi: Tek tavsiyem olur.
"Acun sakın kıpraşma, nefes bile alma, devam et" derdim.
• Sizi en çok korkutan iş riski nedir: İnsanların sağlığı. Bu sene maalesef
Yunanistan'da kötü bir kaza yaşadık. Bu anlamda yüzlerce kişinin
sorumluluğunun bende olması en büyük iş riski bana göre.
• Sizce Dünya Kupası'nı kim alır: Arjantin ya da Brezilya Avrupa'dan da
İngiltere olabilir.
Kulübün varlıklarına baktınız mı?
Kulübün varlığına baktım, yoktu. Ama bunu şöyle değerlendirdim. Varlık olması fiyatını artıracaktı. Ben sol açık alacak yerde bu varlığa para verecektim. Varlık gol atmayacak, benim için varlığının az olması daha avantajlıydı. Dişimle tırnağımla kazandığım gelirle yatırım yapacağım ve bir petrol geliriyle oyuncu almayacağım için kullanacağım para benim için çok değerli. Kulübü, 20 milyon pound'a aldım. Eğer varlıkları olsa 60 milyon pound olacaktı. Bu almamız için önemli bir neden bile oldu.
Sizin daha önce Hollanda'da da bir kulübe ortaklığınız vardı. Oradan edindiğiniz deneyimi buraya kattınız mı?
Ben Fortuna Sittard'da bulundum imza aşamasında hedefi büyütmeye karar verdim. Hollanda'da 6 ay geçirdim. Ve "Benim büyük oynamam lazım" dedim. Çünkü Hollanda'daki başarı bana yetmeyecekti. Benim 'ne yaparsam bir numara olmayım' hastalığım var. Bu doğuştan gelme bir hastalık.
Siz aldığınızda ne kadar büyüklüğe sahip bir kulüptü?
Biraz şöyle düşüneceksiniz: Futbol kulüplerinin varlıkları dışında hepsi potansiyeldir, oyuncularıyla, kadrosuyla değerlidir. Kulübün o zamanki değeri 50-60 milyon pound civarındaydı. Düşme riski de vardı. Ama bugün geldiğimiz noktada Premier Lig'de iki sezon daha kalırsa 450-550 milyon pound'a çıkar değeri takımın.
Peki bugün kulübün değeri nedir?
Preimer Lig'e çıkmasıyla birlikte kulübün değeri 250-300 milyon pound'a ulaştı.
Türkiye'de birçok iş insanı yurt dışında yatırım yaptı ama pek azı kısa sürede sizin Hull City'le elde ettiğiniz başarıyı yakaladı. Neyi farklı yaptınız?
Ben risk aldım, bu deli işi. Ben adrenalin seven bir insanım. Yapı itibariyle fazla risk alabiliyorum. Çünkü benim için maddiyat önemli olmadı. TV8'i aldığımda başaramazsam torunumun benim borcumu ödeyeceğini biliyordum. Çünkü televizyon da akıl almaz bir iş. Risk oranı yüksek. Bu işe giren iş adamlarının hep başka işleri var. Benim yoktu.
Şanslı mısınız, yoksa yatırım konusunda burnunuz iyi mi koku alıyor?
Şanslı olduğuma inanıyorum. Ama şu da var; sen topu her dakika ceza sahasına getirirsen orada kaleci de hata yapabilir, defans da hata yapabilir. Senin vurduğun top defansa çarpıp içeri de girebilir. Şans faktörü hep ceza sahasında olmanla alakalı bir şey.
Siz hep ceza sahasında mısınız?
Ben topu hep ceza sahasına getiririm. O yüzden de şans faktörünün avantajı oluyor. Diyorlar ki "Çok şanslılar penaltı oldu". Bütün maçı orada yaparsan tabii ki biri hata yapar. 15 şut atmışsın 15 şutta iki kaleci hatasıyla iki gol atabilirsin tabii ki.
Peki servet arttıkça risk alma iştahınız azalmıyor mu?
Parayı bulanlar kolay kolay risk almaz, korkarlar. Benim sürat teknesiyle 150 mil gittiğimi düşünürseniz, benim pek umrumda değil. Maddiyat bana yön veren bir şey olmadı. "Şurada arsa alayım, biraz yatırım yapamayım" demedim. Kazandığım her kuruşu işe yatırdım ben. Hep söylüyorum yine tekrarlayayım; "Ben ne Koç'um ne Sabancı. Ben kendi başıma capital büyüten biriyim. Burada kredi kullanmak gerekiyor. Şirket binaları benimse eğer onları kullanıp, kredi alıp Dominik'te otel yapıyoruz. O otelde çalışanlar kalıyor. Sonra oteli bankaya ipotek gösterip yeniden kredi alıyoruz Hull City'yi alıyoruz. Yani aslında yatırımlarımızı kredi ile yapıyoruz.
Peki bugüne kadar Hull City'e ne kadar yatırım yaptınız?
Bugüne kadar Hull City'e 75 milyon pound harcadım.
