Çok uluslu şirketler İstanbul’a akın edecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan yeni vergi teşvikleri, İstanbul Finans Merkezi’ne (İFM) yabancı ilgisini daha da artırdı. Özellikle Uzak Doğu'dan gelen talebe dikkat çeken İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, “Japonya ve Güney Kore ile yoğun temas halindeyiz. Birleşik Krallık ile de görüşmelerimiz sürüyor” diyor.
İstanbul, yüzyıllardır ticaretin ve sermayenin kesişim noktası olma özelliğini korurken, bugün bu mirası kurumsal bir finans ekosistemine dönüştürme iddiasıyla yeni bir eşikte duruyor. Türkiye'nin küresel finans merkezi olma vizyonunun somut adresi olarak konumlanan İstanbul Finans Merkezi (İFM), bankalardan portföy yönetim şirketlerine, finansal teknoloji şirketlerinden düzenleyici kurumlara kadar geniş bir yapıyı aynı çatı altında buluşturuyor.
Yaklaşık 20 bin profesyonelin çalıştığı İFM'de yeni taşınmalar, genişleyen vergi avantajları ve finans teknolojilerine yönelik adımlar dikkat çekerken; bölgesel finans merkezi olma hedefi de ivme kazanıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere sektörün önde gelen kurumlarının yer aldığı merkeze, 2027 yılında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul ve Kuveyt Türk'ün taşınması bekleniyor. Yaklaşık 100 bin metrekarelik bir alana kurulu olan İFM Alışveriş Merkezi'nin ise ağustos ayında açılması planlanıyor.
İstanbul'u önce bölgesel ölçekte tercih edilen bir finans merkezi haline getirmeyi amaçladıklarını belirten İstanbul Finans Merkezi Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem, ardından bu birikimi uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıyarak, uluslararası finans merkezleri arasında kalıcı ve güçlü bir konum elde etmeyi hedeflediklerini ifade ediyor. Erdem'e göre, son dönemde açıklanan yeni vergi teşvikleri ve yatırım avantajları İstanbul'un uluslararası finans ve ticaret ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. Erdem, yeni düzenlemeler ile İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik ilginin arttığını, bazı kurumların bu teşvikleri değerlendirme sürecinde olduğunu ve İFM'nin sunduğu yapıyı stratejik planlamaları kapsamında daha yakından incelediklerini ifade ediyor.
İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik ilginin küresel ölçekte oldukça geniş bir coğrafyaya yayıldığını anlatan Erdem, "Japonya ve Güney Kore'yle yoğun temas halindeyiz. Birleşik Krallık ile de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Özellikle bölgesel hazine operasyonlarını İstanbul'a taşımayı hedefleyen çok uluslu şirketler bu süreçte öne çıkıyor" diyor.
İFM Genel Müdürü Ahmet İhsan Erdem ile İstanbul Finans Merkezi'nin gelecek vizyonunu, finans sektörünün gelişimine katkısını ve küresel finans sahnesindeki konumunu konuştuk.
İstanbul Finans Merkezi bugün hangi aşamada? Kuruluş vizyonunda hangi hedefler vardı, bu hedeflerin ne kadarına ulaştınız?
İstanbul Finans Merkezi, Türkiye'nin küresel bir finans merkezi olma vizyonu doğrultusunda hayata geçirildi. Finans alanında uluslararası piyasalarla entegrasyonu güçlendiren, etkin ve bütüncül bir ekosistem oluşturma hedefiyle yola çıktık. Kısa vadede bölgesel, orta vadede küresel ölçekte güçlü bir finans merkezi olarak, Türkiye ekonomisinin büyümesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. İstanbul'un zaten çok güçlü bir geçmişi var. Yüzyıllardır ticaretin, finansın ve yatırımın merkezlerinden biri olmuş bir şehir. Özellikle Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 20-25 yılda gerçekleştirilen altyapı yatırımları da İstanbul'un bu merkez rolünü güçlü şekilde destekledi. İstanbul Finans Merkezi de bu birikimi daha entegre, daha görünür ve daha rekabetçi bir yapıya dönüştürdü. 2023 yılında faaliyetlerimize başladık ve bugün yaklaşık 20 bin profesyonelin çalıştığı stratejik bir merkez haline geldik. Kamu ve özel sektör bankalarından portföy yönetim şirketlerine, aracı kurumlardan sigorta şirketlerine ve profesyonel hizmet sağlayıcılarına kadar çok geniş bir yapıyı aynı ekosistem içinde buluşturuyoruz. Toplam 1,3 milyon metrekarelik yeni nesil ofis alanımızda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere sektörün önde gelen kurumları yer alıyor. Ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul'un 2027 yılı itibarıyla merkeze taşınması planlanıyor. Merkezimizde faaliyet gösteren kurumlara yönelik vergi avantajlarının genişletilmesini öngören yeni düzenlemeyle birlikte, talepte belirgin bir artış oldu.
