Türkiye’de 5G Dönemi: Turkcell Türkiye’yi Veri Aktarma Merkezi Yapmayı Hedefliyor

20.05.2026
5g’ye geçişle birlikte Türkiye’de hız çağı başladı. Şimdi hedef, dijital altyapıyı ülke için stratejik bir güç haline getirmek. Turkcell genel müdürü Dr. Ali Taha koç, veri trafiğinde Türkiye’yi bölgesel bir merkez yapmak için büyük ölçekli veri merkezleri kuracaklarını ve bu yatırımlarla ülkeyi havacılıktan sonra veride de aktarma noktası haline getirmeyi planladıklarını söylüyor.

Türkiye'nin dijital dönüşümünün konuşulduğu her dönemde bir kavram öne çıkar: Hız. Sadece internet hızından da söz etmiyoruz. Karar alma hızından, teknoloji üretme hızından, küresel rekabete ayak uydurma hızından bahsediyoruz. Çünkü dijital çağda geride kalmanın bedeli, bir teknolojiyi birkaç yıl geç kullanmaktan çok daha büyük. Ülkelerin ekonomik gücünü, güvenliğini ve hatta egemenliğini belirleyen şey artık veri akışının ne kadar hızlı, güvenli ve kesintisiz yönetilebildiği. Türkiye de tam bu eşikte, yeni bir döneme adım atıyor: 5G Bu ay itibarıyla mobil iletişimde yeni bir sayfa açılıyor. Daha yüksek hızlar, milisaniyelere düşen gecikme süreleri ve milyarlarca cihazın aynı anda konuşabildiği bir altyapı... Ancak 5G yalnızca daha hızlı video indirmek ya da kesintisiz oyun oynamak anlamına gelmiyor. Asıl dönüşüm, fabrikalardan hastanelere, şehir altyapısından ulaşımakar kadar ekonominin bütün damarlarında hissedilecek. Kısacası mesele iletişimden fazlası; üretimin, hizmetin ve gün lük hayatın yeniden tasarlanması...

Bu dönüşümün merkezindeki şirketlerden biri ise kuşkusuz Turkcell. Türkiye'nin en büyük mobil operatörü, 5G ihalesinde aldığı en geniş frekans portföyüyle yeni dönemde "en hızlı operatör" olma iddiasını ortaya koyarken, veri merkezlerinden deniz altı fiber hatlarına, bulut altyapısından yapay zeka destekli akıllı mimarilere kadar çok geniş bir yatırım programını devreye almış durumda.

Şirketin başında ise mühendislik geçmişiyle teknolojiye, pilotluk tutkusu ile de hız ve refleks kavramlarına alışık bir yönetici var: Ali Taha Koç. Gökyüzünde tek motorlu uçaklarla uçan, pistte saniyelerin yarıştığı Formula 1'i yakından takip eden Koç için hız bir tutku olduğu kadar aynı zamanda bir yönetim felsefesi. Ona göre teknoloji dünyasında rekabet, çoğu zaman doğru yönü hızlı fark edenlerin yarışı.
Turkcell de bu yaklaşımı yatırımlarına yansıtıyor. Gözle görülür bir merkez yapmak için büyük ölçekli veri merkezi başta olmak üzere sanayi için özel 5G ağları ve Türkiye'yi veri trafiğinde bölgesel bir merkez haline getirme hedefi sadece bir telekom şirketinin büyüme planı değil aynı zamanda Türkiye'nin dijital altyapısının geleceğini şekillendirecek adımlar.

5G'ye geçişin başladığı bu ay Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ile yaptığımız kapsamlı söyleşide hem Türkiye'nin 5G yolculuğu ile veri merkezleri ve bulut yatırımlarını, hem de dijital egemenlik tartışmalarını ve şirketin küresel teknoloji vizyonunu konuştuk.

Türkiye'de 5G teknolojisine bu ay itibarıyla resmi olarak geçildi. 5G teknolojisinin ülkenin dijitalleşmesine ne gibi katkıları olacak?