Bazıları bu başarının geç geldiğini söyledi, bazıları "Futbolu o kadar iyi bilse Fenerbahçe As Başkanı'yken takımı liderliğe taşırdı" dedi. Siz bu eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ben kulübü aldığım gün 20'inci sıradalardı ve yüzde 50 ligden düşme şansları vardı. Bunu 20-30 yıldır yapamayan kulüpler var. Yıllardır en efsane takımlar lige geri dönemiyor. Ben bunlara kötü niyetli yorumlar olarak bakıyorum. Ben prodüksiyon işine başladığımda "Bir programı tutturdu sadece" dediler. Kanalı aldım "Kısa sürede kapatır" dediler. Şöhretin vergisi gibi bu eleştiriler. Hull City'nin bu dört yıl içinde zor günleri de oldu ama taraftar hep destekledi, bize zaman verdi ve bizi motive etti. Fenerbahçe'de zaman verilmedi ve hep eleştirildik. Maddi ve manevi kendinizi işe vakfetmişken bu şekilde davranıldığında kalmak mazoşistlik olurdu.
Geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden aldığı Yılın Kızılay İyilik Elçisi ödülünün kendisi için en önemli ödül olduğunu söyleyen Acun Ilıcalı, bu ödüle layık görülmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirtiyor.
Bundan sonraki iş planı ve hedefiniz ne?
İlk hedefim tabii ki takımın Premier Lig'den düşmemesi. Lige yükselirken bonus olarak 250 milyon pound girdi kulübe. Ama en yakın rakibinin kasasında 1 milyar pound olduğunu düşünün. Kalibremiz yükseldi ama rakiplerimiz maddi anlamda çok güçlü. 23 Mayıs itibarıyla artık başka seviyeye geçtik tabii. Artık önemli oyuncuların geldiği bir kulüp haline geliyoruz. Dediğim gibi ilk hedefimiz ligde kalmak. Avrupa Ligi'ne çıkmak sonra da Şampiyonalar Ligi'ni görmek istiyoruz. Leicester City, 2015-16 sezonunda Premier Lig şampiyonu oldu. İngiltere futbol tarihinin en büyük sürpriziydi. Sezon başında şampiyonluk oranları 5000/1'di. Yani kimse ihtimal vermiyordu. 2016-17 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılmaya hak kazandılar ki bu da kulüp tarihinde bir ilkti. Ve sadece katılmakla kalmadılar, işi ciddiye aldılar. Gruptan lider çıktılar. Belki bu hikayeyi ikinci kez yazan biz oluruz.
Premier Lig'de Türk patron olmak nasıl olacak?
Her gün şükrediyorum Allah'a. Allah bana kimsenin yaşamadıklarını verdi. Belki Türkiye'nin en zenginlerinden biri olmadım ama yaptığım işlerde hep başarılı olmuş biriyim. Bu iş hayatında en gurur duyduğum başarım oldu. Gol attığımız zaman "Acun sen ne yaptın?" dedim kendi kendime. "Şimdi biz Arsenal'le mi oynayacağız, Manchester City'le mi oynayacağız, bunu mu yaşayacağız?" dedim. "Allahım nasip et" dedim ve oldu da. Dünyanın en önemli liginde sahneye çıkacağız. Düşünsenize 2.2 milyar kişiye ulaşıyor Premier Lig ve her maçı ortalama dünyada 1 milyar kişi izliyor.
Gelirleri de artacak. Mesela sponsorluk gelirleri. Türk sponsor görecek miyiz?
Premier Lig'de sponsorluklar sınırlı. Ama sponsor Türk şirket olacak.
Sizin hala büyük yatırımlarınızdan biri TV8. Kanalın gelir daralması yaşadığı, raytinglerinde düşüş olduğu ve format yorgunluğu konusunda eleştiriler yapılıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
TV8 finansal bir deha. Dizilerin şu anki maliyetlerine bakarsak 25 milyondan başlayan bir dizi dünyası var. Acun Medya ve TV8 ikilisi olarak doğru bir operasyonu yaptığımızı düşünüyorum. Önemli olan ratinglerde birinci olmak değil. Mühim olan iyi bir seyredilmeye ulaşmak. Biri 8 rating alırken ben 7 alıyorsam futboldaki gibi ikinci olmuyorsun iyi bir ekonomi yaratıyorsun. MasterChef maliyet olarak bir dizinin onda biri, Survivor 5'te 1'i. Bu bizim finansal olarak ne kadar güçlü olduğumuzu gösteriyor. Format yorgunluğu olduğunu da düşünmüyorum. Her sene yeni bir ekiple yeni bir hikaye ortaya koyuyoruz. En büyük özelliği ikisi de platform aslında; reality show, dizi gibi. Kısacası TV8 karlı bir kanal.
Kanalın arkasında farklı farklı isimlerin olduğu söylendi. Kanalın sizin dışında ortağı var mı?
Bu benim tek başına sahip olduğum bir kanal.
