Hareketin Peşinde
İş dünyasının yoğun temposunda dengeyi, “Mutluluk koşula bağlı değildir” diyerek sanata ve tabiata zaman ayırarak kuran Teknoser Genel Müdürü Altay Doğu, plastik kola kutularından strafor toplara ve havuz temizleme borularına kadar pek çok malzemeyi kullanarak kinetik heykeller yapıyor. Kısacası o, 07.30’da ofiste, akşamları da rüzgarla dans eden heykellerinin başında... Tuğba Yalvaç / Fotoğraflar: Şeref Yılmaz
35 yıllık teknoloji kariyerinin yanı sıra, el yapımı kinetik heykelleriyle sanat dünyasına da dokunan Teknoser Genel Müdürü Altay Doğu, modern yaşamın koşuşturmacasında kendine özgü bir ritim yakalamış. Dahası teknolojiyle kişisel hayatını harmanlamış. Bahçe tasarımında yapay zekayı nasıl kullandığını anlatması da bunun en güzel örneği.
Sabah 07.30'da ofiste olmak onun için bir rutin. Kapısı herkese açık, ama zihni her zaman yeni projelerde. "Veri analizi yaparken bir yandan da aklımda dönen heykellerin mekaniği oluyor" diye anlatan Doğu'nun 'Tornado' adını verdiği kinetik heykeli, onun hayat felsefesini özetliyor adeta: "Hayat döner, biz de onunla birlikte dönmeliyiz."
Plastik şişelerden yaptığı bu eserler, aynı zamanda sürdürülebilirliğe olan inancının bir yansıması. "Atık diye bir şey yoktur, henüz değerlendirilmemiş malzeme vardır" diye de ekliyor.
Çalışırken arka planda her zaman müziğin olduğunu söyleyen Doğu'nun, bir yandan Imagine Dragons dinlerken diğer yandan yeni projeler hayal ettiğini ya da yakın zamanda gerçekleştireceği seyahatleri planladığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Ailece evlerinde ve bahçelerinde vakit geçirmekten çok hoşladıklarını aktaran Doğu, "Çocuklar yurt dışında okuduğu için bizim birlikte vakit geçirmemiz sınırlı o yüzden birlikte olduğumuzda da olabildiğince kaliteli vakit geçirmeye çalışıyoruz" diyor. Çocuklarına her fırsatta tutkularının peşinden gitmeyi öğütleyen Doğu ile iş dışı konuştuk.
Nasıl bir günlük rutininiz var ?
Erken kalkar, şirkete erken giderim. Hatta girince ışıkları bile ben yakıyorum. Sabahın erken saatlerini kendime ayırıyorum, o anlar çok kaliteli geçiyor. Gün içinde çalışan arkadaşlarla da diyalog halinde oluyoruz, odamın kapısı hep açıktır. İş hayatında 35 senelik bir deneyime sahibim ve her konuda yol gösterici bir şey gelir aklıma gelir ve onu paylaşmadan duramam.
Sizin model merakınız olduğunu da biliyoruz. Nasıl başladı bu merak?
1996 senesinde ilk yurt dışı seyahatimden beri, her yurt dışı gezimizde o ülkenin yapılarıyla ilgili figürleri toplarım. Böyle bir koleksiyonum var. Evimde onları sergiliyorum. O yıllarda Türkiye'de turistik hiçbir şey satılmıyordu. Aradım, aradım, bulamadım bir Galata Kulesi veya Kız Kulesi... Ben de Ayasofya'nın bir modelini kendim yaptım.

Bu model merakı sonra nasıl kinetik objeler üretmeye evrildi?
Bu becerim ve ilgim geçmişten babamdan gelen ondan gördüğüm bir şey. Ben çocukken kendisi tavla yapmıştı hala durur evimizde. Benim için en önemlisi erişilebilir ve basit malzemelerle bir şeyler yapmak. Eldeki imkanlar neyse, o imkanlarla maksimum ne çıkarabilirim diye baktım hep.
Pandemiyle birlikte bu konulara çok odaklandım. Genelde yaptığım çalışmaların hepsinde bir dönme ve hareket etme özelliği var. Ben hareket eden şeylere ilgi duyuyorum. İzmir'de bir otelin girişinde, lobi duvarında değişik geometrik şekilli ahşap malzemelerden yapılmış bir tablo vardı. Orada bazı küpler belirli periyotta dönüyordu. O kadar hoşuma gitti ki… O tablo yapılmış ve mekanik bir hareket kazandırılmıştı; bu beni çok heyecanlandırdı.
