Matlı Şirketler Grubu Satın Almalar ve 300 Milyon Dolarlık Yatırımlarla Büyüyor
Yörsan ve Keskinoğlu gibi güçlü markaları bünyesine katan matlı şirketler grubu, 300 milyon doları aşan yatırımların ardından yeni büyüme hamlesi için düğmeye bastı. Bugün 10 farklı sektörde 29 şirket ve 18 markayla faaliyet gösteren grup, önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji projeleri, depolama ve lojistik altyapısını güçlendirecek yatırımların yanı sıra yeni üretim tesisleri kurmayı planlıyor. Yakın zamanda açılacak yeme-içme alanlarıyla 'tarlada sofraya' zincirini tamamlayıp tüketiciyle doğrudan buluşacaklarını söyleyen matlı şirketler grubu yönetim kurulu başkanı özer matlı, yeni satın almalar konusunda da aktif bir büyüme stratejisi izlediklerini ifade ediyor.
Dünya nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 10 milyara ulaşacağı ve buna paralel olarak küresel gıda talebinin yaklaşık yüzde 50 artacağı öngörülüyor. Artan nüfus, değişen tüketim alışkanlıkları ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini her zamankinden daha stratejik bir konu haline getiriyor. Bu nedenle tarım, pek çok ülke için stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. Bu dönüşümde öne çıkan yaklaşım ise üretimi yalnızca bir sonuç olarak değil, uçtan uca planlanan ve yönetilen bir ekosistem olarak ele alan iş modelleri oluyor. Matlı Şiriketler Grubu da faaliyetlerini bu entegre yaklaşım doğrultusunda sürdürüyor.
Balkanlar'dan Karacabey'e uzanan köklü bir aile hikayesine dayanan ve mandıracılıkla başlayan bu yolculuk, bugün tarımdan yem üretimine, hayvancılıktan gıdaya, enerjiden lojistiğe kadar uzanan geniş ve entegre bir ekosisteme dönüşmüş durumda. Yörsan, Keskinoğlu ve HEG Gıda gibi markaların yanı sıra, son olarak Yakamoz Yağ'ın da bünyeye katılmasıyla, tarladan sofraya uzanan değer zinciri daha da bütünleşmiş bir yapıya kavuşuyor.
Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, önümüzdeki dönemde yeni satın almaların yanı sıra perakende ve yeme-içme sektöründe de farklı markalarla büyümeyi hedeflediklerini belirtiyor. Bugün 10 farklı sektörde, 29 şirket ve 18 markayla faaliyet gösteren grup, geçtiğimiz yılı 66,8 milyar TL brüt ciro seviyesiyle geride bıraktı.
Son üç yılda grup şirketleri bünyesinde üretim tesislerinin modernizasyonu, kapasite artırımı, yeni tesis yatırımları ve enerji projeleri gibi birçok başlıkta 300 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini vurgulayan Özer Matlı, önümüzdeki dönemde Türk gıda ve tarım sektörüne yatırımı sürdüreceklerini söylüyor. "Özellikle üretim kapasitesini artırmaya yönelik adımların yanı sıra yenilenebilir enerji projeleri, depolama ve lojistik altyapısını güçlendiren yatırımlarla yeni üretim tesisleri gündemimizde olacak" diyen Matlı, Romanya'da yumurta ve tavukçuluk odaklı bir üretim merkezi kurma ve 10'uncu yem fabrikasını devreye alma gibi planlarını da paylaşıyor.
INBUSINESS olarak Özer Matlı ile tüm bu yatırımları ve grubun gelecek hedeflerini konuştuk.
Son yıllarda yaptığı satın almalarla dikkati çeken bir grupsunuz. Bugün nasıl bir yapıya sahip Matlı Şirketler Grubu?