Türkiye'de 1 Nisan'dan itibaren mobil iletişimde 5G dönemi başladı. 5G'yi sıradan bir hız artışı olarak görmemeliyiz. 5G teknolojisi, ülkemizin dijital ekonomisi için yeni bir altyapı ve iletişimin doğasını değiştirecek bir atılım demek. Hayatın her alanında çok köklü değişimleri beraberinde getirecek güçte bir teknolojik altyapıdan söz ediyoruz. Artık yalnızca bireyler arasında değil; nesneler yardımıyla makinelerle, evdeki eşyalarla, otomobillerle, binalarla, trafikle ve şehirlerle gerçek zamanlı iletişim kurduğumuz bir çağa giriyoruz. Asıl köklü dönüşüm endüstride, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi dijital endüstriler alanında yaşanacak. Sanayide fabrikalar tamamen bağlantılı hale gelecek, akıllı sensörler ve üretim hatları gerçek zamanlı verilerle yönetilecek. Eğitimde ise 5G destekli artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamaları, öğrencilerin sınıf ortamını aşarak dünyanın dört bir yanına bağlanmasını sağlıyor. 5G ile gerçek zamanlı çeviri, uzaktan laboratuvar çalışmaları ve simülasyonlar artık kesintisiz şekilde yapılabilecek.
4.5G'deki gecikme süreleri 5G ile birlikte 1-5 milisaniyeye düşecek; yani bir göz açıp kapama süresine... Bu inanılmaz fark sayesinde bir doktor yüzlerce kilometre uzaktan gerçek zamanlı ameliyat yapabilecek. Ulaşımda ise araçlar trafik altyapısıyla anlık haberleşerek yolları çok daha güvenli ve akıcı hale getirecek. Kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde, milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su ve ulaşım sistemleri anlık olarak yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak hem de kaynak kullanımında ciddi tasarruflar sağlayacak.

Turkcell olarak 5G teknolojisine geçiş için adımlarınız ve öncelikleriniz neler olacak?

Turkcell olarak 16 Ekim'deki ihalede 1 milyar 224 milyon dolar teklif karşılığında toplamda 160 MHz ile en geniş, en güçlü kapsama ve frekans bantlarını aldık. Türkiye'nin en geniş 5G frekans portföyüne sahip operatörü konumundayız. Bu sayede hem geniş kapsama hem de yüksek hız ve kapasiteyi aynı anda sunacağız. Sahip olduğumuz bu güçlü portföyü, yapay zeka destekli akıllı ağ mimarimiz ve yüksek fiberleşme oranımızla bütünleştiriyoruz. 1 Nisan itibarıyla 81 ilimizde "Turkcell gücünde 5G" deneyiminin kapılarını açtık. 5G'yi bir otoban olarak düşünecek olursanız, bu dijital otobanın sol şeridi Turkcell'e ait. İhalede aldığımız 700 MHz bandıyla ülkemizin dört bir köşesinde, kırsalda ve bina içerisinde kesintisiz bir kapsama sağlayacağız. 3.5 GHz bandımızla ise özellikle şehir merkezlerinde mobilde artık megabitler yerine gigabit hızlarını hayata geçirip gerçeğe dönüştüreceğiz. Ağlarımızı sadece hızlandırmıyor, aynı zamanda akıllandırıyoruz. Sahip olduğumuz frekans gücünü, yapay zeka destekli ve yazılım tabanlı şebeke mimarimizle birleştiriyoruz. Bu sayede şebekemiz ağ trafiğini anlık olarak izleyip kaynakları dinamik olarak yönetecek ve arızaları henüz oluşmadan önce tespit eden proaktif bir sistemle kullanıcılarımıza stabil bir 5G deneyimi yaşatacak. Fiber altyapının henüz ulaşmadığı bölgelerde ise fiber hızında sabit internet hizmetini Superbox teknolojisiyle, kablosuz olarak sunacağız. Artık önümüzdeki dönem Turkcell 5G'nin kapasite ve hız avantajı, yalnızca mobil segmentte değil ev internetinde de hissedilecek. Liderlik tecrübemiz, güçlü altyapımız ve teknolojimizle, 5G çağında da mobil iletişimin "oyun kurucusu" olmayı sürdüreceğiz.

Turkcell olarak hedefimiz, 5G'nin sadece büyükşehirlerde değil, Türkiye'nin tamamında erişilebilir olması. Yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı buna göre yaptık. 4.5G döneminde tüm ülkeyi kapsayan altyapımız, 5G geçişinde en büyük avantajımız. Kırsal bölgelerde kapsama kademeli olarak genişleyecek. Fiberleşme yatırımları ve yeni nesil baz istasyonlarıyla bu süreç hızla ilerleyecek. Yatırımlarımız sayesinde, altyapımız dönüştürücü teknolojilerin kullanımına hazır.

Türkiye'de hala 5G'li cihaz penetrasyonu istenilen seviyede değil, bu süreçte 5G'ye geçişi kolaylaştıracak ne gibi çözümleriniz olacak?

5G sürecinde önceliklerimizden biri, 5G erişiminin hızla yaygınlaşmasını sağlamak. Geçiş sürecinde yalnızca şebekeyi değil, ekosistemi de 5G'ye hazırlıyoruz. Şu an Türkiye'de yüzde 30 seviyelerinde olan 5G uyumlu akıllı cihaz oranını çok daha yukarı çekmek için global üreticilerle stratejik iş birlikleri yapıyoruz. Avantajlı kampanyalarla, müşterilerimizin 5G uyumlu cihazlara erişimini kolaylaştırıyoruz. Son olarak Barselona'daki MWC 2026'da, Samsung ile gerek cihaz gerekse de Ar-Ge'yi kapsayan mevcut iş birliğimizi daha da genişleten bir anlaşmaya imza attık. İlk etapta Turkcell'e özel yerli üretim 100 bin Galaxy serisi telefon ve 50 bin S serisi premium segment 5G uyumlu cihazla birlikte toplam 650 bin Samsung 5G'li cihazı, uygun koşullarla Turkcell kanallarında satışa sunulacak. Farklı segmentteki 5G uyumlu cihazlarla, ülkemizde 5G penetrasyonuna büyük bir ivme kazandıracağız.