Sonra evimin bahçesinde bir değişiklik yapmak istedim. Bitkilere ilgiliyim fakat sadece onlarla olmuyordu; bir farklılık gerekiyordu. Ben de heykeller tasarladım ve ışıklandırmalarla bir müze havası kazandırdım. Bu da çok hoşuma gitti.Ben çalışırken, asıl yapmak istediğim bu dönme mekanizması için izlemediğim video kalmadı. Fakat hiçbiri asıl istediğim olayı anlatmıyordu. İlk yaptığım çalışmayı elbise tel askısıyla yaptım ve onu döndürmeyi başardıktan sonra adım adım başka eserler de gelmeye başladı.
Mesela ikinci çalışmam, 360 derece rüzgarı yakalayan mekanizması sebebiyle çok rahat dönüyor. Çalışmalarımın hepsinin dönüş hızı farklı. Beni en çok heyecanlandıran şey bu hareket etme olayı. Ve hep, 'Neyi daha farklı yapabilirim?' diye düşünüyorum. Düşünme kısmı, yapmasından daha uzun sürüyor. Yapması genelde iki ay sürüyor. Önceden şablonlarla yaptığım şeyleri artık direkt kendim şekillendiriyorum. Son yaptığım çalışmada hiç şablon kullanmadım.

Favori eseriniz var mı? Tasarım süreci, teknik detaylar ve açık havada sergilenirken karşılaştığınız zorluklar hakkında neler söylersiniz?
Evet, benim en favori çalışmalarımdan biri olan Tornado... O, diğerlerinden farklıdır; o son çocuğum. Onun katmanlı bir yapısı var. Dönmediğinde karışık bir şey gibi görünüyor ama döndüğünde harmonik ve dengeli olduğu ortaya çıkıyor. Birbirinden alakasız parçalar, dönünce bir uyum içine giriyorlar.
Onun alttan doğru çekilmiş bir fotoğrafı bambaşka bir görüntü ortaya çıkarıyor; karşıdan çektiğinizdeyse yine bambaşka bir görüntüsü oluyor. Tabii rüzgarda dönen şeyleri ilk defa ben yapmıyorum, bunları görürsünüz. Ama Tornado gibi bir şey bulamazsınız, ben hiç görmedim.
Bir şeyi oluşturmak ve onun takdir edilmesi insana gerçekten haz veriyor. Çalışmalarımın hepsini açık havada sergilenebilecek şekilde tasarladım. Sadece şekliyle değil, işin teknik tarafıyla da çok uğraşıyorum. Orada kullandığınız boya, açık hava etkilerine karşı dayanıklı olmalı; bu önemli bir detay.
4 senedir dışarıda duran işler bunlar. İlk çalışmalarımı sprey boya ile yapmıştım bir sene sonra boya dökülmeye başladı. Dedim ki, buna bir çözüm bulmam lazım. Sonrasında ultraviyole korumalı akrilik boyaya geçtim. Üç kat boya uyguluyorum, ardından vernik... Bunları keşfedene kadar birçok deneme yaptım.Genelde çalışmalara ilkbahar sezonunda başlıyorum. Dışarıda havalar ısınmaya başladığında, işten geldikten sonra vaktimi bu şekilde değerlendiriyorum.
Şu anda üzerinde çalıştığınız bir heykel var mı?
Var. Karmaşık yapıyı aynı eksende farklı yönlere aynı anda dönen bir şey kafamda oluşturdum fakat mekaniğine henüz başlamadım. Hadi şimdi oturayım yapayım gibi olmuyor ama bunlar bir an da yemek yerken veya müzik dinlerken aklıma geliyor.
Çalışmalarınıza nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Burada gören insanların çok hoşuna gidiyor, yazlığı olan bana bundan bir tane yapsan her gören ister diyor. Çimleri yaptırırken peyzajdan gelen arkadaş bana "Siz bizim mağazaya, fidanlığa örnek yapın çok talep görür" diyor. Fakat benim butik çalışmalarım bunlar. Ben böyle bir işe kalkışsam bir ustayla anlaşmam, kaynak yaptırmam gerekir. Bunun ticariye dönüşmesi gerekir. Belki ilerde olabilir ama şu an böyle bir düşüncem yok. Şu an benim için rehabilitasyon ve böyle mutluyum.
