Yeni oyuncularla büyüyen sektör
Dünya yeni bir güvenlik çağının içine giriyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar, savunma harcamalarını son 30 yılın en yüksek seviyesine taşıdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) verilerine göre küresel savunma harcamaları 2,4 trilyon doları aşmış durumda. NATO ülkeleri savunma bütçelerini artırırken Avrupa'da 'barış ekonomisi' yerini giderek 'güvenlik ekonomisine' bırakıyor. ABD, Çin ve Körfez ülkeleri de yeni nesil güvenlik teknolojilerine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Savunma sanayindeki bu büyüme yalnızca askeri ihtiyaçlardan kaynaklanmıyor. Pandemi sonrası bozulan tedarik zincirleri, enerji savaşları, siber saldırılar ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılık endişesi, ülkeleri stratejik sektörlerde yerli üretim kapasitesi oluşturmaya zorluyor.
Böylece savunma sanayi, güvenlik sektörünün yanı sıra sanayi politikalarının da merkezine yerleşiyor. Ancak asıl dikkat çekici dönüşüm, savunma sanayinin artık yalnızca geleneksel silah üreticilerinin alanı olmaktan çıkması. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası hız kazanan drone teknolojileri, düşük maliyetli ama yüksek etkili sistemlerin önemini ortaya koydu. Bu durum yeni girişimler için de büyük fırsatlar yarattı. Artık savunma sanayi yalnızca dev yüklenicilerden oluşmuyor. Start-up'lar, robotik şirketleri, veri güvenliği firmaları, kompozit üreticileri ve yazılım girişimleri de savunmanın yeni oyuncuları arasında yer alıyor. Bugün otomotiv üreticileri askeri mobilite çözümleri geliştiriyor, yazılım şirketleri kritik altyapı güvenliği projelerine yatırım yapıyor, tekstil üreticileri teknik kumaş ve balistik malzemelere yöneliyor, kimya ve kompozit şirketleri havacılık projelerinde yer alıyor.
Avrupa'da yön değişimi
Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri Almanya'da yaşanıyor. Alman hükümetinin savunma bütçesini 2029'a kadar 153 milyar euro'ya çıkarma hedefi, otomotiv ve ağır sanayi şirketlerinin yönünü savunmaya çevirdi. Volkswagen Osnabrück fabrikasının füze savunma sistemleri üretimi için dönüştürülmesine yönelik İsrailli Rafael ile görüşmeler yürütüyor. Projeyle Demir Kubbe sistemine yönelik bazı bileşenlerin Almanya'da üretilmesi planlanıyor. Bosch, Deutz ve Rheinmetall gibi şirketler de motor, güç sistemleri, sensör teknolojileri ve elektronik altyapılar üzerinden savunma projelerine daha fazla entegre olmaya başladı. Fransız otomotiv devi Renault ise savunma teknolojileri firması Turgis Gaillard ile askeri drone üretimine yönelik iş birliği başlattı. İlk aşamada aylık 600 drone üretim kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Avrupa Birliği'nin SAFE Programı kapsamında savunma sanayiine özel finansman modelleri oluşturması da bu hareketlilikte önemli rol oynuyor.
Türkiye'de yeni dalga
Son beş yılda özellikle Avrupa'da hızlanan bu dönüşüm, Türkiye'de de yeni bir yatırım dalgası başlattı. Türkiye'de savunma sanayiinin son 20 yılda gösterdiği büyüme, farklı sektörlerden şirketleri bu alana çekmeye başladı. Savunma Sanayii Başkanlığı verilerine göre sektörün proje hacmi 100 milyar doları aşarken sektörde faaliyet gösteren firma sayısı 4 binin üzerine çıktı. Savunma ve havacılık ihracatı ise 2002'deki 248 milyon dolar seviyesinden 2025 itibarıyla 10 milyar dolar bandına ulaştı. Baykar, ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan ve HAVELSAN gibi şirketlerin oluşturduğu teknoloji ekosistemi, yan sanayi tarafında büyük bir çekim etkisi yaratıyor. Otomotiv üreticileri askeri mobilite çözümlerine yönelirken, yazılım şirketleri güvenlik altyapılarına yatırım yapıyor, tekstil firmaları teknik kumaş üretimine geçiyor. Özellikle insansız sistemler, elektronik harp, siber güvenlik ve yapay zeka tabanlı savunma teknolojileri yeni dönemin en hızlı büyüyen alanları arasında yer alıyor.