Matlı Şirketler Grubu'nun temeli tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Yıllar içinde bu alandaki tecrübemizi geliştirerek üretimden nihai ürüne kadar uzanan entegre bir yapı inşa ettik. Bugün grup olarak tarım, yem, hayvancılık, gıda, evcil hayvan, yem, enerji, lojistik, depolama, inşaat, akaryakıt ve sanayi olmak üzere 10 farklı sektörde faaliyet gösteriyoruz. Bünyemizde 29 şirket ve 18 farklı marka bulunuyor. Proyem, Yörsan, Keskinoğlu, Burdan, HEG Gıda, Yakamoz Yağ ve Chok Cafe gibi markalarımızla hem üretim hem de tüketici tarafında güçlü ve dengeli bir yapıya sahibiz. Bu markalar sayesinde yem üretiminden hayvansal üretime, süt ve süt ürünlerinden beyaz ete ve gıda ürünlerine kadar uzanan geniş bir değer zincirini yönetiyoruz. Henüz devreye almadığımız ve hazırlıkları devam eden markalarımız da bulunuyor. Büyüme hızımıza paralel olarak marka yapılanmalarımızı kademeli şekilde devreye alıyoruz. Bugün 6 bini aşkın çalışanımız, 10 binden fazla iş ortağımız ve Türkiye genelinde yaygın bayi ağımızla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Amacımız yalnızca üretim yapmak değil; tarımdan gıdaya uzanan bu ekosistemi daha verimli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir yapıya dönüştürmek. Bu nedenle Matlı Şirketler Grubu'nu biz çoğu zaman "topraktan sofraya uzanan entegre bir ekosistem" olarak tanımlıyoruz.
Tarımın yüzde 8 küçüldüğü bir dönemde, büyümemizi yeni marka kazanımlarıyla sürdürdük. Yörsan, Keskinoğlu ve HEG Gıda'nın ardından, geçtiğimiz günlerde Yakamoz Yağ'ı bünyemize kattık. Yakamoz Yağ, günlük 700 ton soya fasulyesi işleme ve 350 ton rafine yağ üretim kapasitesine sahip; ayçiçeği, kanola, keten ve aspir işleyebilen ileri teknolojiye sahip bir üretim tesisi. Bu satın almayla entegre yapımızı daha da pekiştirdik ve Türkiye'yi protein alanında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize önemli bir katkı sağladık.

Grup olarak 2025 yılını nasıl kapattınız?
2025 yılı Matlı Şirketler Grubu açısından hem büyümenin hem de üretim gücümüzün daha da pekiştiği bir yıl oldu. Grup şirketlerimizin toplam performansına baktığımızda yılı yaklaşık 66,8 milyar TL brüt ciro ve 1,51 milyar TL ihracat seviyesinde tamamladık. Şirket bazında değerlendirildiğinde Keskinoğlu Tavukçuluk 27,66 milyar TL ciro ile grubun en büyük üretim hacmine sahip şirketlerinden biri oldu. Proyem, 22,15 milyar TL ciroyu ulaşarak yem sektöründeki güçlü konumunu sürdürdü. İhracat tarafında ise özellikle gıda ve hayvansal üretim şirketlerimizin güçlü bir performans sergiledikğini görüyoruz. Keskinoğlu Tavukçuluk yaklaşık 1,21 milyar TL ihracat ile grubun dış pazarlardaki en büyük katkısını sağladı.

Nerelere ihracat yapıyorsunuz?
Amerika'dan Güney Afrika'ya, Uzak Doğu'dan Avrupa'ya kadar dünyanın pek çok noktasına ihracat gerçekleştiriyoruz. Türk gıda sektörünün sahip olduğu kalite, güvenilirlik ve üretim gücünü global pazarlarda daha görünür kılmayı stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda ihracat faaliyetlerimizi sürdürübilir büyüme yaklaşımıyla yönetirken, yeni pazarlara açılmayı ve mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
İhracatta öne çıkan ürün gruplarınız neler?
Ürün bazında değerlendirildiğinde ihracatımızın lokomotifini son iki yılda da piliç eti ve ileri işlem ürünleri oluşturuyor. Söz konusu ürün grubu 2024 yılı ihracatımızın yaklaşık yüzde 70'ini, 2025 yılı ihracatımızın ise yüzde 65'ini temsil ederek uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu korumaya devam etti. 2025 yılında Yörsan'ın ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 225 oranında artarak dikkat çekici bir büyüme performansı ortaya koydu. Bu büyüme ile birlikte Yörsan ürünleri Amerika, Kuzey Kıbrıs, Dubai, Kuveyt, Gürcistan, Seyşeller ve Irak gibi farklı coğrafyalardaki pazarlarda yer almaya başladı ve markamızın uluslararası bilinirliği önemli ölçüde arttı. Bu gelişme, markanın yeniden yapılanma sürecinin, ürün kalitesinin ve doğru pazarlara yönelik stratejik açılımlarının global pazarlarda karşılık bulduğunu açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz; mevcut pazarlardaki konumumuzu daha da güçlendirirken yeni coğrafyalara açılarak ihracat ağımızı sürdürülebilir şekilde genişletmek.
