“Yarınımız Bugünden Daha Parlak”

12:21 - 07.08.2025, Perşembe

BİRİKİMLERİNİ TEKNOLOJİYE OLAN YATKINLIĞI İLE HARMANLAYAN GARANTİ BBVA CEO’SU MAHMUT AKTEN, GENÇ VE DİNAMİK YAPISIYLA YENİ NESİL BANKACILARIMIZDAN. VERİ ODAKLI YAKLAŞIMI İLE AYNI ZAMANDA REALİST VE POZİTİF BİR BAKIŞ AÇISINA SAHİP. KÜRESEL VE YEREL EKONOMİDEKİ BELİRSİZLİKLER GİBİ KISA VADELİ DEĞİL, TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ POTANSİYELİNE ODAKLANAN AKTEN, “BBVA GRUBU TÜRKİYE’DE ÇOK PARLAK BİR FOTOĞRAF GÖRÜYOR. ŞAHSEN BEN DE BUNA İNANIYORUM. TÜRKİYE, GELİŞEN PİYASALAR İÇERİSİNDE YATIRIM AÇISINDAN ÇOK CAZİP BİR ÜLKE” DİYOR. Ayfer Arslan Fotoğraflar: Şeref Yılmaz

Kökleri Mezopotamya'ya kadar giden modern bankacılık tarihi, 1967'de Londra'nın Enfield kasabasına dikilen ilk ATM'den sonra bugün yapay zeka destekli dijital asistanlarına uzanan radikal bir evrimin içinde. Üstelik halen devam eden bu dönüşüm sadece teknolojik değil, sektörün lider profili de çalışan profili de değişti. Eskiden 'banka genel müdürü' dediğimiz zaman önünde düğmelerin iliklendiği, ulaşılması biraz zor profiller akla gelirdi. Bugün ise her sektörde olduğu gibi bankacılıkta da liderlik koltuğunda oturanlar, daha genç, dinamik, veri odaklı, teknolojiye hakim ve empati yeteneği yüksek yeni nesil profesyoneller. Bugünkü liderlerin finansal birikiminin yanında teknoloji ile ilişkisi ve dijital yetkinliği de sorgulanıyor. Eskiden ekonomi veya işletme mezunlarının daha çok tercih edildi genel müdürlük koltuğunda artık elektrik, elektronik veya bilgisayar mühendisleri de oturuyor. Ve onlar sadece sektörü yönetmiyor, yeniden kodluyor.

Türkiye'nin önde gelen bankalarından Garanti BBVA CEO'su Mahmut Akten de bu profile sahip yeni nesil bankacılarımızdan. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu Akten, McKinsey'deki danışmanlık yıllarında edindiği stratejik vizyonu, Garanti BBVA'da üstlendiği 13 yıllık operasyonel rollerle harmanlayan bir lider. Teknolojiye hakimiyeti, veri odaklı yaklaşımı, genç ve dinamik yapısıyla adeta 'bankacılığın değişen yüzü'nü temsil ediyor. Gerekmedikçe kullanmadığı kravatını fotoğraf çekimi için taktığını söyleyen Akten, bildiğimiz üst düzey yönetici profillerinin aksine gayet sakin, acelesiz ve pozitif duruşuyla karşılıyor bizi. Bardağa dolu tarafından bakmayı tercih eden bir yönetici. Ancak tedbiri hiç elden bırakmadığının da altını çiziyor. Küresel ekonomideki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yerel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen gelecekten ve özellikle Türkiye'nin geleceğinden oldukça umutlu. Her sorumuzu içtenlikle yanıtladığı sohbetimiz boyunca BBVA Grubu'nun da Türkiye ekonomisinin geleceğine ve potansiyeline inandığını sık sık vurgulayan Akten, "BBVA Türkiye'de yatırıma uzun dönemli bakıyor ve Türkiye'de çok parlak bir fotoğraf olduğuna inanıyor. Şahsen ve kişisel olarak ben de inandığım için aynı yerdeyiz. Türkiye'nin önümüzdeki yılının, önümüzdeki ayının, önümüzdeki çeyreğinin şu andakinden çok daha iyi olacağı kanaatindeyim" diyor.

Göreve geldiğinizden bugüne neredeyse bir yıl olacak. Bu süreç Garanti BBVA ve sektör açısından nasıl geçti?

Öncelikle benim için 11 ay oldukça hızlı geçti. Ama dünyada da birçok belirsizliğin ve volatilitenin olduğu, doğal olarak Türkiye'nin de etkilendiği bir ortamdan geçiyoruz. Öncelikle ABD'de Trump'ın yeniden Başkanlık görevine gelmesi dünyada çok ciddi bir volatilite yarattı. Bu sonuçta Türkiye'yi de bağlayan bir durum. Amerika'nın içinden geçtiği süreç, tarifeler, borçlanma yapısı ve vergi indirimleri dünyadaki fiyatları da etkiliyor. Amerikan tahvil faizleri bir türlü aşağı gelmiyor. Dünyanın en büyük ekonomilerinden birinde ekonomi ve enflasyonla alakalı çok ciddi belirsizlik var. Enflasyonu aynı zamanda ithal ediyoruz, yalnızca kur politikamız değil oradaki fiyat artışı da Türkiye'yi etkiliyor.