Finansal inovasyon merkezi
Yeni nesil finans alanında faaliyet gösteren şirketler için düzenleyici kurumlar, finansal kuruluşlar ve teknoloji oyuncularıyla aynı ekosistem içinde yer alabilmek önemli bir avantaj sayılıyor. Biz de yerleşkemizdeki Fintech Zone'u bir finansal inovasyon merkezi olarak tasarladık. Cumhurbaşkanımızın bir teknoloji bölgesi olarak ilan ettiği İstanbul Finans ve Teknoloji Üssü, kurumların iş birliklerini hızla geliştirebilecekleri, yeni çözümler üretebilecekleri ve düzenleyici yapılarla yakın temas kurabilecekleri bir ortam sunuyor. Özellikle teknoloji odaklı finans şirketleri açısından yerleşkemizin öne çıkan güçlü yönlerinden biri olduğunu ifade edebilirim.

Katılım bankacılığı derinleşerek büyüyecek
Türkiye'nin güçlü ekonomik yapısı, İstanbul'un tarihsel olarak ticaret ve finansın kesişim noktası olması ve kurumlar arası entegrasyon kapasitesi, katılım finansı için doğal bir büyüme zemini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde katılım bankacılığının İstanbul Finans Merkezi içinde daha da derinleşerek büyüyeceğine inanıyoruz. Hem ulusal hem uluslararası oyuncuların artan ilgisiyle birlikte İstanbul'un, bu alanın bölgesel ve giderek küresel ölçekte önemli merkezlerinden biri haline gelmesi için güçlü bir potansiyel görüyoruz.
İFM Alışveriş Merkezi'nde son gelişmeler nedir?
Yerleşkemizi yaşayan bir şehir olarak tasarladık. İnsanların vakit geçirebildiği, sosyalleşebildiği, ihtiyaçlarını tek bir alanda karşılayabildiği bütüncül yaşam alanı sunmayı hedefliyoruz. İFM Alışveriş Merkezi'ni de buranın yaşam enerjisini destekleyen bir yer olarak kurguladık. Yaklaşık 100 bin metrekarelik bir alana kurulu olan AVM, açık havada, toplam 3,3 kilometre uzunluğundaki cadde, sokak ve meydanlara yayılmış şekilde iki kattan oluşuyor. AVM'nin yaklaşık yüzde 35'i yeme içme ve restoran alanlarına ayrılmış durumda. Geri kalan bölümde giyimden teknolojiye, sanattan eğlenceye kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunulacak. Günlük olarak 100 bin çalışanın ve ziyaretçinin tüm ihtiyaçlarını karşılayabildiği, vakitlerini verimli ve konforlu bir şekilde geçirebildiği bir yer olacak. Açılışını önümüzdeki ağustos ayında yapmayı hedefliyoruz.
2026 ajandanızda neler var? Yıl sonu beklentilerinizi alabilir miyim?
Bu yıl İstanbul Finans Merkezi kıymetli bir ivme yakaladı, öncelikli hedefimiz bu ivmeyi daha da güçlendirip, sürdürülebilir kılmak. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı yeni düzenlemeler ve ortaya koyduğu vizyon da bu potansiyelin hayata geçirilmesi için önemli bir zemin sunuyor. Yatırımcıların İstanbul'u kalıcı bir operasyon merkezi olarak değerlendirmelerini teşvik ederek, bu güçlü zemini planlı bir şekilde büyütmeye odaklanıyoruz. Öncelikle İstanbul'u bölgesel ölçekte tercih edilen bir finans merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz. Ardından bu birikimi uluslararası ölçekte kalıcı ve güçlü bir konuma taşıyarak, uluslararası finans merkezleri arasında kalıcı ve güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyoruz.
Merkezin istihdam açısından önemi nedir?
İstanbul Finans Merkezi bugün itibarıyla yaklaşık 20 bin kişinin aktif olarak çalıştığı bir ekosistem. Bu yıl devam edecek taşınma süreçleriyle birlikte, bu sayının yıl sonu itibarıyla iki katına ulaşmasını bekliyoruz. İstanbul genç ve dinamik iş gücü yapısıyla, Avrupa'nın en genç metropollerinden biri. Bu sayede şirketler nitelikli yetenek havuzuna doğrudan erişim sağlayabiliyor. Dolayısıyla merkezimiz istihdam açısından doğal bir çekim merkezi
Şu anda yatırımcılara hangi destek ve teşvikler sağlanıyor?