2026'da büyüme özellikle hangi alanlarda olacak?
2026 yılı için tarım, yem, hayvancılık ve gıda odaklı entegre üretim yapımızı daha da güçlendirmeyi hedeflerken, aynı zamanda lojistik, depolama ve enerji gibi alanlarda da faaliyet gösteren şirketlerimizin büyümesini sürdürülebilir bir şekilde desteklemeyi planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde üretim kapasitesini artıran yatırımlarımızı sürdürürken, teknolojiyi daha etkin kullanan, verimliliği yükselten ve sürdürülebilirliği merkeze alan bir büyüme modeliyle yolumuza devam edeceğiz.
Büyümemizi özellikle perakende ve tüketiciyle doğrudan temas kurduğumuz kanallarda yoğunlaştırıyoruz. İstanbul-İzmir Otoyolu Saruhanlı mevkiinde Yörsan Dinlenme Tesisi'ni hayata geçiriyoruz. Tesis bünyesinde yer alan akaryakıt istasyonlarımız hizmet vermeye başladı. Karşılık konumlanan dinlenme tesislerimizi en kısa sürede tüm alanlarıyla hizmete sunmayı planlıyoruz. Bu kapsamda; Yörsan Mutfak, Keskinoğlu FastFood Restaurant, kafe konsepti ve market/şarküteri alanlarıyla bütüncül bir deneyim alanı sunacağız. Keskinoğlu'nun tavuk ve yumurta ürünleri ile Yörsan'ın süt ve süt ürünleriyle hazırlanan menülerimiz, geleneksel lezzetlerden gençlere hitap eden yeni nesil tatlara kadar geniş bir yelpaze sunacak. Ayrıca HEG Gıda'nın ekmek ve unlu mamulleri ile CHOK Cafe konsepti kapsamında kahve ve atıştırmalık seçeneklerimiz de bu deneyimin bir parçası olacak.
Bununla birlikte, bu tesislerden bağımsız olarak CHOK markasıyla farklı noktalarda kafe yatırımlarımızı da hayata geçireceğiz. Bu yatırımla birlikte, tüketiciyle doğrudan temas kurduğumuz yeni bir deneyim modeli hayata geçiriyoruz. Şimdiye kadar ürünlerimizle daha çok satış kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırırken, artık doğrudan geri bildirim alabileceğimiz bir yapıya geçiyoruz.
Yörsan Dinlenme Tesisleri'nde edineceğimiz bu deneyim, tüketici beklentilerini daha yakından anlamamız açısından bize önemli bir rehber olacak. Bu doğrultuda, zeytinyağı markamızı da tüketiciyle doğrudan buluşturacağımız yeni kurgular üzerinde çalışıyoruz. Elde edeceğimiz veriler, iş modelimizin gelecek yönünü şekillendirecek. Bu süreç, bizim için stratejik bir dönüşüm alanı. Mevcut iş birliklerimiz kapsamında güçlü bir tedarikçi olmanın yanı sıra, perakende ve restoran işletmeciliği alanında da kendi markalarımızla nasıl konum alabileceğimizi şekillendiriyoruz.
Geçen yıl ne kadarlık bir yatırım yaptınız? Bu yıla ilişkin yatırım hedeflerinizi de paylaşır mısınız?
Yatırımda sürdürülebilir getiri yaratacak alanlara odaklanıyoruz. Aynı zamanda doğru fırsatı gördüğümüzde hızlı hareket edebilen bir yapıya sahibiz. Matlı Şirketler Grubu olarak son üç yıl içinde grup şirketlerimiz bünyesinde üretim tesislerinin modernizasyonu, kapasite artırımı, yeni tesis yatırımları ve enerji projeleri gibi birçok başlıkta kapsamlı yatırımlar gerçekleştirdik. Bu yatırımların toplam büyüklüğü 300 milyon doları aştı. Önümüzdeki dönemde de büyüme odağımızı koruyarak yatırımlarımıza devam edeceğiz. Özellikle üretim kapasitesini artırmaya yönelik adımların yanı sıra yenilenebilir enerji projeleri, depolama ve lojistik altyapısını güçlendiren çalışmalar ile yeni üretim tesisleri gündemimizde olacak. Romanya'da yumurta ve tavukçuluk üzerine bir üretim merkezi oluşturmayı planlıyoruz. Şu anda fizibilite çalışmalarımız devam ediyor. Bununla birlikte grubumuzun 10'uncu yem fabrikasını devreye almayı hedefliyoruz.