Türkiye özelinde baktığımız zaman ise sıkı para politikasının olduğu bir döneme denk geldim. Zaten göreve geldiğimizde sıkı para politikası vardı, onun biraz gevşediğini gördük, sonrasında volatilite ile beraber tekrar sıkılaştı. Önümüzdeki dönem faizlerin tekrar aşağı geleceğini öngörüyoruz. Biz bu dönemde sürdürülebilir uzun dönemli büyümeye odaklandık. Tabii ki regülasyonların izin verdiği ölçüde, limitler dahilinde büyüyoruz.

Bankacılık sektöründe büyüme en çok hangi alanlarda görülüyor?

Biz hem bireysel hem tüzel tarafta dengeli büyümeye çalışıyoruz. KOBİ'ler kredi anlamında ticari ve kurumsaldan daha çok büyüyor. Çünkü KOBİ'lerin nakit akışına ihtiyacı daha fazla. Kurumsal bir şirketin para yönetme kabiliyeti ve sermayesi daha güçlü oluyor. Bireysel tarafta da limitin olmadığı kredi kartlarında büyümenin daha fazla olduğunu görüyoruz. Kredi kartlarında harcama oranları devam ediyor. Ama çok büyük büyümeler yok, enflasyon oranının altında. Mevsimsellik çok fazla etkili. Bayram dönemlerinde ve yaz aylarında tüketimin artmasıyla birlikte kredi kartı harcamaları da artıyor.

Sıkı para politikası, sektörü nasıl etkiliyor?

Genel olarak bankacılığı zorluyor. Çünkü biz kredileri daha uzun vadeli veriyoruz ama mevduat daha kısa vadeli ve hızlı fiyatlanıyor. Böyle olunca artan fonlama maliyetleri, marjlar üzerinde baskı yaratıyor. Tabii sıkı para politikasının şöyle bir özelliği var. TL kredi büyümesi enflasyonun biraz altında oluştu. Amaç da oydu zaten, bence yanlış bir politika değil. Çünkü kredi vermek aynı zamanda aktif efektif parayı artıran bir şey. Krediler, enflasyonun altında büyüyünce, aşağı çeken bir çekim kuvveti gibi düşünün, enflasyonu da aşağı çekiyor. Ama Garanti BBVA olarak bu süreçleri çok başarılı bir şekilde yönettik. Hem TL'de hem yabancı parada limitler dahilinde büyüdük. Bizim müşteri skalamız çok büyük, 28 milyona yakın müşterimiz var. Bankacılık sektöründe ölçek önemli. Herkesin mobil aplikasyonu var ama biz çok daha iyisini yapsak bile maliyet iki katına çıkmıyor. Biz daha çok müşteri ile iş yapan bankayız. Bono piyasasından çok bunun bilanço sonuçlarını pozitif etkilediğini düşünüyorum.

Garanti BBVA olarak sektördeki yoğun rekabet ortamında rakiplerinize kıyasla nasıl ayrışıyorsunuz? Gelecek hedefleriniz neler?

Kredilerimizin aktif büyüklüğümüzdeki payı yüzde 59 ile sektör ortalamasından çok ayrışıyor. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimize uzun vadeli değer yaratarak, müşterilerimizle beraber büyüyeceğiz. Bunun için müşterilerimizin finansal yolculuklarında, tüm ihtiyaçları için tek çözüm noktası olmayı, sunduğumuz bütünsel hizmet ile katma değer yaratarak hayatlarını kolaylaştırmayı çok önemsiyoruz. Müşterilerimizin değişen tasarruf tercihlerini göz önüne aldığımızda, tüm hizmetlerimizi tek bir noktadan sunabilmek müşterilerimize yarattığımız değeri artırırken bizi rekabette öne taşıyor. Bunun için, her bir müşterimizin tüm ihtiyaçlarını en hassas şekilde anlayarak onlarla kurduğumuz uzun soluklu ve güvene dayalı ilişkiyi derinleştirmek istiyoruz. Böylece müşteri tabanımızı daha kalıcı hale getirecek, müşterilerimizin ana bankası olmaya devam edeceğiz.

Müşteri sayısı açısından kaçıncı sıradasınız?

Özel bankalar arasında birinci sıradayız diye düşünüyorum. Mobil bankacılıkta aktif müşteri sayısında bir numarayız. Bizim 17 milyon mobilde aktif müşterimiz var. Kamu bankaları ile karşılaştırmadan söylüyorum. Bu yüzden her yıl teknolojiye yatırım yapmaya devam ediyoruz. Ortalama her yıl 200-250 milyon dolar civarında teknolojiye yatırım yapıyoruz. Son 20 senede 6 milyar dolara yakın yatırım yaptık. Bunlar az rakamlar değil…

Sizce faizlerdeki iniş süreci ne zaman başlar?

