Megavatın Ötesi
Yeşil yatırımların en sessiz ve en sıcak kaynağı olan güneş enerjisine son 6 yılda artan yatırımcı ilgisi, sektörü kurulu güç üzerinden değerlendirmenin ötesine taşıyor, megavatlar yerini yeni parametrelere bırakıyor. Nisan 2026 sonu itibarıyla güneş enerjisinde kurulu gücün 26.700 MW'a ulaşması ve Türkiye'nin toplam elektrik kurulu gücü içinde yüzde 21,3'lük bir paya denk gelmesi de bu yeni parametrelerin oluşmasında belirleyici. Ancak bugünlerde tek başına proje geliştirmek de yetmiyor. Zamanında izin alabilmek, finansman kapanışını sağlamak ve şebekeye bağlanabilmek yatırımların asıl anahtarını oluşturuyor. Üstelik küresel pazarda panel ve ekipman maliyetleri tarihi dip seviyeleri zorlarken, Türkiye'de yatırımcılar bu maliyet avantajını yerli üretim teşvikleri ve doğru mühendislik seçimleriyle harmanlamaya çalışıyor. Eskiden şirketler için enerji maliyetlerini düşürmek ve kendi enerjisini üretmek baskın motivasyonken, şimdilerde ise üretimle tüketimi saatlik bazda eşleştirmek ve enerji giderlerini tamamen öngörülebilir kılmak konuşuluyor.
Sektör artık daha olgun bir evrede
Mevzuattaki ani değişiklikler ve şebeke bağlantı kapasitelerindeki darboğazlar dahi güneş enerjisi yatırımlarının hızını kesmesine engel olmuyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) ihracatçılar üzerinde yarattığı baskı da yatırım motivasyonunun arkasındaki sebeplerden. Küresel tedarik zincirindeki yerini korumak isteyen sanayici için yeşil enerji sertifikası da hayati bir gereklilik. Madalyonun diğer yüzünde ise depolama teknolojileri var. Çünkü yatırımcılar, geleceğin enerji piyasasında oyun kurucu olmanın yolunun esneklikten geçtiğinin farkında. Örneğin öğlen saatlerinde yoğunlaşan üretimi akşamın pik saatlerine taşımayı sağlayan depolamalı GES projeleri, enerji fiyatlarındaki oynaklığa karşı en güvenli liman olarak öne çıkıyor. Sanayide geri dönüş süreleri (ROI) 4-5 yıl bandındaki cazibesini hala koruyor.
Son gelişmeler ve sektörün büyümesi güneş enerjisinin sadece kurulu güç üzerinden değerlendirmesini yetersiz kılıyor. Çünkü sektör bugün geldiği noktada şebeke, depolama, piyasa tasarımı ve sistem entegrasyonunun belirleyici olduğu olgun bir dönemde. Bu geçişte artık yatırımcı iştahından ziyade potansiyel yatırım talebini karşılayabilecek şebeke altyapısı, sağlıklı işleyen piyasa ve öngörülebilir çevrenin ne kadar hızlı oluşturulabileceği önemli bir rol oynuyor. Enerji Yatırımcıları Derneği (GÜYAD) Başkanı Cem Özkök, bu yüzden başarılı yatırım modelinin klasik santrallerden ziyade, ekonomik ve sistem açısından çok yönlü olan modellerle mümkün olduğunu düşünüyor. Özkök'e göre, depolama ile entegre çalışan, kendi enerjisini üretirken mahsuplaşma yapabilen, fiyat sinyallerine cevap verebilen, üretimini sistem ihtiyaçlarına göre yönetebilen ve şebekeye esneklik sağlayabilen hibrit üretim ve tüketim modeli ön plana çıkıyor. "Türkiye elektrik sisteminin de önümüzdeki dönemde bu yöne doğru evrilmesi bekleniyor" diyen Özkök, dönüşüm hızında üç temel unsurun rol oynadığına değiniyor. Bu üç unsur; şebeke bağlantı kapasitesinin genişletilmesi, depolama yatırımlarının ekonomik olarak anlamlı hale geldiği piyasa oluşturulması ve düzenleyici çerçevenin yatırımcılar ve finans kuruluşları tarafından daha öngörülebilir bir yapıya kavuşturulması üzerine kurulu. "Türkiye'nin enerji arz güvenliği, sanayi rekabetçiliği ve yeşil dönüşüm hedefleri açısından çok daha stratejik bir rol üstlenecek" diyen Özkök, bu unsurlar birlikte hayata geçtiğinde güneş enerjisinin kurulu güçten öte bir kaynak olduğunu vurguluyor.
