Akçaoğlu'nun büyük görevi...

09:45 - 04.04.2021, Pazar

Adil Uçar /INBUSINESS

Geçen yıl ocak ayında Serra Akçaoğlu bankacılık kariyerinde önemli bir değişim yaşadı. 2009'dan itibaren Citibank Türkiye'nin CEO'su olan Akçaoğlu 2020'nin ilk ayıyla birlikte Citibank Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) Bölgesi Çokuluslu Şirketler Başkanı oldu. Akçaoğlu'nun yeni görevini biraz açmak gerekirse, Citi'nin Çokuluslu Şirketler Bölümü, bankanın tüm dünyadaki uluslararası müşterilerine hizmet sunuyor. Bu kapsamda Akçaoğlu sorumlu olduğu bölgede yer alan 51 ülkede bin 800'ün üzerinde uluslararası şirket ve bu şirketlerin 8 bin 600'ün üzerinde iştirakine hizmet veren bir yapının başına geçti.

Akçaoğlu'nun bu başarısı bir ilk değil. Bankacılık kariyerine 1986'da başlayan Akçaoğlu, 15 yıl süren Manufacturers Hanover Bank, Chemical Bank ve Koçbank tecrübelerinin ardından 2000'de Citibank'ta Ticari Ürünlerden Sorumlu Bölüm Başkanı olarak görev aldı. 2002'de Citibank Ticaret Finansmanı, Nakit Yönetimi ve Menkul Kıymet Saklamadan Sorumlu Bölüm Başkanlığı görevini üstlenen Akçaoğlu 2005-2007 arasında merkezi Londra'da bulunan Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Dış Ticaret Ürünleri Bölge Başkanlığı'nı yaptı. 2007'de Citibank Ticari Bankacılık Başkanı olarak Türkiye'ye dönen Akçaoğlu 2009'da ise Citibank Türkiye'nin CEO koltuğuna oturdu. Ta ki geçen yıl yeni görevini üstlenene kadar... Akçaoğlu'nun sadece Türkiye değil uluslararası bankacılık dünyasında dikkat çeken bu başarısı elbette tesadüf değil. Kendi deyimiyle 'kapsayıcı' bir yönetim felsefesine sahip olan Akçaoğlu herhangi bir karar vermeden önce mutlaka ekibinin fikrini alıyor; "Farklı perspektifler ve bakış açılarının doğru karar vermek için son derece önemli olduğunu düşünüyorum" diyor.

CİNSİYET EŞİTLİĞİ 'ÖZENİ'

Erkek egemen bir sektörde elde ettiği başarıda çalıştığı tüm şirketlerin cinsiyet eşitliğine önem verdiğini söyleyen Akçaoğlu "Açıkçası çok şanslıyım" diyor ve devam ediyor: "Özellikle mevcut görevime gelirken çalıştığım kurumun ailemi de kapsayan desteğini almak benim için önemliydi."

Elbette şu anda görev yaptığı Citibank'ın cinsiyet eşitliği konusundaki çabası da önemli. Bankanın özellikle kadın çalışanlarının gelişimine yönelik eğitim programları bulunuyor. Üstelik bu programlar kadın liderlik gelişimi üzerine ve üst düzey yöneticilik rollerine doğru ilerleyen kadın çalışanlar bu programlardan faydalanıyor. Akçakoca "Üst düzey yönetimdeki çalışanlarımızı geliştirmeye yönelik profesyonel koçluk programları da ayrıca destekleniyor" diyor. Keza Citibank'ın Türkiye'de uyguladıkları arasında en önemlilerinden biri de 'Mentorluk' programı. Bu program kapsamında yine üst yönetim pozisyonlarına gelebilecek çalışanları deneyimli ve başarılı mentorlarla ortalama bir senelik bir süre zarfında bire bir buluşturuluyor. Akçaoğlu "Bu sayede çalışanlarımızın deneyimli profesyonellerden ilham almalarını sağlıyor, kariyer gelişimlerinde mentorlarının onlara yol gösterici olmalarına destek oluyoruz" diyor.

TÜRK ŞİRKETLERİ AYRIŞIYOR

Akçakoca yeni görevine başladığında, henüz yeni evine taşınmadan önce pandemi tüm dünyayı etkisi altına aldı. Ancak bu durum Citibank'ın çok kısa sürede uzaktan çalışma sürecine adapte olmasıyla işleri aksatmadı. "Müşterilerimize kesintisiz hizmet sunabildik" diyor Akçaoğlu ve ekliyor, "Bu süreçte ailemin yanımda olması beni çok rahatlattı."