Sıkı para politikasının iki parçası var: Bir tanesi faiz, diğeri de kredi büyümesi. Aynı anda ikisi birden gevşemeyecektir diye düşünüyorum. Ya kredi büyümelerinde limitler biraz artacak öncelikle KOBİ başta olmak üzere. Ya da faizler düşecek. Benim gördüğüm kadarıyla faizde üst bant yüzde 49 olayı biraz normalleşmeye başlıyor. Merkez Bankası Haziran'da haftalık repo ile fonlama miktarını artırarak kademeli olarak ortalama fonlama maliyetini tekrar yüzde 46 olan politika faizine geri çekti. Öte yandan, enflasyondaki iyileşmeye rağmen fiyatlama davranışları ve enflasyondaki katılığa dair riskler ile artan jeopolitik gerilimden dolayı Haziran ayı toplantısında faizleri değiştirmeyerek ihtiyatlı kaldı. Enflasyonun aşağı geleceğini düşünüyorduk, aşağı geldi. Ama her ay enflasyon yüzde 1,7 ve altında gelirse zaten TCMB'nin koyduğu enflasyon limitleri dahilinde olacak. Finansal koşullardaki sıkılaşmanın talep üzerindeki etkilerini görmeye başladık. Bu nedenle, Temmuz ayında faiz indirimi olasılığının yüksek olduğunu düşünüyoruz. Beklentimiz; politika faizinin 300 bps indirileceği yönünde, nitekim piyasanın medyan beklentisi bu seviyede. Bununla birlikte, son dönemde artan jeopolitik riskler beklediğimiz faiz indiriminin boyutu üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor. Enerji fiyatları üzerinde de riskler artarsa Merkez Bankasının daha ihtiyatlı kalmasını gerektirebilir.

Yıl sonu itibarıyla nasıl bir tablo bekliyorsunuz?

Yıl sonu resmi enflasyon beklentimiz yüzde 31. Son aylarda enflasyonun beklenenden daha olumlu gelmesi ve sıkı parasal duruş tahminimiz üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyordu, fakat son jeopolitik gelişmeler ile risklerin dengelendiğini düşünüyoruz. Enflasyon beklediğimiz patikada sürerse, politika faizi önümüzdeki kalan 4 toplantıda 10 puan inerek yüzde 36'ya gerileyebilir. Fakat bu süreçte yukarı yönlü risk potansiyelinden dolayı jeopolitik gelişmeleri yakından takip edeceğiz.

Tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) açısından sektörde bir risk görüyor musunuz?

Bu konu çok gündemde, bunu rakamlarla açıklamak istiyorum. Şu anda son verilere göre sektördeki sorunlu alacak oranı yüzde 2,3. Uzun dönem ortalamasının çok altında. 2015-2018 arasında bu oran yüzde 3,1'di. Sonra 2019-2021 Aralık döneminde yüzde 4,5 oldu. Tüketici kredilerinde ise sorunlu alacak oranı yüzde 3,6. 2015-2018 yılları arasında bu oran yüzde 3, 2019-2021 aralığında ise yüzde 2,4 civarındaydı. Biraz tüketici kredilerinde TGA oranı önceki yılların hafif üzerinde. Bireysel kartlar diye baktığımızda TGA oranı yüzde 3,9. Bu oran 2015-2018 arasında yüzde 7,3, 2019-2021'de yüzde 4,6 civarında gerçekleşti. KOBİ'de 2,6 olan oran 2015-2018 arasında yüzde 5,7, 2019-2021 arasında yüzde 7,3'tü. Dolayısıyla tahsilat problemimiz var ama uzun dönemli ortalamaların altında seyrediyor.

Peki, neden bu kadar çok gündemde ve bugün daha çok konuşuyoruz?

Eskiden harcamaların yüzde 40'ı kredi kartından geçerdi. Covid'den sonra ve günümüze geldiğimizde para taşımanın maliyeti arttığı için bu rakam şu an yüzde 60'lara geldi. Bugün kartla harcadığınızda cebinizden nakit çıkmıyor. 27 gün, bir ay sonra ödeme yapıyorsunuz. Bu süreçte paranızı değerlendirebiliyorsunuz. O yüzden kredi kartı daha çok kullanılır hale geldi. İkincisi zaman içerisinde enflasyonla beraber nakit ödeme yapma şansınız azalıyor. Dolayısıyla kredi kartı kullanımı artıyor. Bir de gençler günümüzde kredi kartı kullanmayı daha çok tercih ediyor. Bu yüzden bakiyeler arttı. Covid sürecinde faizler çok düşük olduğu için enflasyon zaten kredi kartını öder haldeydi. Faizler normalleşince bireyler ödemede zorlanıyor. Ancak biz çok büyük bir sıkıntı görmüyoruz. Yüksek faizler çok uzun zaman devam ederse bu durum sermayesi olmayan şirketleri zorlar. Sektörlerden çok şirketlerin o sektördeki konumu, ne kadar profesyonelce yönetildiği ve rekabetçi oldukları fark yaratıyor. Her sektörde hem iyi oyuncu var hem kötü oyuncu var. Siz nakdinizi daha profesyonelce yönetiyorsanız her sektörde para kazanırsınız aslında.