Konya Organize Sanayi Bölgesi'nde planlanan üretim faaliyetleri ile üretim ağımızı genişletmeyi planlarken, gıda tarafında özellikle Yörsan markamızda kapasite artışı ve ürün gamını çeşitlendirmeye yönelik yatırımlar öncelikli başlıklarımız arasında yer alıyor.
Bursa Karacabey'de planladığımız soğuk hava depoculuğu yatırımı, tarımsal ürünlerin depolanması ve lojistik süreçlerinin daha verimli yönetilmesi açısından önemli bir rol üstlenecek.
Bunun yanı sıra İstanbul-İzmir Otoyolu üzerinde planlanan dinlenme tesisi yatırımı ve İzmir Aliağa Organize Sanayi Bölgesi'nde hayata geçirmeyi planladığımız projeler ile farklı sektörlerde de faaliyet alanımızı genişletmeyi amaçlıyoruz.
Ayrıca kafe ve restoran işletmeciliği alanındaki girişimlerimiz, grubun hizmet sektöründeki varlığını güçlendiren önemli adımlar arasında yer alıyor. Enerji tarafında ise sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda yatırımlarımız devam edecek.

Bugün enerji alanında nasıl bir kapasiteye sahipsiniz?
2020 yılından bu yana tesislerimizde toplam 32 MW düzeyinde çatı üzeri ve arazi GES yatırımlarını devreye aldık. Devam eden projelerimizin tamamlanmasıyla birlikte bu gücü 45 MW seviyesine yükseltmeyi planlıyoruz. Bugün itibarıyla çatı ve arazi GES yatırımlarımızla yıllık yaklaşık 40 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştiriyoruz. Devam eden projelerin devreye girmesiyle birlikte bu üretim miktarını 60 milyon kWh seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun yanında yeni çatı GES başvurularımız ve arazi GES projelerimiz üzerinde भी çalışmalarımız sürüyor. Güneş enerjisi, bizim için tamamlanmış bir yatırım alanı değil; sürekli gelişen ve derinleşen bir enerji dönüşüm programı. Bugün kendi yenilenebilir enerji üretimimizle toplam elektrik ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 20'sini karşılıyoruz. Devam eden yatırımlarımızın tamamlanmasıyla birlikte bu oranı yüzde 30 seviyelerine çıkarmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz, iki yıl içinde güneş ve rüzgar dahil toplam 250 MW kurulu güç seviyesine ulaşmak.
GES projelerinizi detaylandırdınız. Biraz da rüzgar enerjisi projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Rüzgar enerjisi tarafında lisanslı depolamalı RES projeleriyle daha ileri bir aşamaya geçmiş durumdayız. Mersin, Samsun, Çanakkale ve Bursa'da depolamalı rüzgar enerji santrali projeleri geliştiriyoruz. Bu dört projeyle yıllık yaklaşık 300 milyon kWh elektrik üretimi hedefliyoruz. Bu projelerin temel özelliği yalnızca elektrik üretimi değil; enerji depolama altyapısıyla birlikte daha dengeli ve yönetilebilir bir enerji sistemi kurgulamak. Bu yaklaşım, üretim sürekliliği, pik yük yönetimi ve şebeke esnekliği açısından önemli avantajlar sağlarken, enerji maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesine de katkı sunuyor. Bizim hedefimiz, sadece kendi enerjimizi üretmek değil; bu yapıyı daha akıllı, daha esnek ve daha düşük karbonlu bir enerji modeline dönüştürmek.

Matlı Grubu'nun entegre iş modelinde açıkta kalan bir sektör var. Kırmızı et üretimi. Bu konuda bir satın alma veya yeni tesis kurma projesi var mı?
Kırmızı et üretimi, entegre yapımızı güçlendirecek önemli başlıklardan biri olarak gündemimizde yer alıyor. Bu alana yönelik farklı alternatifler üzerinde detaylı çalışmalarımız devam ediyor. Hem olası yatırım modelleri hem de operasyonel yapı üzerine değerlendirmeler sürerken, marka tarafında da marka kurgusu ve konumlandırma çalışmalarımız devam ediyor. Süreci uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturacak şekilde ele alıyor; doğru zaman ve doğru modelle ilerlemeyi hedefliyoruz.