Zor koşullarda yeni görevine başlayan deneyimli bankacı sorumlu olduğu ülke ve binlerce uluslararası şirket nedeniyle kuşkusuz pandemi döneminin en iyi ticari analizini yapabilecek konumda. Akçakoca pandemi sürecinde iki ana dönüşüm gözlemlediğini paylaşıyor. Bunlardan ilki tedarik zincirindeki değişim. Pandemi sürecinde firmaların tedarik zincirlerini yeniden gözden geçirdiğini söyleyen Akçaoğlu yurt dışından tedarik sağlanamadığı salgın sürecinde yerel tedarikçilerin öneminin daha da arttığını tüm dünyada bizzat yaşadıklarına dikkat çekiyor ve ekliyor: "Ve bunun sonucunda şirketler tedarik zincirlerini daha çok yerel üreticilere yer vererek çeşitlendirme yoluna gittiler." Pandemi tüm dünyada büyük-küçük bütün şirketlerin tedarik zincirlerini gözden geçirmesine neden oldu. Akçaoğlu, Türkiye'nin gerek coğrafi konumu gerekse nitelikli iş gücü ile dünya tedarik zincirinden daha fazla pay alabileceğine inandığını söylüyor. Akçaoğlu'nun gözlemlediği ikinci trend değişikliği ise tüm sektörlerde dijital dönüşümün katlanarak hızlanması ve bununla paralel olarak da e-ticaretin artması oldu. Akçoğlu, "E-ticaret uzun süreden beri artan bir trend göstermekle birlikte pandemi bu anlamda e-ticaretin yine tüm sektörlerde tamamlayıcı kanal olmaktan çıkıp ana kanal olmasını pekiştirdi" diyor.

NAKİT POZİSYONLAR GÜÇLENDİ

Akçaoğlu'na göre Türk şirketlerinin piyasa şartlarına göre stratejilerini hızlı bir şekilde değiştirip uygulamaya geçebilmeleri pandemi döneminde özellikle gelişmiş ülkelerdeki rakiplerinden ayrıştırdı. Akçaoğlu, "Pandemi döneminde, bu sayede, Türk şirketleri işletme sermayesi döngüleri, operasyonel ve yatırım giderlerini hızlıca gözden geçirerek, nakit pozisyonlarını, piyasa belirsizliklerine karşı güçlendirdiler" diyor ve bankacılık sektörüne de şu sözlerle dikkat çekiyor: "Bunu yaparken, Türk bankacılık sisteminin de kredi enstrümanları ile kurumsal şirketlerin nakit pozisyonlarını desteklediklerine şahit olduk. Pandemi döneminde Türk şirketlerinin aldıkları aksiyonların, önümüzdeki yıllarda özellikle pandeminin etkisi kaybolduktan sonra da, şirketlerimizin finansal performansına pozitif etki sağlamaya devam edeceğini düşünüyorum."

Akçaoğlu'na göre Türk şirketlerinin tek avantajı esnek yapıları değil. Türk şirketlerinin uluslararası ticarette en kuvvetli yanlarından birinin geniş müşteri ağı ve satış yetenekleri olduğuna da dikkat çeken Akçaoğlu "Bu sayede belli coğrafyalarda azalan talebi çok hızlı bir şekilde, dünyanın farklı farklı bölgelerinde telafi edebiliyorlar" diyor. Peki ya riskler? Deneyimli bankacıya göre Türk şirketlerinin dikkatli bir şekilde yönetmesi gereken risklerden en önemlisi nihai ürün fiyatında büyük etkisi olan, ithal girdi maliyetlerinin aktif olarak yönetilmesi. Yani şirketlerin kendilerini fiyat oynaklıklarına karşı koruma (hedge) mekanizmasını kullanması.

BÜYÜMEDE AŞI ETKİSİ

Serra Akçaoğlu, 2021'in ilk yarısında Covid-19 aşısının devreye girmesini bekliyor. Ancak gelişen ülkelerde aşının nüfusun geneline yayılmasının daha uzun bir süre alabileceğini söyleyen Akçaoğlu bu nedenle gelişen ülkelerde Covid-19 ertesi yaşanacak toparlanmanın 2022'de etkili olacağına dikkat çekiyor. Akçaoğlu "Eğer ki aşı gelişen pazarlara daha önce yayılırsa bu dünya büyümesine de olumlu yansıyacak" diyor.

BİZE ULAŞIN