Sorunlu alacaklarda Avrupa'da da benzer bir trend var mı?

BBVA'nın toplam rakamlarına baktığım zaman oralarda bir kötüleşme yok. İspanya ekonomisi çok iyi bir dönem geçiriyor. Orada NPL problemi hiç yok. Kuzey Avrupa ülkelerinde daha az varız. Ama oralar biraz daha yavaş büyüyor. Meksika bizim için önemli bir piyasa. Meksika'da da bütün bankaların çok daha muhafazakar bir bakış açışı ve yönetimi var. Kredi kartı penetrasyonu Türkiye'den daha azdır. Ama genel olarak orada bir yavaşlama var.

Gelişen piyasalar içerisinde Türkiye'nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz şöyle bakıyoruz: Meksika, ABD gibi çok büyük bir piyasanın dibinde. Tarifelerle beraber önemli bir üretim merkezi olan Meksika'ya istediğiniz kadar tarife koyun, işçilik maliyetiniz zaten çok düşük olduğu için çok büyük avantajları var. Meksika'nın avantajı devam edecek. Türkiye de Avrupa gibi çok gelişmiş bir bölgenin yanı başında. Coğrafi avantajları çok fazla, kapasitemiz ve hızımız çok çok iyi. Aynı zamanda birçok sektördeyiz. Eskiden sadece turizm ve tarımı konuşurduk. Tekstil vardı biraz. Bugün sanayi çok önemli. Demir-çelik sektörü, ağır sanayi ve çimento sektörlerimiz dünya sıralamasında ilk sıralarda. Tarım sektörümüz daha iyi gidiyor, enerji üretimi artıyor. Türkiye'de inanılmaz bir zenginlik de var. Bugün yastık altındaki altına ilişkin çeşitli tahminler var: 4 bin 500 ton veya 450 milyar doları aşkın yastık altında altın olduğu söyleniyor. Dolayısıyla ekonomiyi destekleyecek bir zenginliğe sahibiz. Nüfusu eğitimli, dolayısıyla potansiyeli çok yüksek bir ülke. Savunma sanayimiz çok güçlü. Türkiye ve Meksika dünyanın gelişen piyasaları içerisinde en cazip iki ülkeden biri. Başka bizim gibi gelişen bir ülke var mı? Rusya'nın problemleri belli, dünyadan ayrıştırılmış durumda. Brezilya zor bir alan. Arjantin'i saymıyorum. Çin'in durumu belli. Dolayısıyla Türkiye yatırım yapmak açısından çok cazip bir ülke.

BBVA grubu içerisinde Türkiye'nin yeri nedir?

BBVA'nın en büyük üçüncü ülkesi olarak grubun büyümesine önemli katkılar sağlıyoruz. BBVA ile ortak bir ajanda ve önceliklerimiz ile aynı doğrultuda ilerliyor ve bu yolculukta yaşadığımız tecrübeleri paylaşarak birbirimizden öğreniyoruz. Bu anlamda BBVA Grubundan fazlasıyla faydalanırken, inovatif çözümlerimizi de globale taşıma imkanı buluyoruz. Türkiye, BBVA'nın yeni müşteri kazanımının önemli bir kısmını oluşturuyor. Biz toplamda müşteri sayısı ile yüzde 25'in üzerindeyiz. Dolayısıyla Türkiye, BBVA Grubu açısından önemli bir ülke. Enflasyon muhasebesi nedeniyle kara etkimiz geçen yıla oranla daha az. Önümüzdeki dönem enflasyonun düşmesiyle katkımız artacak. Onun dışında bizim çok sayıda çalışanımız yurt dışına gitti. Bugüne kadar Garanti BBVA'dan 295 kişi globale gitti, hatta global CEO'yu da Türkiye'den ihraç ettik. Çünkü hem bankacılık yetkinlikleri hem teknoloji yetkinliklerinin Türk bankacılara çok ciddi bir değer kattığını düşünüyorum.

Türk bankacılar globalde neden bu kadar tercih ediliyor?