OSB'ler ve büyük sanayi kuruluşları için özel 5G ağları gündeminizde mi?

5G sadece tüketici teknolojisi değil, özellikle yapay zeka, makine öğrenmesi (ML), nesnelerin interneti (IoT) ve bulut teknolojileri sayesinde sanayinin üretim altyapısını da dönüştüren bir dijital altyapı. 5G'nin sunduğu düşük gecikme, yüksek kapasite ve güvenilir bağlantı; akıllı fabrikalar, otonom üretim sistemleri ve gerçek zamanlı veri analitiği için kritik bir altyapı oluşturuyor. Büyük sanayi kuruluşlarının kendi üretim sahalarına özel, güvenli ve yüksek performanslı kampüs ağları kurma ihtiyacı giderek artıyor. Turkcell olarak hedefimiz, sanayi kuruluşlarına, onların endüstriyel üretim kapasitelerini desteklemek amacıyla veri odaklı, akıllı ve daha verimli üretim modellerine geçişte güçlü bir teknoloji iş ortağı olmak. Bunun hem şirketlerin rekabet gücünü artıracağına hem de Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim yolculuğunu hızlandıracağına inanıyoruz.

5G'nin işletmeler ve bireysel kullanıcılar üzerindeki en büyük etkileri size göre ne olacak? Örneğin IoT, akıllı şehirler ve yapay zeka uygulamalarına katkısı nasıl şekillenecek?

5G'nin hayatımıza girişiyle birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir döneme adım atıyoruz. Bir anlamda sınırlar ortadan kalkıyor. Bireysel kullanıcılar gigabit hızlarıyla tanışacak. Bugün dakikalar süren HD video indirme işlemleri, 5G altyapısıyla sadece saniyeler alacak. Göz kırpma süremizin onda birine (yani 1-5 milisaniyeye) düşen gecikme süreleriyle, bulut oyun ve sanal/artırılmış gerçeklik deneyimleri çok daha farklı bir seviyeye çıkacak. İşletmeler ve sanayi tarafında ise fabrikalar baştan sona bağlantılı bir yapıya kavuşacak. Akıllı sensörler ve üretim hatlarının gerçek zamanlı veriyle yönetildiği, arızaların henüz oluşmadan tespit edilip üretkenliğin zirveye taşındığı yeni bir dönemin kapıları açılacak. 4.5G bir kilometrekarelik alanda binlerce cihazı desteklerken, 5G ile bu sayı aynı alanda 1 milyon cihazın erişim kapasitesine çıkıyor. Bu devasa kapasite, 'nesnelerin interneti (IoT)' çağının asıl atılım yapmasını oluşturuyor. Akıllı şehirlerimizde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su ve ulaşım sistemleri anlık olarak yönetilerek büyük bir tasarruflar sağlanacak. Ulaşımda ise araçların birbiriyle ve trafik altyapısıyla anlık veri paylaşması, yollarımızı daha güvenli ve akıcı hale getirecek. Ulaşım alanındaki karbon salınımını kayda değer oranda düşürecek.

KOBİ'lerin dijital dönüşümünde Turkcell'in rolü ne olacak?

Turkcell KOBİ'ler için 5G'nin düşük gecikme ve yüksek kapasite avantajını, Google Cloud Türkiye Bölgesi'nin hiper ölçekli bulut ve yapay zeka yetkinlikleriyle tek bir zeminde buluşturan, uçtan uca çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Kasım ayında ülkemiz açısından çok önemli bir uluslararası yatırım ve iş birliğini Google Cloud ile başlattık. Bu kapsamda Google Cloud iş birliği ile inşa edeceğimiz hiper bulut bölgesi, KOBİ'lerimizin yeni ürünler geliştirebilecekleri, küresel ölçekte hizmet satabilecekleri bir zemin sunuyor. Söz konusu proje sayesinde, mevzuata uyumlu şekilde, en güncel bulut ve yapay zeka servislerine erişebilecekler. Bunun yanı sıra Financell çatısı altında sunduğumuz 'Kendi İşini Cihaz Kredisi' gibi çözümlerle KOBİ'mize destek oluyoruz.

Kamu kurumlarıyla ya da yurt dışında dijital altyapı projelerinde yeni iş birlikleri var mı? 5G ile ilgili küresel iş birlikleriniz veya Ar-Ge projeleriniz olacak mı?