2020 yılı sonunda 7,2 GW olan temiz enerji hacmi, 6 yıl gibi kısa bir sürede yaklaşık 3,7 katına çıkarak 26,7 GW seviyesine sıçradı. Toplam kapasitenin yaklaşık yüzde 90'ı ise öz tüketim ve sanayi odaklı lisanssız projelerden geliyor. Kaynak bazındaki kurulu gücün geri kalan kısmının büyük bir bölümü ise Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ihaleleri kapsamındaki büyük ölçekli projelere ait. Kurulu güç artışının yanında artık üretimde de güneş enerjisinin payı artıyor. EPDK'nın 2026 verilerine göre güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı 2020 yılında yüzde 3,7 (11,2 TWh) seviyesindeyken, 2025 yılı sonu itibarıyla yüzde 10,3'e (36,9 TWh) yükseldi.
Tabii Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda güneş ve rüzgar yatırımlarına hız vermesi de bu büyümede önemli rol oynadı. Nitekim 2025 sonu itibarıyla güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu gücü 40 GW'a, elektrik üretimindeki payı ise yüzde 21,2'ye ulaştı. Ancak 2035'te hedeflenen 120 GW seviyesine ulaşılması için önümüzdeki dönemde şebeke altyapısından finansmana kadar birçok alanda daha büyük yatırımlara ihtiyaç duyuluyor.
Güneş enerjisi yatırımlarının en değerli avantajı görece düşük operasyonel maliyetleri olsa da son zamanlardaki panel ve ekipman maliyetindeki dalgalanmalar yatırımların kurallarını da değiştiriyor. Her ne kadar bugünlerde küresel piyasalardaki panel fiyatları watt başına 0,10-0,12 dolar seviyelerine gerilese de Türkiye'de fotovoltaik hücre ithalatında uygulanan gümrük gözetim kıymetinin son iki yılda yüzde 183 gibi ciddi bir artışla 170 dolar/kg seviyesine çıkması, ithal panel maliyetlerini yukarı çekmiş durumda. Bu yüzden ithal ekipman kullanılan standart projelerde yıllık yüzde 12'lik bir iç karlılık oranını yakalamak 2026 koşullarında en iyimser senaryo. Ancak Yerli Aksam Desteği (YAD) ile yerli ekipman kullanımının teşvik edilmesi maliyet artışlarına karşı cazip bir seçenek sunuyor. Örneğin yatırımların geri dönüş süresi iklim şartları ve sistem kalitesine göre 3,5-5,5 yıl arasında değişirken, yerli panel ve ekipman tercih edildiğinde bu süre yaklaşık 2 yıl daha erkene düşebiliyor. Tabii yerli ekipman tek başına yeterli değil. Çünkü son 6 yıl içerisinde mevzuat ve mahsuplaşma sisteminin önemli ölçüde değişmesi hatta yatırımcılara göre, Mayıs 2026 itibarıyla aylık mahsuplaşmadan saatlik mahsuplaşma modeline geçilmesi, öz tüketim yatırımlarının ekonomik dengesini ciddi biçimde etkiledi. Sanayi tesislerinin tüketim profili ile güneş enerjisi üretim profilinin birebir örtüşmemesi de geri dönüş sürelerini uzatan temel unsurlardan biri.
Temiz enerjinin peşinde koşanlar
2020 yılından bu yana tesislerinde toplam 32 MW düzeyinde çatı üzeri ve arazi GES yatırımlarını devreye aldıklarını söyleyen Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, devam eden projelerin tamamlanmasıyla birlikte bu gücü 45 MW seviyesine yükseltmeyi planladıklarını söylüyor. Matlı, iki yıl içinde güneş ve rüzgar dahil toplam 250 MW kurulu güç seviyesine ulaşmak istediklerini söylüyor. Ebebek ise, Uşak Banaz deposunun çatısına kurulacak güneş enerjisi santraliyle kendi temiz enerjisini üretmeyi hedefliyor. Karaca, 1,8 MW'lık kurucu güce sahip güneş enerjisi santralini devreye aldı ve 2030'a kadar elektriğin yüzde 100'ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor.