Cumhurbaşkanımız 'Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik vergi avantajlarını genişleten yeni düzenlemeler açıkladı. Transit ticaret ve yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlara uygulanan kurumlar vergisi indirim oranının yüzde 50'den yüzde 100'e çıkarılması çok önemli bir adım oldu. Bu düzenleme, İstanbul'un ticaret akışları açısından daha güçlü bir merkez haline gelmesini destekleyecek. Aynı şekilde asgari kurumlar vergisi istisnasının genişletilmesi, İstanbul Finans Merkezi'nde elde edilen ve teşvik kapsamında değerlendirilen gelirlerin de bu kapsama dahil edilmesinin planlanması, burada yürütülen faaliyetlerin rekabet gücünü daha da artıracak. Yalnızca İstanbul Finans Merkezi'nde gerçekleştirilen finansal hizmet ihracatına yönelik teşvik ve vergisel avantajların 2047 yılına kadar yüzde 100 oranında uygulanacak olması; finansal faaliyet harçları muafiyet süresinin 20 yıla çıkması gibi önemli gelişmeler de uzun vadeli öngörülebilirlik sağlayarak, uluslararası yatırımcılar açısından güçlü bir güven unsuru teşkil edecek. Merkezimizde hayata geçecek 'Tek Durak Büro' uygulamasıysa yatırımcıların operasyonel süreçlerini kolaylaştıracak.

Yabancı finans kuruluşlarının ve yatırımcıların İFM'ye ilgisi nasıl?
İstanbul Finans Merkezi'ne yönelik ilgi küresel ölçekte oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Özellikle Uzak Doğu menşeli kurumların stratejik bir yönelim içinde olduğunu görüyoruz. Bu ilgi sadece özel sektör veya şirketler bazında değil, hükümetler düzeyinde de karşılık buluyor. Birçok devlet dış temsilcilikleri aracılığıyla İstanbul Finans Merkezi'nin sunduğu ekosistemi ve kendi ülkelerinin finans sektörü için nasıl konumlandırabileceklerini araştırıyorlar. Japonya ve Güney Kore'yle yoğun temas halindeyiz. Birleşik Krallık ile de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Sektörel olarak baktığımızda ise bankacılık, bankacılık dışı finansal hizmetler, sigortacılık, reasürans, İslami finans, finansal teknolojiler ve ödeme sistemleri gibi alanlarda faaliyet gösteren, bölgede bir merkez arayışında olan firmaların yoğun ilgisiyle karşılaşıyoruz. Özellikle bölgesel hazine operasyonlarını İstanbul'a taşımayı hedefleyen çok uluslu şirketlerin bu süreçte ön planda olduğunu söyleyebilirim.
İstanbul'un Dubai, Katar ve Singapur gibi finans merkezleriyle rekabette avantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İstanbul Finans Merkezi'ni yalnızca bir ofis alanı olarak değil, bütüncül bir finans ekosistemi olarak konumlandırıyoruz. Bu entegre yapı önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor. Düzenleyici kurumlar, bankalar, finansal kuruluşlar, teknoloji şirketleri ve hizmet sağlayıcıların aynı yerleşkede yer alması, finans dünyasında ihtiyaç duyulan iş birliğini ve etkileşimi sağlıyor. İstanbul'un sunduğu bir diğer önemli avantaj erişim. İstanbul merkez alındığında dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişilik nüfusa ve 30 trilyon dolarlık bir pazara ulaşılabiliyor. Bu da kurumlar için maliyet avantajının yanı sıra geniş bir operasyon alanı anlamına geliyor. Uluslararası kurumlarla yaptığımız temaslarda yalnızca iş ortamının değil, yaşam altyapısının da güçlü olmasını tercih ettiklerini görüyoruz. Yerleşkemizde yer alan 100 bin metrekarelik alışveriş ve sosyal yaşam alanı çalışanların ve ziyaretçilerin bu ihtiyacına yanıt verecek şekilde tasarlandı. Şehirle entegrasyonumuz da güçlü. Metro bağlantısının tamamlanmasıyla birlikte, İstanbul'un önemli noktalarına erişim çok daha hızlı ve rahat hale gelecek.
RAKAMLARLA İSTANBUL FİNANS MERKEZİ
• İstanbul 4 saatlik uçuş mesafesinde
• 1,3 milyar nüfusa erişim imkanı sağlıyor.
• 30 trilyon dolarlık küresel ticaret hacminin ortasında yer alıyor.
• Her saat diliminde dünya ile iş yapabilme olanağına sahip.
• İstanbul'un Ümraniye ilçesinde 3,4 milyon metrekarelik alanı kapsayan merkezde kurulu.
• 1,3 milyon metrekare ofis alanlarının yanı sıra 100 bin metrekare alışveriş merkezi, 10 bin 300 metrekare büyüklüğünde ve 2 bin 100 kişi kapasiteli kongre merkezine sahip.
• Son teknoloji ile donatılan 21 ofis binası bulunuyor.
• Açık havada, toplam 3,3 kilometre uzunluğundaki cadde, sokak ve meydanlara yayılmış şekilde iki katta alışveriş imkanı sağlayacak.
• Ofis çalışanlarıyla birlikte her gün 100 bin ziyaretçiyi ağırlayacak.
• 5 yıldızlı otel, 38 bin metrekarelik inşaat alanına sahip. Yaklaşık 325 oda sayısı ve 75'e yakın uzun süreli konaklamaya uygun oda tipi ile hizmet verecek.
• Merkez 26 bin araç kapasiteli otoparkı ile bölgenin otopark sorununun çözümüne de katkı sağlayacak.