Turkcell, yerli ve milli teknolojinin gelişip yaygınlaşması için stratejik öneme sahip bir şirket. Bu kimliğin bir uzantısı olarak gerek 5G gerekse de ülkemizin dijital geleceğini ilgilendiren tüm başlıklarda kamu kurumları ile iş birliği ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Hedefimiz, yeni nesil yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi ve teknoloji alanında Türkiye'nin sadece tüketen değil aynı zamanda katma değer üreten bir ülke haline gelmesi. Bu doğrultuda, Türkiye'nin yeni nesil iletişim teknolojilerinde söz sahibi olabilmesi için ulusal ve global markalarla stratejik iş birlikleri hayata geçiriyoruz. ULAK Haberleşme'nin Open RAN ürünlerini kullanarak 5G şebekesini daha verimli kılıyoruz. Bu sayede 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız ve düşük gecikme avantajlarını daha geniş kitlelere sunmayı hedefliyoruz. ULAK ile süren iş birliğimizi, geçtiğimiz günlerde Dünya Mobil Kongresi'nde imzaladığımız anlaşmayla daha da derinleştiriyoruz ve 6G teknolojisine yönelik inovatif çalışmalarla da destekliyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz '5G Teknoloji Kampüsü' ile ise akademisyenleri ve üniversiteli genç zihinleri iş dünyasıyla bir araya getiriyoruz. Çeşitli kullanım senaryolarına ve son teknolojilerin pratik uygulamalarını gerçekleştiriyoruz. Teknoloji ekosisteminin önemli aktörleriyle 5G uyumlu cihazların uygun koşullarla tüketiciyle buluşmasını sağlarken, 5G teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve test çalışmalarını da birlikte yürütüyoruz. Önümüzdeki süreçte de benzer Ar-Ge projeleriyle birçok yeniliğe imza atacak ve yerli teknoloji ekosistemini genişletmeye devam edeceğiz.

Türkiye'nin 'dijital egemenliği' konusunda telekom şirketlerine nasıl bir rol düşüyor?

McLuhan'ın yıllar önce tanımladığı gibi artık 'küresel bir köye' dönüşen dünyada dijital egemenlik; artık ülkelerin kaderini, karar alma gücünü ve geleceğini belirleyen en temel unsur. Sektörümüzün rolü de yalnızca 'bağlantı' sağlamaktan çıkarak, ulusal güvenliğin ve stratejik dayanıklılığın temel kolonu konumuna evrildi. Eğer veri egemenliğiniz yoksa, ekonomik bağımsızlığınız ve hatta milli egemenliğiniz de büyük risk altında demektir. Telekom şirketlerine düşen en kritik görev, veriyi kaynağında koruyarak, küresel ve belirsiz ortamlardan yerel ve egemen yapılara geri taşımak. Bu 'Geopolitics' stratejisi ile jeopolitik riskleri azaltmak ve regülasyon belirsizliklerini yönetmek, Turkcell olarak bizim temel sorumluluklarımızdan biri. Görev tanımımız, sadece baz istasyonu kurmak değil; aynı zamanda yapay zeka için devasa hesaplama gücü sunmak, egemen bulut sistemleri işletmek, veriyi korumak ve bu sistemlerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretip yönetmek. Yapay zekayı bir motor gibi düşünecek olursak, onun üzerinde çalıştığı dijital altyapıyı yani şasiyi kontrol edemiyorsanız, başkasının rotasında giden bir 'yolcu' olarak kalırsınız. Rotayı bizzat ülkemizin çizebilmesi için gereken bağımsız altyapıyı inşa etmek, bizim asli görevimiz ve en büyük önceliğimiz. Teknolojide her şeyi sıfır noktasından başlatıp üretmek her zaman mümkün değildir ne de verimlidir. Telekom şirketlerinin vizyonu, küresel inovasyon hızı ile yerel veri egemenliği arasındaki optimum mühendislik dengesini kurmaktır. Global teknoloji devlerinin ileri seviye bulut ve yapay zeka kabiliyetlerini, Türkiye'nin kendi regülasyonları altında, verilerin tamamen yerel anahtarlarla şifrelendiği güvenli bir altyapıda ülkemize sunmak büyük önem taşıyor. 2025 sonbaharında Google Cloud ile imzaladığımız stratejik iş birliği anlaşması da bu vizyonun en çarpıcı ve güncel yansıması.

Veri merkezi ve bulut tarafında Turkcell'in hedefleri nelerdir?