Matlı Grubu'nun toplam çiftlik sayısı, tesis sayısı, bu çiftliklerdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısı nedir?
Matlı Şirketler Grubu olarak hayvancılık faaliyetlerimizi farklı lokasyonlarda yer alan toplam 4 farklı çiftlik ve tesis üzerinden sürdürüyoruz. Karacabey'de bulunan Ömer Matlı Akademi bünyesindeki Hayvancılık Araştırma ve Geliştirme Merkezi'nde, 250'si sağmal olmak üzere toplam 550 baş büyükbaş hayvan bulunuyor. Aynı bölgede yer alan Ömer Matlı Süt Çiftliği'nde ise Holstein, Simental ve Red Holstein ırklarının yer aldığı, toplam bin 800 baş büyükbaş hayvan kapasitesine sahip bir üretim yapısı bulunuyor. Balıkesir Bandırma'daki besi çiftliğimizde, 700 dönüm arazi üzerine kurulu ve 80 dönümü kapalı alandan oluşan tesisimizde 50 bin baş büyükbaş hayvan kapasitesiyle faaliyet gösteriyoruz. Aynı bölgede yer alan koyunculuk işletmemizde ise 12 bin metrekare kapalı olmak üzere toplam 70 bin metrekare alanda 2 bin baş anaç kapasiteli küçükbaş üretimi gerçekleştiriyoruz.
Burdan ve Keskinoğlu markalarımızla günlük 5,5 milyon adet yumurta üretimiyle bu alanda ülkenin en büyük üreticisi konumundayız. Bünyemizde bulunan Yörsan ise bugün Türkiye'nin en büyük 5 süt ve süt ürünleri üreticisi arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra lisanslı depoculuk alanında da önemli bir kapasiteye sahibiz ve LİDAŞ alanında Türkiye'nin en büyük ilk 3 oyuncusu arasında bulunuyoruz.
Sizce Türkiye'de gıda enflasyonunun temel sebebi nedir? Bunun önüne geçmek için neler yapılabilir?
Son yıllarda gıda enflasyonu yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın birçok ülkesinin karşı karşıya kaldığı önemli bir konu haline geldi. Pandemi sonrası dönemde küresel ölçekte yaşanan tedarik zinciri aksaklıkları, enerji maliyetlerindeki değişimler, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkileri ve jeopolitik gelişmeler gıda fiyatlarını doğrudan etkiledi. Türkiye'de ise bu küresel dinamiklerle birlikte, arz talep dengesi ve tarımsal üretimdeki yapısal bazı sorunlar gıda enflasyonunun daha güçlü hissedilmesine neden oluyor.
Üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için maliyetlerin öngörülebilir olması ve üretimin planlı bir şekilde yürütülmesi büyük önem taşıyor. Üretim planlamasının doğru yapılması, verimliliği artıracak modern tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve tarımda teknoloji kullanımının artırılması gıda enflasyonunun kontrol altına alınmasında önemli rol oynayacaktır. Ayrıca tarımsal üretimde verimliliği artıracak yatırımların desteklenmesi, lojistik ve depolama altyapısının güçlendirilmesi ve üretimden tüketiciye uzanan zincirdeki kayıpların azaltılması da büyük önem taşıyor. Uzun vadeli, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı bir tarım politikası ile gıda enflasyonunun daha sağlıklı bir seviyeye çekilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum.

Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatını artırmak için ne gibi adımların atılması gerekiyor?
Tarımsal üretime ben daha temel bir perspektiften bakıyorum. Örneğin, Suudi Arabistan gibi zorlu iklim koşullarına sahip ülkelerde dahi hayvancılık yatırımlarının arttığını görüyoruz. Buna karşılık Türkiye, bulunduğu iklim kuşağı ve doğal kaynaklarıyla üretim açısından önemli bir potansiyele sahip. Bu potansiyelin daha etkin değerlendirilebilmesi için kırsal üretimin desteklenmesi, tarım ve hayvancılığın daha cazip hale getirilmesi ve üretici motivasyonunun artırılması büyük önem taşıyor. Kırsalda sürdürülebilir üretimin güçlendirilmesi, uzun vadeli büyümenin anahtarlarından biri olarak öne çıkıyor.