Milas-Bodrum, İzmir ve Ankara havalimanlarında toplam 28 MW kapasiteli güneş enerjisi santrali projelerini başlatan TAV'ın, Milas-Bodrum'da tamamlanan santrali ise yılda 5 bin hanenin elektrik tüketimine eşdeğer yeşil enerji üretiyor. Anako Yumurta ise Konya tesisinde elektrik tüketiminin önemli bir kısmını karşılayacak olan çatı güneş enerji santrali sistemini yatırımını tamamlayarak, 2024 yılında elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 80'ini karşıladı.
Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin ikinci büyük güneş santralini devralan Eksim Enerji, halihazırda devrede olan 5 MW'lık güneş kapasitesine 14 MW daha ekleyerek toplamda 19 MW'lık bir GES kapasitesine ulaşmayı hedeflerken, santralin toplam gücünü yaklaşık 125 MW seviyesine çıkarmayı planlıyor. "Yatırım kriterlerinin sonucu, aslında gelecekteki enerji fiyatlarına ilişkin beklentilerle doğrudan bağlantılı. Ancak bizim için daha kritik olan, ilk yatırım bedellerinin uzun vadede rekabetçi olup olmayacağı" diyen Eksim Enerji'nin CEO'su Arkın Akbay, bu kapsamda farklı elektrik fiyat senaryolarına göre hassasiyet analizleri yaptıklarının bilgisini veriyor. Temel prensipte daha dengeli bir portföy oluşturmayı hedeflediklerini de belirten Akbay, rüzgar, güneş ve hidroelektrik kaynaklarının yanında artık bataryaları da sisteme dahil ettiklerini söylüyor. Akbay, "Portföy büyüklüğüne bakarsak, şu anda yaklaşık 800 megavatın üzerinde rüzgar kurulu gücümüz var. Güneşte ise 200 megavatın biraz üzerindeyiz ve bunu artırma yönünde ilerliyoruz" diyor.
Güneş enerjisi yatırımlarını planlarken temel yaklaşımı öngörülebilir, sürdürülebilir ve güçlü nakit akışı üreten bir portföy oluşturmak olan Ağaoğlu Şirketler Grubu, projelerini yüzde 13-17 bandında reel iç verim oranı hedefiyle kurguladı. "Bizim için kritik olan, yalnızca bugünün piyasa koşullarında değil, farklı senaryolarda da performans gösterebilecek bir yapı kurmak" diyen Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO'su Burak Kutluğ, gerçekleşen kapasite faktörünün de fizibilite raporlarıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Bugün Türkiye'de güneş enerjisi santrallerinde kapasite faktörü yüzde 18-22 bandında gerçekleşirken, şirketin projelerindeki bu oran yüzde 20 seviyelerinde. Şirketin yenilenebilir enerji portföyü ise 362,5 MW seviyesinde. Dinamik seyreden elektrik fiyatlarına karşı ise şirketin avantajlı olduğu bir konu var: Projelerin tamamının YEKDEM kapsamında sabit fiyatlı ve dolar bazlı gerçekleşmesi. "Halihazırda Tatlıpınar Enerji ve tüm bağlı ortaklıkları, ürettikleri elektriği MWh başına 73 ABD doları fiyatından satılıyor" diyen Kutluğ, bu sayede piyasadaki dalgalanmalardan büyük ölçüde korunduklarını belirtiyor. Şirket son zamanlarda ise güneş yatırımlarını hibrit santral yapıları ve depolama entegrasyonu ile birlikte değerlendiriyor. Bu yüzden de yatırımlarını daha akıllı, esnek ve yüksek katma değer üreten bir enerji sistemi içerisinde kurguluyor. Şirket, orta vadede yenilenebilir enerji portföyünü, 1.000 MW kurulu güce ulaştırmayı hedefliyor.