Kamikaze drone üretiyor
Savunma alanına yönelen şirketlerden biri Pasifik Teknoloji. 2021 yılında insansız hava araçları geliştiren Titra'yı satın alarak sektöre giriş yapan Pasifik Teknoloji, döner kanatlı insansız helikopterlerden kamikaze İHA sistemlerine kadar geniş ürün portföyüyle sektörde büyüyor. Toplam iş hacmi içinde savunmanın payı bugün yüzde 30-40 seviyelerine ulaşan Pasifik Teknoloji, ihracatla birlikte bu oranı yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Dünyada yaşanan savaşlar nedeniyle modern savaş sahasının köklü bir değişimden geçtiğini vurgulayan Pasifik Teknoloji İcra Kurulu Başkanı Aykut Ferah, insansız sistemler, otonom platformlar ve sürü teknolojilerinin savaşların akıbetinde belirleyici hale geldiğini ifade ediyor. Geçtiğimiz günlerde dost ve müttefik bir ülkeye 100 bin adet kamikaze İHA, 10 adet insansız helikopter, 25 adet mini insansız helikopter, 500 adet DELİ Taktik Kamikaze, 500 adet otonom yer destek ve gözlem ünitesi ihraç eden Pasifik Teknoloji, ürün ihracatının yanı sıra teknoloji transferi ve stratejik iş birlikleri ile bulunduğu pazarlarda kalıcı değer yaratan bir oyuncu olmayı hedefliyor. Şirket, kamikaze drone sistemleri üzerinde çalışırken aynı zamanda savunmada geliştirilen teknolojilerin sivil alanlarda kullanılmasına yönelik projeler de yürütüyor. Teslimat drone'ları ve otonom sistemler bunlar arasında yer alıyor.
Finans dünyasından savunmaya
Savunma alanına yönelen en dikkat çekici yeni oyunculardan biri de Tera Teknoloji Yatırım Holding. Şirket, teknoloji ve savunma alanındaki büyüme potansiyelini görerek yatırım stratejisini bu yönde şekillendirdi. Şirket önce siber güvenlik şirketi Barikat'a yatırım yaptı. Ardından 2025 sonunda Türkiye'nin kara sistemleri üreticilerinden Best Grup Savunma'nın yüzde 70 hissesi için pay alım sözleşmesi imzaladı. Tera Yatırım Teknoloji Holding Savunma Grubu Koordinatörü Hüseyin Emre Sezer, savunma yatırımlarını "iki ayaklı mimari" olarak tanımlıyor: Bir tarafta siber dayanıklılık, diğer tarafta kara sistemleri ve insansız platformlar. Şirketin geliştirdiği AŞKAR II meskun mahal aracı KKTC güvenlik kuvvetlerinin envanterine girerken, FEDAİ insansız kara aracı Savunma Sanayii Başkanlığı'nın projelerinde yer aldı. Grup, yakın dönemde Best Grup ile BASE Studio arasında imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde yeni nesil tekerlekli askeri araç ailesi üzerinde çalışıyor. Bu iş birliği, ihracata dönük yeni nesil bir taktik araç ailesi çıkarma potansiyeli taşıyor. Firma ayrıca Finlandiya'da satın aldığı biçerdöver üretim tesisi Sampo yatırımıyla tank dışında bütün zırhlı araçları da üretmek için altyapı hazırlıyor. Ukrayna savaşının özellikle zırhlı araçlar ve insansız kara sistemlerine yönelik talebi ciddi biçimde artırdığını vurgulayan Sezer, "Türk üreticiler için bu durum ciddi bir fırsat penceresi açtı. Önümüzdeki dönem için ihracat odağımız, Körfez ülkeleri, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve dost-müttefik coğrafyalardaki güvenlik kuvvetleri öncelikli pazarlar olacak" diyor.
Savunma sanayiinde yükselen yeni oyunculardan biri ARMSTO. Kuzu Grup girişimi olarak 2022'de kurulan şirket, Türkiye'nin ilk yerli askeri konnektör üreticisi olarak dikkat çekiyor. Konnektörler; savaş uçaklarından radar sistemlerine, füze teknolojilerinden haberleşme altyapılarına kadar birçok kritik platformun temel bileşenleri arasında bulunuyor. Türkiye uzun yıllar bu alanda dışa bağımlı bir yapıdaydı. ARMSTO bugün ASELSAN, Baykar, Roketsan ve TUSAŞ gibi şirketlere ürün sağlıyor. Şirketin üç yıl içinde 250 milyon dolar ciro hedefi bulunuyor. Savunma sanayiinde hızın en kritik avantajlardan biri haline geldiğini belirten ARMSTO Yönetim Kurulu Başkanı Vefa Kuzu, "Bir savunma ürününü tasarımdan sahaya en kısa sürede taşıyabilmek artık stratejik üstünlük anlamına geliyor. Yeni dönemde yalnızca ürün geliştirmek değil, bunu hızlı şekilde ölçekleyebilmek de kritik önem taşıyor" diyor.