İlerde bir sergi planınız var mı?
Bu konuyla ilgili bir plan yapmadım, yapmıyorum da. Bu sene iki tane veya üç tane yapacağım diye de planlamıyorum. İlk iki sene 3 tane yaptım, sonra 1 sene 1 tane yaptım bu tamamen modum ve vaktimle ilgili. Bu sene ne yapacağımı planlamadım ileriye yönelik bir plan yapmadım ama aklımda sevip ilgi gösteren arkadaşlarıma hediye etmek gibi bir düşünce var.
Ne tür malzemeler kullanıyorsunuz?
Bugüne kadar ağırlıklı olarak plastik kola kutusu, strafor toplar, havuz temizleme borusu gibi geri dönüşüm malzemeleri kullandım.

Teknolojiyle aranız nasıl? Günlük yaşamınızda yapay zekayı nasıl kullanıyorsunuz?
Bahçeyle ilgili bir düzenleme yapmak istedim, ben de yapay zeka uygulamalarını kullandım. Bahçenin fotoğraflarını çektim, önerileri inceledim ama günün sonunda kararı ben verdim. 35 yıllık iş hayatım teknoloji şirketlerinde geçti. Mezun olduktan sonra teknoloji ve iletişim alanında bir şirkette çalışmaya başladım. Dolayısıyla hep teknolojinin içinde oldum.
Bugün bireyler yapay zekaya çok hızlı adapte oldu.
ChatGPT'ye soru sormayan neredeyse kalmadı. Ama şirketler ve kurumlar bireyler kadar yapay zekaya entegre olmuş değiller. Herkes yapay zekayı hayatının bir alanına katma peşinde. Ben de birey olarak kullanıyorum. Asıl dönüşüm, şirketler de yapay zekayı bireyler kadar kullanmaya başladığında gerçekleşecek.
Geçen yıl yapay zeka ile proje başlatan şirketlerin sadece yüzde 25'i başarılı olduğunu söylüyor; geri kalanlar ise "İstediğim faydayı alamadım" diyor.'Hayatımı kolaylaştıracak mı? Gelirimi artıracak mı?' gibi soruları sormadan bu işe girerseniz sonuç başarısız olur. 'Hadi şimdi yapay zeka kullanalım,' dediğinizde, tıpkı eski teknolojilerde olduğu gibi paralar çarçur olur. Bazı üreticiler para kazanır ama bu israf olur. O yüzden önemli olan şu: Ne hedefliyorsunuz? Bu hedefi gerçekleştirmek için nereden yararlanmalısınız? Yapay zekaya "Arabamı kırmızı mı alsam, mavi mi alsam?" diye mi soru soruyorsunuz, yoksa gerçekten hayatınıza fark yaratacak şekilde mi kullanıyorsunuz? İşte bunu oturttuğunuz zaman, asıl dönüşüm o zaman gerçekleşecek.
"Benim müzik kulağım yoktur, bir şey çalamam ama müzik hiçbir zaman eksik olmaz hayatımda. Ne yaparsam yapayım arka planda hep çalan bir müzik vardır. "

KISA KISA
Yaz tatili mi, kış tatili mi: Yaz tatili
En sevdiğiniz yemek: Domates soslu karışık yaz kızartması
Favori tatil rotanız: Yunanistan
Görmeyi en çok istediğiniz şehir/ülke: Peru
En son okuduğunuz kitap: Execution (Larry Bossidy & Ram Charan)
Unutamadığınız film: 12 Angry Men
En son izlediğiniz dizi: Shogun
Sizi anlatan bir şarkı: Whatever it takes (Imagine Dragons)
Favori restorantlarınız: Ai Giorgis (Makri)
Çay mı kahve mi: Çay
Kahvaltı mı akşam yemeği mi: Akşam Yemeği
Atölyede vazgeçilmez el aleti: Profesyonel şarjlı matkap/tornavida
En son aldığınız teknolojik alet/gadget: Aktif gürültü önleme özellikli kulaklık
Yeni merak ettiğiniz hobi: Çoklu eksenli kinetik obje yapımı
"Bugüne kadar ağırlıklı olarak plastik kola kutusu, strafor toplar, havuz temizleme borusu gibi geri dönüşüm malzemeleri kullandım."