Bu alanda bölgesel bir oyuncu olmak için ne gibi adımlar atılıyor? Kurulduğumuz günden beri mobil iletişimin lideriyiz. Ülkemizin dört bir yanına ulaşan, en geniş mobil şebekeyi kurduk. Halen yaklaşık 40 milyon bireysel mobil abonemiz var; yani en yakın rakibimizden neredeyse 10 milyon daha fazla. 2025 yılında, 2,4 milyon net faturalı abone kazanımıyla son 26 yılın rekorunu kırdık. Bu liderliği güçlendiren unsurlar yalnızca mobil şebekemizden de oluşmuyor. Veri merkezi yatırımlarımız, aynı zamanda Türkiye'nin bilgi güvenliğini ve dijital verisini ülke içinde tutmamızı sağlıyor. Nasıl ki yaklaşık 32 yıl önce ülkemizde mobil operatörlüğü başlatarak Türkiye'de yeni bir kapı açtıysak, bugün de veri merkezi işletmeciliği ile benzer bir oyun kurucu rol üstleniyoruz. Veri merkezi işletmeciliğine yönelik yaptığımız yatırımların toplamı, 2025 yılında 585 milyon euro'ya ulaştı. Türkiye'nin en büyük veri merkezi işletmecisiyiz. Bu alanda en yakın rakibimizin iki katı kapasiteye sahibiz. Sektörün ihtiyacının üçte birinden fazlasını tek başımıza karşılıyoruz. Sadece kapasite olarak değil, kalite standartlarında da bir numarayız. Bu başlık altında 2 temel önceliğimiz var: Türkiye'nin verisini Türkiye'de tutmak ve ülkemizi bölgesel bir veri üssü haline getirmek. Veri merkezlerindeki liderliğimizi ve altyapı gücümüzü, dünyanın en büyük hiper ölçekli veri merkezi sağlayıcısı Google Cloud ile yaptığımız stratejik iş birliğiyle taçlandırdık. Bu anlaşmayla Türkiye'de ilk kez hiper ölçekli bir bulut bölgesi kuruyoruz. Google Cloud'un küresel uzmanlığı ile Turkcell'in güçlü altyapısını bir araya getiriyoruz. Birkaç yıl içinde tamamlayıp devreye alacağımız bu yatırım, Türkiye'de dünya standartlarında dijital altyapının kurulmasını sağlayarak, Turkcell'in veri merkezi ve bulut alanındaki liderliğini pekiştirecek. Bu merkez, şirketlerin dijital dönüşümünü hızlandıracak ve yapay zeka odaklı yeniliklerin önünü açacak. Müşterilerimiz Google Cloud teknolojilerine sorunsuz şekilde erişecek. Türkiye ve Turkcell; Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında dijital bir köprü rolü üstlenecek. Bu altyapı, milyonlarca sunucunun, milyarlarca satır kodunun ve binlerce işlemcinin bulunduğu, sınırsız ölçeklenebilir depolama alanları sağlayan devasa bir güç sunacak. Veri güvenliği ve dijital egemenlik ise bu iş birliğinin en önemli stratejik kolonları arasında yer alıyor. Kurulacak bulut bölgesi, Türkiye'nin regülasyonlarına yüzde 100 uyumlu olacak. Toplam 3 milyar euro yatırımla hayata geçecek olan proje Türkiye ekonomisine her yıl 5 milyar doların üzerinde katkı sağlayacak. Özetle Türkiye; verisinin ve katma değerinin yurt içinde kurulduğu; dijital bir köprü ve bölgesel inovasyon merkezi konumuna yükseldiği yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Çalışmalar Ankara'da üç farklı arsada eşzamanlı devam ediyor. Mayıs ayı başında inşaat sürecini başlatacağız.

İran, İsrail ve ABD arasındaki savaşın Körfez'e sıçraması, Türkiye'yi bölgesel veri üssü haline getirme hedefini hızlandırabilir mi?

İran, İsrail ve ABD savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve Körfez Bölgesi'nde sıçrayan olaylar nedeniyle veri trafiğinin bizim ülkemizden aktarılmasını bekliyoruz. Veri trafiği batıdan doğuya, doğudan da batıya akıyor. Bu trafiğin akabilmesi için büyük veri merkezi yatırımlarına ihtiyaç var. Şu anda Türkiye, dünyanın en güzel havalimanından birisi olan İstanbul Havalimanı'na sahip. Bu havalimanı kuruluşundan çok kısa bir süre sonra dünyanın aktarma merkezi haline geldi. Eğer biz bu İstanbul Havalimanı yatırımını yapmamış olsaydık, Amsterdam, Münih'ten aktarma yapılacaktı. Veri konusunda da Türkiye'nin dünyanın aktarma merkezi olabilmesi için hiper ölçekli veri merkezlerine ihtiyaç var. Biz Türkiye'nin Turkcell'i olarak bu noktada taşın altına elimizi koyduk ve bu yatırımı yapma kararı aldık. Umarım bu yatırımlarla Türkiye havacılıktan sonra veride de bir aktarma merkezi haline gelecek.

Turkcell olarak Türkiye'de ilk defa bir denizaltı fiber optik kablo projesini başlatıyorsunuz. Projenin hedefi nedir?