Aslında Türkiye sadece bankacılıkta değil, belli alanlarda dünyadaki en iyi ve en yetkin insan gücüne sahip. Benim kişisel görüşüm; dünyadaki en iyi doktorlar bizde diye hissediyorum. Yurt dışında çok hastane ve doktora gitmişimdir, Türkiye'ye gelince aradaki farkı çok açık gördüm. Bankacılık sektörü de öyle. Gelişen piyasalarda bankacılık yapmak, gelişmiş piyasalardan çok çok farklı. Bank of America veya JP Morgan bilançolarında çok ciddi bono taşırlar ve faiz riskine tabiler. Biz öncelikle ikiden fazla hatta üç paranın aktif kullanıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Tek para birimi ile çalışmıyoruz. Dolayısıyla parite risklerini yönetmeyi bilen, faizlerin daha volatil olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Ayrıca Türkiye'deki müşteriler çok daha bilinçli. Yurt dışında 15 yıl geçirdim ve temelli olarak 2012 yılında Türkiye'ye döndüm. Ben Avrupa ve ABD'de çok fazla danışmanlık yaptım. Bu süreçte yurt dışındaki dinamikleri çok iyi gözlemledim. Ayrıca BBVA ülkelerinden de bizzat görüyorum. Bizdeki kadar müşteriler, 'Paramı nereye yatıracağım' konusunda bilinçli değil. Bunlar aslında çok güçlü kaslarımız. Her dakika faiz ve parite riskine karşı teknolojiyi yönetmek zorundayız. Bir de Türkiye bankacılık sektöründe rekabetin çok yoğun olduğu bir ülke. Oyuncular çok güçlü, müşteriler çok talepkar ve bilinçli. 7/24 her türlü bankacılık ürününü alabiliyorsunuz. İşlemlerin yüzde 98'ini şube dışı kanallardan yapıyoruz. Ticaride bile işlemlerin yüzde 90'a yakını mobilden yapılıyor.

Eskiden genel müdürlerin çoğu hazine ve ekonomi kökenliydi, şimdi artık teknoloji kökenli liderler tercih ediliyor. Siz elektrik mühendisi olarak bu değişimi nasıl okuyorsunuz?

Tabii teknolojiyi yorumlayabilmek önemli. Ancak liderler mutlaka teknoloji ile iç içe olmak zorunda değil. Ben şanslıyım, buna da inanırım. Üst düzey yöneticilerin birçok alanı biraz anlıyor olması lazım. Ben elektrik mühendisiyim ama arkasında işletme masterı yaparken, hazine-finans ağırlıklı yaptım. İlk işim de hazineydi. Bir banka yöneticisi olarak özellikle genel müdür olarak hazineden anlamak, bireyselden tüzelden anlamak daha hızlı aksiyon alabilmek için ciddi bir avantaj sağlıyor. Ancak biz banka kültürümüzde takım olmaya çok inanıyoruz. Siz iyi bir takım veya ekip iseniz başarı arkasından geliyor. Mutlaka elektrik-elektronik mühendisi olmanız gerekmiyor. Hatta gelecekte diplomaların daha az önemli olacağını düşünüyorum. Yetenek önemli ancak bunun da önemli parçaları var. Birincisi IQ, diğeri de duygusal zeka. Diplomadan bağımsız bir sistem içerisinde başarılı, sorgulayan gençler yetiştirdiğimizde onlar gelecekte çok iyi liderler olacaktır. Garanti BBVA olarak biz 'Hep birlikte yaparız' diyoruz. Hiyerarşinin daha az olduğu, liyakat bazlı performans yönetiminin gelecekte kurumları daha başarılı kılacağına inanıyorum.

Dijitalleşme ile birlikte sektörde taşlar yerinden oynuyor. Sizce şubeleşme önemini yitiriyor mu? Teknoloji bu hızla giderse sektör nereye doğru evrilir?

Şubeleşme önemini yitirmez. Bizim şubelerimize gidin hala oldukça dolu, günde 100 binin üzerinde müşteri geliyor şubeye. Ancak işlem tarzları değişiyor. Daha fazla danışmanlık alıyorlar, kredi konuşuyorlar, yatırım konuşuyorlar. Birisi ile konuşma ihtiyacı duyuyorlar. Kağıt olayı hemen hemen şubede bitti, tabii ki para yatırma çekme işlemleri var ama daha azaldı. Şubedeki arkadaşımızın da örneğin hukuk ile alakalı bir sorusu olduğunda genel müdürlükte bir arkadaşa ulaşıp sormak yerine bir chatbot'a yazıp anında iletiyor, sanal zeka da anında cevap veriyor. Çünkü şubelerdeki çalışanlarımızı da yapay zeka ile güçlendirmek önemli. Müşteri tarafında ise kişiselleştirilmiş ekranlar, kişiselleştirilmiş teklifler, analizler ve raporlar daha fazla olacak. Mobil uygulamamızın içerisinden çağrı merkezimizi direkt arayabiliyorsunuz. Sanal zeka artık hayatımızın bir parçası, sanal zekayı operasyonlarda da kullanıyoruz. Hem verimlilik hem müşteriyi tanıma ve fayda sağlama anlamında hem çalışanı güçlendirme anlamında katkı sağlıyor.

Yapay zeka ile şekillenecek geleceğe Garanti BBVA olarak nasıl hazırlanıyorsunuz?