İlk yerli zaman sunucusu
Savunma teknolojilerinde yalnızca silah sistemleri değil görünmeyen altyapılar da kritik önem taşıyor. Bunlardan biri zaman senkronizasyonu. 2023 yılında EKOS Electric'in 20 yıllık bilgi birikimiyle kurulan ARF Technologies savunma sanayii, enerji, havacılık ve telekomünikasyon sektörlerine yönelik elektronik çözümler geliştiriyor. Şirket, Türkiye'nin ilk ve tek yerli zaman sunucusunu üreterek stratejik sistemlerde nanosaniye düzeyinde hassas senkronizasyon sağlıyor. ARF Technologies, SynChronos 700 M Serisi ile Türkiye'nin savunma ve kritik altyapılarına yönelik ilk yerli zaman sunucusu üreticisi olarak yüksek hassasiyetli zaman senkronizasyonu teknolojileri geliştiriyor. ASELSAN, Roketsan ve HAVELSAN gibi sektörün önde gelen kurumlarına sağladığı çözümler dikkat çekici çalışmalar arasında yer alıyor. ARF Technologies'in geliştirdiği sistemler; Kandilli Rasathanesi tarafından yapı sağlığı izleme çalışmaları kapsamında kritik yapılarda eşzamanlı ölçüm amacıyla kullanılıyor. Bunun yanı sıra banka altyapılarından Emniyet Genel Müdürlüğü veri merkezlerine, İzmir Metrosu'ndan hava savunma sistemlerine kadar birçok kritik altyapıda zaman senkronizasyonu çözümü sunuyor. ARF Technologies CTO'su Sinan Unan, savunma sistemlerinde zamanlamanın kritik önemine dikkat çekerek, "Modern savaş teknolojilerinde zamanlama artık görünmeyen ama belirleyici bir unsur. Biz de bu alana yönelik çözümler geliştiriyoruz" diyor.
Savunma sanayiindeki dönüşümün en önemli ayaklarından biri de yazılım. Türkiye'nin ilk ERP üreticilerinden Link Bilgisayar, son dönemde savunma ve güvenlik projelerine ağırlık veren şirketlerden biri haline geldi. Şirket özellikle veri yönetimi, entegre güvenlik sistemleri ve kritik tesis altyapıları alanında faaliyet gösteriyor. Link Bilgisayar, ASELSANNET ile stratejik iş birlikleri yürütürken Emniyet Genel Müdürlüğü için güvenlik kamera sistemleri modernizasyon projelerini tamamladı. Şirket aynı zamanda HAVELSAN'ın onaylı tedarikçi listesine girdi. Link Bilgisayar Genel Müdürü Murat Pekmezyan, savunma sanayiinde yazılımın giderek daha kritik hale geldiğini belirtiyor: "Jeopolitik gerilimler savunma teknolojileri tarafında büyük fırsatlar yaratıyor. Özellikle veri yönetimi, kritik altyapı güvenliği ve entegre sistem çözümleri önümüzdeki dönemin en hızlı büyüyecek alanları arasında yer alacak."
Sektörün cazibesine kapıldılar
Fuzul Holding de savunma sanayiini radarına alan gruplar arasında yer alıyor. Savunma sanayiinin mevcut jeopolitik gelişmeler ışığında önemini artırdığına dikkat çeken Fuzul Holding Yönetim Kurulu Üyesi Eyüp Akbal, "Devlet artık bu alana özel sektörün katılımını mümkün kılıyor. Holding olarak biz de konuyla yakından ilgilenmeye başladık. Bir teknoloji transferi ve üreticilik hedefimiz var" diyor.
Savunma sanayiine yönelen şirketlerin önemli bölümü otomotiv kökenli. Bunun temel nedeni ise otomotiv sektörünün yüksek hassasiyetli üretim, ileri mühendislik, kalite kültürü ve tedarik zinciri yönetimi açısından savunma sanayiiyle büyük benzerlik taşıması. 70 yıllık otomotiv şirketi Cevher Jant da savunma ve havacılık sanayiine yönelen şirketlerden biri. Şirket, otomotivde edindiği üretim ve mühendislik deneyimini savunma platformlarına taşımayı hedefliyor. Özellikle alüminyum döküm, metal şekillendirme ve ileri işleme teknolojilerindeki uzmanlığın savunma projelerinde değerlendirilmesi planlanıyor. Cevher Jant CEO'su Oğuz Özmen, savunma sektörünün uzun vadeli kalite kültürü gerektirdiğini belirterek otomotiv tecrübesinin burada önemli avantaj sağladığını söylüyor.