Dünyada fiber optik kablolar ağırlıklı olarak karanın altından geçiyor. Bizim de Avrupa'ya olan fiber ağlarımız ağırlıklı olarak Marmara üzerinden gerçekleşiyor. Ama bu bölgede bir sorun olursa bizim fiber trafiğini Batı'dan Doğu'ya, Doğu'dan Batı'ya geçirecek alternatiflere ihtiyacımız var. Bunun için de biz Türkiye'de ilk defa denizaltı fiber optik kablo işine de girdik. Bunun için dünya devi Telecom Italia ile iş birliğine gittik. İzmir'den denizin altından giriyoruz. Oradan Girit Adası'na geçiyoruz. Girit Adası'ndan da Milano'ya ulaşıyoruz. Bunun sözleşmeleri devam ediyor. Yani Türkiye'nin trafiğini herhangi bir uluslararası operatör kullanmadan biz Turkcell olarak Milano'ya kadar götüreceğiz. Bu projeyle uçtan uca hizmet vererek gecikmelerin önüne geçeceğiz, performansımızı iyileştireceğiz. Karada yaşanacak herhangi bir arızaya karşı alternatifimiz olacak. Bu yatırıma da bu yıl başlamayı planlıyoruz.

Veri merkezlerinin enerji tüketimi ciddi bir konu. Bu konuda Turkcell olarak ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Dijital dünyanın kalbi olan veri merkezleri, yapay zeka teknolojisi ve 5G gibi yeni nesil altyapılar, çok yüksek enerji ihtiyacını da beraberinde getiriyor. İletişimin geleceği yalnızca 'güçlü' değil, aynı zamanda 'sorumlu ve sürdürülebilir' olmak zorunda. Bu anlayışla, attığımız her adımın çevreye olan izdüşümünü hesaplıyoruz. Yeşil enerji yatırımları bizim için bir opsiyonel maliyet kalemi değil. Ülkemize ve dünyaya karşı temel bir sorumluluk, aynı zamanda dijital altyapımızı koruma altına alan bir tür iş sürekliliği sigortası. Bu alandaki felsefemiz net: 'Daha Fazla Bit, Daha Az Watt'. Teknolojik altyapımızı ve yatırımlarımızı tamamen bu ilke hedeflerin üzerine inşa ediyoruz. Şebekemizdeki yapay zeka destekli sistemler, veri trafiğini saniyeler içinde analiz ederek enerjiyi sadece ihtiyaç duyulan yere yönlendiriyor. Yoğun olmayan saatlerde kapasite otomatik olarak düşürülerek gereksiz enerji tüketiminin anında önüne geçiliyor. Türkiye'nin en büyük veri merkezi işletmecisi olarak, tesislerimizde çevre dostu bina tasarımları uyguluyoruz. Ankara ve Çorlu gibi düşük sıcaklık avantajı sunan bölgeleri seçerek doğal iklim koşullarını lehimize kullanıyor, sıvı soğutma yerine hava soğutma sistemleri tercih ederek su tüketimini en aza indiriyoruz. Operasyonlarımızda halihazırda yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız aralıksız sürüyor. Toplam aktif kapasitemiz, 2025 sonu itibarıyla 87 megavata ulaştı. İzmir'deki rüzgar enerjisi santralimiz ile birlikte Uşak, Karaman, Yozgat, Van ve Balıkesir'deki güneş enerjisi santrallerimiz (GES) üretime devam ediyor. 2026'da da enerji verimliliği odağımızı koruyarak yenilenebilir enerji kapasitemizi artıracağız. Hedefimiz; 2030 yılına geldiğimizde tükettiğimiz elektriğin tamamını kendi ürettiğimiz yenilenebilir kaynaklardan karşılamak. 2050 yılında şirket olarak tamamen 'net sıfır' emisyona ulaşmak.

Turkcell ve bağlı iştirakleri olarak 2025 yılını nasıl geçirdiniz? Abone sayısı, yatırım miktarı, çalışan sayısı 2026 yılı hedefleriniz nelerdir?