Garanti BBVA'nın müşteri deneyimini iyileştirmek için teknolojiye aralıksız yatırım yapıyoruz. Bugün artık finansın yeni bir çağındayız. Müşterilerimizin beklentileri, çağın dinamikleriyle birlikte sürekli değişiyor. Finans dünyasının DNA'sı artık müşteri deneyimi, veri ve yapay zeka ile şekilleniyor. Garanti BBVA olarak, yeni nesil finansal hizmetlerin temel kodlarını yazıyor, müşteri deneyimini yeniden tanımlıyoruz. Bu yeni dönemde en büyük hedefimiz, geniş müşteri kitlemize, beklentilerine uygun şekilde tüm temas noktalarında mükemmel deneyimi sunabilmek. Bunun için tüm ürün ve süreçlerimizi müşteri bakış açısıyla yeniden tasarlıyoruz. Tüm kanallarda daima hızlı, kesintisiz ve bütünsel çözümler sunmak en önemli önceliğimiz. Bu yolda, dijital kanallarımız hizmet modelimizin ayrılmaz birer parçası, bu alana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bugün bankacılık işlemlerimizin yüzde 98'i şube dışı kanallardan gerçekleşiyor. Dijital kanallarımızı kullanan aktif müşteri sayımız 17 milyona ulaştı. Üretken yapay zeka ile müşterilerimize kişiselleştirilmiş bir dijital asistan hizmeti sağlamak için çalışıyoruz.

Hep fırsatlardan bahsettiniz, yapay zekanın getireceği tehditler yok mu?

Yapay zekayı sonuçta insanlar modelliyor. Ben risk olarak görmüyorum ama daha rekabetçi bir ortam sunacak mı? Evet sunacak. Mobil bankacılık bayağı değişecek, belki de gelecekte agent'lar üzerinden istediğinizi söyleyeceksiniz. Dolayısıyla sanal zekanın bir sonraki adımı çok farklı yerlerde olabilir, belki 5 sene veya belki 10 sene sonra bunu göreceğiz. Bankacılığa muhakkak etkileri olacak ama pozitif taraflarının çok daha fazla olacağını düşünüyorum.

Dijitalleşme ile birlikte aslında siber riskler de artıyor. Bu tip olaylar müşteriler tarafında dijital uygulamalara karşı bir kaygı yaratıyor. Mayıs ayında siz de bu tarz bir tehdit ile karşılaştınız. Garanti BBVA olarak siber saldırılara karşı hangi önlemleri alıyorsunuz?

Siber güvenlik her zaman önemli. Biz burada global bir bankayız, belli standartlarımız ve metriklerimiz var. Çok sıkı takip ediyoruz. Türkiye genelinde ATM'lerden mobil bankacılık kanallarına, şubelerden ATM'ler ve POS'lara kadar bütün dağıtım kanallarında gerçekleşen işlemler an ve an izleniyor. Her türlü kriz senaryosuna karşı mühendislik ekiplerimizin belli metrikleri var. Bizim geçtiğimiz aylarda yaşadığımız olay da siber güvenlik ile alakalı bir olay değildi. Müşterilerimizin login sayısı çok artmış durumda. Biz biraz muhafazakar bir bankayız login ile alakalı teknik bir sıkıntıydı. Biz muhafazakar davranınca aşırı yüklenme oldu ve aplikasyonda sıkıntı yaşandı. Ancak bu süreçte çok hızlı aksiyon aldık. O gün gece 24.00'e kadar şubelerimizi açık tuttuk. Proaktif bir şekilde müşterilerimize bilgi verdik. Müşterilerimizden geri bildirimler çok iyiydi, o gün kimseyi zor durumda bırakmadık. İş sürekliliğine odaklandık.

Sürdürülebilir finansman alanında neler yapıyorsunuz?

Garanti BBVA olarak sürdürülebilirlik alanında 19 yıldır öncü bir kurum olduğumuzu, geçmişe dönüp yapılan işlere, yürütülen projelere baktığımda rahatlıkla söyleyebiliyorum. 2006 yılında, önce sosyal konuları odağımıza alarak kadın girişimcilere destek sağlayan programlarla yola çıktık. Bugün geldiğimiz noktada, iklim kriziyle mücadeleden sürdürülebilir finansmana bu konuyu her yönüyle ele alan bir sürdürülebilirlik politikamız var ve sadece finansal ürünlerde değil, bankamızın tüm karar alma mekanizmalarında etkili hale gelmiş durumda. Güçlü sürdürülebilirlik taahhütlerimiz, başarılı çevresel ve sosyal performansımız, emisyon azaltımı yatırımlarımız, amaca hizmet eden finansal ürünlerimiz ve her yıl büyüyen sürdürülebilir finansman hacmimizle sektörümüzdeki dönüşüme yön veriyoruz.

Yeşil dönüşüm kapsamında reel sektöre ne kadar kaynak aktardınız? Hedefleriniz?