Ege Endüstri'nin savunma planı
Otomotiv sektöründe dingil ve parçaları üretimiyle bilinen Ege Endüstri, savunma sanayisine yönelik yeni bir girişimde bulunarak 'Ege Araç Teknolojileri A.Ş'yi kurdu. Ege ATS'nin kuruluş sermayesi olan 35 milyon TL içinde yüzde 80 pay sahibi olan Ege Endüstri, otomotivdeki uzmanlığını savunma sanayine taşımak için sektöre uyarlanmış komponent ve sistem üretiminde uzmanlaşmayı planlıyor. Şirket, özellikle arazi ve yol dışı özel amaçlı mobilite araçlarına yönelik üretimle, savunma sektörünün ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Şirketin yeni yatırım ve iş geliştirme hamlesi, hem savunma hem de özel amaçlı mobilite araçları alanında yerli katkıyı artırmaya yönelik fırsatlar sunarken, Ege Endüstri için de uzun vadeli bir büyüme potansiyeli vadediyor. Metal dolap üretimiyle kurumsal firmalara çözüm ortaklığı yapan Berberoğlu Çelik, savunma sanayine yönelik geliştirilen yüksek stratejik öneme sahip bir araç prototipinin iç mekân donanımını imal edip montajını tamamladı. Elektronik cihazları muhafaza edecek dolaplar, test sürecinin ardından aynı projedeki diğer araçlara uygulanacak. Koluman Otomotiv Endüstrisi'nin geliştirdiği bir aracın iç mekan metal donanımını imal edip montajını tamamladıklarını açıklayan Berberoğlu Çelik ve Ahşap Büro Malzemeleri Genel Müdürü Gürkan Berber, "Prototip üzerindeki bu çalışmamız, yüksek stratejik öneme sahip araçtaki cihazların sağlıklı bir şekilde muhafaza edilmesini sağlayacak. Test sürecinin başarıyla tamamlanması sonrasında aynı proje dahilinde üretilen diğer araçlara da uygulama yapacağız. Alanımızdaki tecrübemizle ülkemizin savunmasına katkı sunacak olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. İlerleyişimizi kapasite ve kalite artırımına yönelik yatırımlarımızla sürdürmek için ekipman yatırımı yapacağız" diyor.
Mersin merkezli Koyuncu Savunma Sanayi, yapısal çelik alanındaki 60 yıllık geçmişini savunma sanayiine taşıyan şirketlerden biri. Şirket yaklaşık 10 yıl önce savunma alanına girerek modüler akıllı mühimmat depoları üretmeye başladı. Bu depolar özellikle harekat bölgelerinde kullanılıyor. Depolar, patlamaya ve dış saldırılara dayanıklı yapıları sayesinde mühimmatların güvenli şekilde saklanmasını sağlıyor. Şirket bugün Ruanda, Uganda ve Somali dahil 11 ülkeye ihracat yapıyor. Savunmanın şirket içindeki payının yüzde 10'dan yüzde 60'a yükseldiği bilgisini veren Koyuncu Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Koyuncu, deniz kuvvetlerine yönelik yeni bir ürün geliştirdiklerini ve patent başvurusunda bulunduklarını söylüyor.
Savunmanın yeni oyuncularından biri de robotik sistem şirketleri. Pro SDM, Çin'de üretilen robotik platformları Türkiye'ye getirerek bunlara özel yazılımlar geliştiriyor. Şirket özellikle köpek robotlar ve insan benzeri taşıma robotları üzerinde çalışıyor.
Kompozitçiler de yarışa katıldı
Savunma sanayiine ilgi yalnızca üretici şirketlerle sınırlı değil. Girişim sermayesi fonları da savunma teknolojilerine yatırım yapıyor. Eksim Ventures, savunma teknolojileri ve otonom sistemlere yönelik yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Fon bugüne kadar 19 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirdi. Eksim Ventures'ın yatırım yaptığı şirketler arasında otonom robot teknolojileri geliştiren Bottobo Robotics ve yapay zeka ile savunma teknolojilerine odaklanan Kuartis bulunuyor.
Savunma ekosistemine katılan şirketlerden biri Gedik Holding. Döküm, vana ve kaynak teknolojilerinde faaliyet gösteren holding, 2024 yılında Gedik Havacılık ve Uzay Teknolojileri şirketini kurarak savunma ve havacılık alanına giriş yaptı. Holding, Sakarya'daki mevcut üretim tesislerini savunma sanayiine entegre ederken toplam 2,5 milyar TL'lik yatırım planlıyor.
AKSA Akrilik Kimya, Aselsan, Airbus ve TUSAŞ gibi çeşitli ulusal ve uluslararası firmalara kompozit sağlayan Epsilon Kompozit Teknoloji'nin yüzde 54 hissesini 20.2 milyon dolara satın alarak savunma sektörüne adım attı. AKSA'nın şirketin çoğunluk hisselerini satın alması, kimya sektörünün savunma ekosistemine daha güçlü biçimde entegre olduğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kompozit malzemeler özellikle hafiflik ve dayanıklılık avantajı nedeniyle yeni nesil hava platformlarında kritik önem taşıyor.