2025 senesi, Turkcell için 'yatırım yılı' oldu. Türkiye'nin dijital altyapısını güçlendiren kritik alanlarda yatırım adımları attık. Her zaman olduğu gibi geçtiğimiz yılda da sektörümüzde farklı yönel ve finansal anlamda çok güçlü verilerle kapattık. Konsolide gelirlerimiz, yıllık bazda yüzde 10.7 artışla 241 milyar TL'ye yükseldi. Net karımız yüzde 22,6 artarak 17,8 milyar TL oldu. Türkiye için bugüne dek yaptığımız toplam yatırım tutarı ise 32 milyar doları geçti. 16 Ekim'deki 5G ihalesinde de daha fazlasını yapmak için tüm Türkiye huzurunda söz verdik. İhalede en yüksek teklifi vererek, en stratejik ve en geniş frekans paketlerinin sahibi olduk. Uzun vadeli bir altyapı vizyonu ortaya koyduk. BOTAŞ fiber altyapı ihalesini kazanarak 2009'dan bu yana sahip olduğumuz kullanım hakkını 15 yıl süreyle daha uzattık. Bir başka deyişle Türkiye'nin dijital fiber altyapı omurgasını 15 yıllığına güvence altına aldık. Bu ihale, bir kablo kiralama anlaşması değil, Türkiye'nin katlanarak artan veri trafiğini sırtlayacak, 'dijital lojistik' hattını kurma hamlesiydi bizim için. Google Cloud anlaşmasıyla ise Türkiye tarihinin en büyük global bilişim yatırımını gerçekleştirdik. 2025 bizim için 'yatırım yılı' olmanın ötesinde, ektiğimiz tohumların yeşerdiği, finansal ve operasyonel olarak çok güçlü sonuçlara imza attığımız bir yıl oldu. 2026 ise Turkcell için 'hız yılı' olacak. Burada kastettiğimiz hız, yalnızca internet hızı değil; karar alma, uygulama, müşterilerimizin hayatını kolaylaştırma hızımızın da artacağı bir döneme giriyoruz. Yatırımlarımız daha da hızlanacak. 2026 sonuna kadar, mevcut fiber müşterilerimizin yüzde 25'ini, yani her dört müşterimizden birini, 1 Gigabit ve üzeri hızlarla buluşturacağız. 5G'de, fiberde, mobilde, veride kısacası her alanda 'hız'ı odağımıza alarak, ülkemizin dijitalleşme yolculuğunda öncü rol oynamayı sürdüreceğiz.

2025'te operasyonel verimlilik ve süreç iyileştirmelerinde hangi yenilikler öne çıktı?

Turkcell olarak 2025 çok yoğun ve stratejik yatırımlara imza attığımız bir yıl oldu. Bunun yanında organizasyonumuzu daha çevik hale getiren ve verimliliği artıran düzenlemeleri de hayata geçirdik. Yıl boyunca operasyonel disiplini ve yatırım odağını birlikte koruyarak verimlilik tarafında güçlü bir performans ortaya koyduk. Bunun somut çıktısı da yüzde 43,1 FAVÖK marjı ve güçlü nakit üretme kapasitesi oldu. Mobilde 2,4 milyon net faturalı abone kazanımıyla son 26 yılın en yüksek performansını yakalarken, faturalı abone oranı yüzde 81'e çıktı. Bu da daha sürdürülebilir ve öngörülebilir bir gelir kompozisyonunu destekledi. Sabit genişbant ve veri merkezi operasyonlarında ölçek büyürken verimlilik de güçlendi. Fiber erişim 6,3 milyon haneye ulaştı, veri merkezi gelirleri ise 5 milyar TL'nin üzerine çıkarak reel bazda yüzde 45 büyüdü. Bu tablo, altyapı kullanımında ve yüksek katma değerli servislerde daha etkin bir işletim modelimizin varlığına işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde Turkcell'in en önemli yatırım öncelikleri neler olacak?

Daha önce de söylediğim gibi 2026 Turkcell için hız yılı olacak. Yalnızca internet hızından söz etmiyorum. Karar alma, uygulama, müşterilerimizin hayatını kolaylaştırma ve yatırım hızımızın da artacağı bir döneme giriyoruz. 2026'da yatırım harcamalarımızın yaklaşık %25 seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde en önemli yatırım önceliğimiz, 5G'yi en güçlü altyapı ve en yüksek kapasiteyle yaygınlaştırmak olacak. 160 MHz ile elde ettiğimiz frekans gücünü, hem mobil tarafta hem de ev internetinde gerçek kullanıcı faydasına dönüştürmeye odaklanacağız. Ayrıca 5G ekosistemini cihaz ve modem tarafında da desteklemeyi sürdüreceğiz. Fiber altyapı, bir diğer ana yatırım alanımız olmaya devam edecek. Stratejik fiber omurgamızı güvence altına aldık. Şimdiki hedefimiz fiberi daha geniş kapsama ve daha yüksek hız seviyelerine taşımak. Bu vizyonla kendimize çok iddialı bir hedef koyduk: 2026 sonuna kadar, mevcut fiber müşterilerimizin yüzde 25'ini, yani her dört müşterimizden birini, 1000 Megabit ve üzeri hızlarla buluşturacağız. Google Cloud iş birliğimizle Türkiye'nin ilk hiper ölçekli bulut bölgesini hayata geçirirken, veri merkezlerindeki liderliğimizi de yeni kapasite yatırımlarıyla güçlendireceğiz. Bu alanı yalnızca ticari büyüme değil, aynı zamanda Türkiye'nin dijital egemenliği açısından da stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Hayatın her alanına kapsayan sosyal fayda ve sponsorluk projelerimize de aralıksız devam edeceğiz. Ülkemiz için çalışmaya, üretmeye, geliştirmeye azimle devam edeceğiz.

Dijital servisler ve fintech alanında Turkcell'in kısa ve orta vadeli stratejileri neler olacak?