Artan enerji şebekeye
Kurulu yenilenebilir enerji altyapısı sayesinde enerji ihtiyacının tamamını karşılayabilecek üretim kapasitesine sahip olan Hayat Kimya, ürettiği enerjinin büyük bir bölümünü kendi tüketiminden sağlarken, dönemsel üretim fazlasının yüzde 5-10'luk kısmını şebekeye aktarabiliyor. Enerji üretimindeki dijital olgunluk seviyesi ileri bir noktada olan Hayat Kimya, Türkiye'de ilk kez, kendi enerjisini üreten bir tesis olarak enerji üretim karar süreçlerinde yapay zeka destekli optimizasyon sistemini devreye almaya hazırlanıyor. Uzun yıllardır Mersin ve Kocaeli kampüslerinde trijenerasyon teknolojisiyle yüzde 80 verimlilik sağladıklarını belirten Hayat Kimya Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı İbrahim Güler, "Mevcut yüksek verimli enerji altyapımızı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla hibrit bir yapıya dönüştürerek hem sürdürülebilirlik hedeflerimize katkı sağlamayı hem de enerji maliyetlerimizi daha da optimize etmeyi amaçlıyoruz" diyor.
2023 yılında başlayıp 2024 sonunda Edirne ve Kırklareli'nde devreye aldığı toplam 28 MW kurulu güce sahip arazi GES yatırımı Kutes için tamamen öz tüketim odaklı bir yaklaşımla hayata geçirildi. Ancak şirket için süreç boyunca mevzuat, tarife yapıları ve mahsuplaşma sisteminde yaşanan değişiklikler yatırım fizibilitesini doğrudan etkilemiş. Buna karşılık enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı daha dayanıklı bir yapı oluşturan Kutes, üretim planlaması ve maliyet yönetimi açısından önemli bir avantajı da yakalamış. Kutes İcra Kurulu Başkanı Ali Esat Kutmangil, konuyla ilgili olarak, "Özellikle Avrupa'daki müşterilerimiz sürdürülebilir üretim ve karbon ayak izi konusunda artık çok daha hassas davranıyor. Bu noktada GES yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımız, Avrupa pazarındaki rekabet gücümüzü destekleyen önemli unsurlardan biri haline geldi" diye konuşuyor.
Uzun vadeli bakış değişmedi
Güneş enerjisine yatırım yapanlardan bir diğer şirket olan Köklü Zeytincilik ise, ilk etapta elektrik maliyetlerinde yüzde 50-60 seviyesinde bir düşüş hedeflerken, bugün geldiği noktada özellikle gündüz üretim tüketimini büyük oranda kendi enerjisiyle karşılıyor. Köklü Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kürlek, enerji fiyatlarındaki artış düşünüldüğünde yatırımın faydasını daha net gördüklerini ifade ediyor. Her ne kadar şirketin yatırımın geri dönüş süresi için başlangıçta yaklaşık 3-4 yıl arasında bir beklentisi olsa da elektrik birim fiyatlarının uzun süre artmaması sebebi ile geri dönüş süresi yaklaşık 6 yılı bulmuş. "Ancak enerji maliyetlerindeki artış da yatırımın önemini artırdığı için uzun vadeli bakış açımız değişmedi" diyen Kürlek, "bugün yeniden karar verecek olsak yine benzer bir yatırım modelini değerlendirirdik" düşüncesinde. Coante için arazi tipi GES yatırımları stratejik büyümede yapı taşı. Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı İkizce bölgesinde kurulması planlanan 6.100 kW gücündeki arazi GES projesinin 2026 yılının ikinci yarısında devreye alınmasının planlandığını söyleyen Coante Genel Müdürü Hakan Ercan, İzmir Dikili'de hayata geçirilmesi hedeflenen 6.300 kW kapasiteli bir diğer arazi GES projesinde ise yasal süreçlerin devam ettiğini ve söz konusu yatırımın yıl sonuna kadar devreye alınmasının öngörüldüğünü belirtiyor. Ercan, yatırımın ilk fizibilite çalışmalarında geri dönüş süresini yaklaşık 4,5 ila 5 yıl arasında öngördüklerini ancak geri dönüş süresinin fiilen 2,5 yıl seviyelerine kadar gerilediği bilgisini veriyor.