En son haziran ayında yurt dışı borçlanma programı kapsamında, Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi ile uyumlu, 367 gün ve 734 gün vadeli olmak üzere toplam dört dilimden oluşan sendikasyon kredisi sağladık. Bu başarılı işleme, 20 ülkeden 43 banka katıldı. Yenilediğimiz sendikasyon kredisi ile Türkiye ekonomisine 440 milyon doların üzerinde destek sağladık. Sürdürülebilirliği temel alan bu kredi anlaşmasıyla reel sektörün dış ticaret finansmanına katkıda bulunurken, aynı zamanda ülke ekonomisine uzun vadeli destek sağlamayı sürdürüyoruz. Sürdürülebilir finans alanında öncü bir banka olarak, finans sektörünün bu dönüşümdeki kritik rolünü yıllar önce öngördük ve sürdürülebilirliği ana iş stratejimize entegre ettik. Bu kapsamda, 2018–2025 yılları arasında en az 400 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefimize Nisan ayı itibarıyla ulaştığımızı gururla söyleyebilirim.

Grubunuzun Türkiye ekonomisine ilişkin gelecek projeksiyonu nedir?

BBVA genel olarak Türkiye'ye pozitif bakıyor. İyiye giden bir fotoğraf görüyorlar. Biz de öyle görüyoruz. Politika faizinde gevşemeler olduğu takdirde marjlar üzerindeki baskı önümüzdeki dönem azalacaktır. Marjlar tekrar iyileşecektir. Üçüncü ve dördüncü çeyrek daha iyi olacaktır. BBVA'nın genel seçimlerden önce de volatil bir piyasaya yatırım yapmasının nedeni de aslında Türkiye'ye olan inancı. Türkiye'nin geleceği çok parlak. BBVA birçok gelişen piyasada; Meksika'dan Arjantin'e, Peru'dan Ekvador ve Brezilya'ya kadar birçok ülkede faaliyet gösteriyor. Bu tür piyasa volatilitelerine hazır ve toleransı çok yüksek. BBVA Türkiye'de yatırıma uzun dönemli bakıyor ve Türkiye'de çok parlak bir fotoğraf olduğuna inanıyor. Şahsen ve kişisel olarak ben de inandığım için aynı yerdeyiz. Türkiye'nin önümüzdeki yılının, önümüzdeki ayının, önümüzdeki çeyreğinin şu andakinden çok daha iyi olacağı kanaatindeyim. Bence bunu görmeye devam edeceğiz. Enflasyonun yüzde 1,5'lara gelebiliyor olması çok önemli. Enflasyon düşerse, faizler düşer ve öngörülebilirlik artar. Öyle olduğu takdirde ülkenin performansı ve büyümesi de artacaktır.

Peki ekonomide sıkıntılı gördüğünüz alanlar yok mu?

Faizlerin tahminler çerçevesinde aşağı gelmesini umut ediyorum. Gelmemesi ekonomiyi zorlar. Çünkü çok uzun süre yüksek faiz ile giderseniz, bu kadar reel faiz varken bunun sıkıntı olacağını düşünüyorum. Ama örneğin kurun öyle büyük bir problem olduğunu düşünmüyorum. Euro, yüzde 20'ye yakın enflasyon kadar arttı. Faizler, şirketler üzerinde daha büyük bir etken. Verimlilik önemli. Faizler aşağı geldiğinde şirketlerin yatırım yapma iştahı artacak.

"Türkiye sadece bankacılıkta değil, belli alanlarda dünyadaki en iyi ve en yetkin insan gücüne sahip. Benim kişisel görüşüm, dünyadaki en iyi doktorlar da bizde diye hissediyorum."

MAVİ'YE 'NEFES' OLUYOR!

Su ve su ekosistemlerinin güvenliğinin ülkemiz için ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Denizlerimiz ve göllerimizi korumak sadece bir çevre meselesi değil, yaşamın ta kendisi. 4 yıldır TURMEPA'yla birlikte kararlılıkla yürüttüğümüz Mavi Nefes projesi de bu ana fikre dayanıyor. Bu projeyi, Marmara Denizi'nde yaşanan müsilaj krizine karşı bir yanıt olarak başlatmıştık. Ancak amacımız yalnızca yüzeydeki atıkları temizlemek değil; deniz altı yaşamını da onaracak uzun vadeli, bilim temelli çözümler üretmek.

Bardağın dolu tarafından bakmak!

Bardağın dolu tarafından bakıyorum. Ekonomiyi soruyorsunuz: Harika bir fotoğraf var. Bardağın neresinden baktığınıza bağlı. Realistik olarak bakınca enflasyon önümüzdeki ay ve 6 ay ortalamada yüzde 1,5 gelirse harika bir fotoğraf olduğunu görüyorum. Bunun için mühendis olmanıza gerek yok. Neden bir sonraki ay kötü geleceğini düşüneyim? Öyle düşündüğünüz zaman problem oluyor. Ben Acıbadem'de mahallede alışveriş yapan bir insanım. Bazen esnafa soruyorum. 50 liralık maliyet artıyor ama iş sahibi fiyatın üzerine 200 lira koyuyor. Bunu kırmamız lazım. Bu da enflasyonun aşağı gelmesiyle olacak.