Dijital servislerde kısa vadede önceliğimiz, deneyimi sadeleştirmek ve tek bir güçlü ekosistem kurgusu oluşturmak olacak. Nitekim TV+ tarafında 'tek abonelik, tek şifre' yaklaşımıyla kullanıcıların yaşadığı içerik dağınıklığını azaltan, zaman kazandıran ve daha entegre bir izleme deneyimi sunan bir modeli hayata geçirdik. TV+'ta önceki yıllardaki farklı iş birliklerimizin yanı sıra 2025'te DreamWorks, Paramount, Apple TV ve HBO Max gibi global iş birlikleriyle içerik evrenini büyütürken, Turkcell'in fiber gücüyle bunu daha güçlü ve katmanlı bir kullanıcı deneyimine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Fintech tarafında kısa vadede odağımız, Paycell'i kullanıcıların günlük finansal hayatında daha yaygın ve daha işlevsel hale getirmek olacak. Tüm banka kartlarıyla ödeme, TR Karekod, NFC ile temasız ödeme, açık bankacılık, çift yönlü uluslararası para transferi ile Fiziki POS, Sanal POS ve Linkle Ödeme gibi çözümlerle hem bireysel kullanıcı hem de KOBİ ve kurumsal segmentte büyümeyi sürdüreceğiz. Orta vadede fintech stratejimizin merkezinde yapay zeka, veri analitiği ve açık API mimarileri olacak. Paycell'i daha akıllı, daha kişisel ve daha kapsayıcı bir yapıya taşıyarak kişiselleştirilmiş finansal asistanlar, anlık finansman çözümleri, gelişmiş açık bankacılık, sınır ötesi ödemelerde otomasyon, dijital kimlik doğrulama ve biyometrik ödeme deneyimleri gibi alanlarda yeni ürünler geliştirmeyi planlıyoruz. Paycell'i bankaların alternatifi değil, tamamlayıcı teknoloji ortağı olarak konumlandırıyoruz; modüler ve ölçeklenebilir ürünlerle iş birliklerini artırırken, aynı zamanda uyum süreçlerini, güvenlik altyapısını ve kullanıcı deneyimini sürekli güçlendiriyoruz. Bütün bu alanlarda temel yaklaşımımız, tüm ihtiyaçlara hizmet sunan bir dijital ekosistem inşa ederek; teknolojiyi güven, regülasyon uyumu ve müşteri deneyimiyle birleştirmek.

Turkcell'in çalışan sayısı nedir? Binlerce çalışanın olduğu bir yapıda kurum kültürünü canlı tutmak için özellikle önem verdiğiniz konular nelerdir?

Turkcell bünyesinde halen yaklaşık 5 bin 500'den fazla çalışanımız bulunuyor. Çalışanlarımızı her zaman en kıymetli sermayemiz olarak görüyoruz. Bu nedenle İK politikalarımıza yön verirken onların sesine kulak veriyor; beklenti ve taleplerini yanıtlamaya özen gösteriyoruz. Çalışanlarımızın Turkcell değerlerini ve vizyonunu benimsemesi bizim için çok önemli. Kurum kültürünü ve aidiyet duygusunu beslemek için çok çeşitli yan haklar sunuyor, verimli bir çalışma ortamı sağlamaya odaklanıyoruz. Bunun son örneği olarak, Google'ın yapay zeka araçlarını tüm çalışanlarımıza bir 'dijital yan hak' olarak sağlamaya başladık. İnsan kaynakları süreçlerini dijitalleştirerek daha çevik, esnek ve veri temelli bir yapı inşa ettik. Kariyer yönetimi, yetenek yönetimi, performans yönetimi, iç iletişim, işveren markası, çalışan bağlılığı ve kurum kültürünün pekiştirilmesi gibi stratejik konularda da bu yapıyı daha da ileriye taşıyacak adımlar atıyoruz. Flex Mentörlüğü yan hakları özelleştirme imkanı sunan uygulamalarla hem iş-yaşam dengesini sağladık hem de çalışan bağlılığını artırdık. Kurumiçi rotasyon, yetenek havuzları, veriye dayalı bağlılık ölçümleri ve liderlik gelişim programları gibi yapılarla organizasyonel çevikliği artıracak güçlü bir insan yönetimi ekosistemi kurduk. Zihinsel, duygusal ve fiziksel sağlık başlıklarında çalışanlarımıza yönelik rehberlik hizmetlerinden dijital terapi oturumlarına, bireysel koçluklardan sosyal etkinliklere kadar çok çeşitli olanaklar sunuyoruz. 'Beyaz Gölge' programıyla da yeni çalışanlarımızın adaptasyon sürecine rehberlik ederek kültürel bağlılığı artırıyoruz. Kurum kültürümüzü sadece ofis içinde sınırlı tutmuyor, sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projeleriyle toplum geneline yansıtıyoruz.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.