Peki EXXEN'de işler nasıl gidiyor?
EXXEN de kimsenin beklemediği başarıya ulaştı. Şampiyonlar Ligi maçlarını yayınladığımız dönemde abone sayımız 1 milyonu geçmişti. Bugün 400 bin civarında. Tabii ki karlılığı TV kadar değil. Kendimizi mutlu ediyoruz. Sevdiğimiz, TV'de yayınlayamadığımız programları orada yayınlıyoruz.
Bir de Almanya'da bir kanalınız var; Sport 1.
Evet o daha yavru, onu büyüteceğiz. Orada da farklı formatlar oluşturmaya başladık. Mesela Almanya'da Dart çok tutuyor. Dart karşılaşmalarının yayın hakları bizde, deli gibi seyrediliyor. Biz de Dart Parti diye bir format yaptık ve çok tuttu. Tabii Almanya'nın dinamikleri çok farklı.
Format konusunda iyi koku alıyorsunuz. Hiç tutmayan formatınız olmadı mı?
MasterChef 10, Survivor 20 yıla yaklaşıyor. "Tutar" dediklerimden olmadı. Ama "Tutabilir" dediklerimden oldu. Mesela 'Boksun Yıldızları'nı yaptık, 4 kişi sakatlandı, bıraktık o formatı. Ama Türkiye'de uzak ara format tutturma konusunda biz öndeyiz.
Acun Medya'nın 11 ülkede operasyonları olduğunu biliyoruz. Yeni ülkeler gündemde mi?
Evet Acun Global ile Amerika ve Meksika'da çok iyi gidiyoruz. Polonya gündemde, Amerika'da bir kanalla görüşüyoruz: İspanya olabilir, kanallarla görüşüyoruz. Büyümeye devam ediyoruz o tarafta da.
Sizin Erzurum'da bir terlik fabrikanız ve Kappa'nın Türkiye distribütörlüğünüzde bulunuyor sanırım değil mi?
Evet, 2023'te Fatih Melek ile kurduğumuz terlik fabrikamız faaliyetine devam ediyor. Yooyu markasıyla terlik üretiyoruz. Kappa da benim çocukluğumun markası. 4 yıl önce Türkiye'de distribütörlük anlaşmasının bittiğini duyunca biz aldık. Bir de daha önce de bahsettim Dominik'te özel bir otelimiz var. Şu anda çalışanlar kalıyor ama dışarıya da oda satabiliriz. 230 odalı bir otel orası da.
Tüm bu şirketlerde toplamda kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?
Toplamda bin 500 kişi çalışıyor bizimle. Özellikle globalde TL'nin değerlendirmesiyle Türkiye'den çalışan götürememeye başladık. Kadroya Dominiklileri de dahil ettik. Bugün çalışanların yüzde 75'i Türk, yüzde 25'i yabancı.
Peki hiç tutmayan ve bırakmak zorunda kaldığınız yatırımlarınız oldu mu?
Ek işler arasında oldu. Mesela bir ara tişört üretiyorduk onu kapattık.
Gelelim sizin hakkınızda en çok konuşulan konuya; servetinize. Çeşitli rivayetler var. 100 milyon dolar diyen de var, 1 milyar dolar diyen de? Ben gelmeden baktım listelerde Rahmi Bey'in servetinin 2.6 milyar dolar olduğu yönünde tahminler yapılıyor.
Ben kendi başıma, sıfırdan gelip capital büyüten biriyim. Orada önemli bir detay var: Koç ailesinde servet altı kişiye bölünüyor. Rahmi Bey'in, Ömer Bey'in, Ali Bey'in… yani pay ediliyor. Peki bende ne var? Bende tek bir birey var. Ben. Acun Ilıcalı. O yüzden şöyle söyleyeyim: "Ben o sistemin, o yapının Vehbi Koç'uyum." Tek başına. Bölüşecek kimse yok. Şirketlerin tamamı benim. Her şey benim üzerime. Şimdi rakama gelirsek… "Acun'un serveti 1 milyar dolar" deniyor. Evet, doğru. Ama bu sadece bankadaki para değil. Kimse zannetmesin ki kenarda öyle bir nakit var. Servet dediğin şey; gayrimenkul, bankadaki para, yatırımlar, şirketlerin değeri… Hepsini toplayacaksın. Benim şirketlerimin değerini de içine katarsanız 1 milyar doların üzerinde bir servetten bahsedebiliriz.
Son olarak Türkiye sizi televizyoncu olarak tanıyor. Ancak Hull City hikayesi sizi küresel ölçekte bir yatırımcıya dönüştürdü. Bundan 10 yıl sonra insanlar Acun Ilıcalı'yı hangi sıfatla anacak: Televizyoncu, kulüp sahibi, yatırımcı, girişimci? Sizin tercihiniz hangisi olur?
Turkish Celebrity denebilir. Televizyoncu da hoşuma gidiyor. "İyi televizyoncudur" desinler yeter.