İspanyolca öğreniyor

Benim iki oğlum var, 16,5 ve 13 yaşlarında. Onlar ile vakit geçirmeye çalışıyorum. Birlikte farklı organizasyonlar yapıyoruz. Ayrıca spor yapmayı seviyorum. Haftada iki kere pilates, yoga ve kardio yapmaya çalışıyorum. İspanyolca öğreniyorum. BBVA kültürünü anlamak açısından iyi oluyor. Çünkü İspanyolca artık dünyada en çok konuşulan dillerin başında geliyor. Büyük ölçüde de yazılanları ve konuşanları anlıyorum. Meditasyon yapmaya çalışıyorum.

Tahsili gecikmiş alacaklar çok gündemde ama geçmiş yılların ortalamaları ile karşılaştırılınca ben büyük bir sıkıntı görmüyorum.

Her işimizin temelinde empati, odağımızda insan var. Çalışanlarımızı dinlemek, geri bildirimleri doğrultusunda deneyimlerini sürekli iyileştirmek, teknoloji ve verinin gücüyle onları geleceğe hazırlamak, stratejimizin en önemli yapı taşları arasında yer alıyor. Daha katılımcı bir kültürü teşvik etmeyi, açık iletişimi, çeşitliliği ve kapsayıcılığı çok önemsiyoruz.

Eskiden harcamaların yüzde 40'ı kredi kartından geçerdi.
Covid-19'dan sonra ve günümüze geldiğimizde para taşımanın maliyeti arttığı için bu rakam şu an yüzde 60'lara geldi.

Yeni teknolojileri takip ediyor

Teknoloji alanında dünyanın farklı ülkelerindeki uygulamalara bakıyoruz. Sanal zeka anlamında agent'lardan bahsettik. Bazı tasarımlarda tecrübesi olan insan bulmak çok zor. Globaldeki ekiplerimizden çok faydalanıyoruz. 25 ülke için 15-20 eleman, mühendis bulundurmak mümkün değil. Amerika'nın Batı yakasından Asya'ya kadar hatta Çin'de de ofisimiz var. Ben şahsen kendim kuantum teknolojileri ile çok ilgiliyim, yeni teknolojileri takip ediyorum. Tabii her zaman bir şey yapmanız gerekmiyor ama neyin olduğunu anlamak önemli.

Faizlerin tahminler çerçevesinde aşağı gelmesini umut ediyorum. Gelmemesi ekonomiyi zorlar. Kurda bir sıkıntı görmüyorum.

BBVA Türkiye'nin 5 yıllık ajandasındaki ilk 3

Birincisi; sürdürülebilir büyüme. İkincisi müşteri memnuniyeti bizim için en önemli konu. Teknoloji yatırımlarımızın önemli bir kısmı müşteri memnuniyetine gidiyor. Her çalışanımızın müşteri memnuniyeti skorunu ölçüyoruz. Üçüncüsü en çok çalışılan kurum olmak. Bankacılık ben mezun olduğum yıllarda çok popülerdi. Sonra diğer sektörler ile beraber çok nötralize oldu. Şu anda çok cazip olabilecek bir dönemdeyiz. Çok fazla ürünümüz var, her alanda çok fazla teknoloji kullanılıyor. Gençler açısından daha iyi bir sektör düşünemiyorum. Daha iyi bir şirket de düşünemiyorum. Globalde çalışma fırsatları var. Bankacılık kişisel olarak da çok gelecek vaat ediyor.

Gelecekte diplomaların daha az önemli olacağını düşünüyorum. Diplomadan bağımsız bir sistem içerisinde başarılı, sorgulayan gençler yetiştirdiğimizde onlar gelecekte çok iyi liderler olacak.

RAKAMLARLA GARANTİ BBVA

(Konsolide, Mart 2025-bin TL)

l Toplam Aktifler: 3.498.288.811

l Krediler (Brüt): 1.985.190.259, Canlı Krediler: 1.937.117.283

l Müşteri Mevduatları: 2.545.380.977

l Özsermaye 340.666.959

l Net Kâr: 25.398.699

l Sermaye Yeterlilik Oranı: %16,2

l Şube Sayısı (Toplam, yurtiçi + yurtdışı ve 1 temsilcilik): 797

l Şube Sayısı (Yurtiçi) :789

l Çalışan sayısı (İştirakler dahil): 22.724

l Toplam Müşteri sayısı: 28,2 milyon

l Mobil Bankacılık Müşteri Sayısı: 17,1 milyon

l Toplam Dijital Müşteri Sayısı: 17,3 milyon

l Toplam Kredi Kartı Sayısı: 17,8 milyon

BİZE ULAŞIN