ABD Ekonomisinde Borç Krizi ve İran Savaşı Riski: Stagflasyon Tehlikesine Karşı “Acil Durumda Camı Kırın” Planı

10:36 - 13.05.2026, Çarşamba

İran savaşı, öyle görünüyor ki, tüm dünyayı stagflasyonist bir krize sürükleme potansiyeline sahip. Ancak ABD bir ekonomik şoka doğru ilerlerken hiç bu kadar yüksek ulusal borca sahip olmamıştı. Bu yüzden ülkenin hiç vakit kaybetmeden “acil durumda camı kırın” planı hazırlaması gerektiği uyarıları yapılıyor.

ABD Ekonomisinin Yüksek Ulusal Borç Sorunu Küresel Kriz Riskini Artırıyor
Donald Trump'ın ABD'de iktidara gelmesi; üstelik bir kere değil, iki kere; gümrük vergileriyle uluslararası ticareti, menkul kıymet ve emtia dahil tüm piyasaları, nihayetinde de küresel ekonomiyi çözümsüz bir kaosa sürüklemesi; yıllardır ve defalarca izolasyondan yana olduğunu ifade etmesine karşın önce Venezuella'da giriştiği darbe, ardından tüm dün yayı allak bullak eden İran savaşı'nın tetiğini çekmesi… Tüm bu olan bitenin ardındaki nedenleri, üzeri ne inşa edildiği zemini ve yöneldi ği temel hedefleri anlamak için el bette çok kapsamlı, çok katmanlı analizler yapılması gerekiyor ama öncelikle dikkate alınması gereken en kritik ve en acil olgu, ABD ekonomisinin borç sorununun her gün daha çevrilemez hale geliyor olması. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla petrol fiyatlarının 100 dolar sınırına dayanmasının ardından Trump'ın alelacele "savaş neredeyse bitti" açıklamasını yapmasının nedeni de muhtemelen bu.

Enerji Fiyatları, Enflasyon ve ABD Borç Krizi: Stagflasyon Senaryosu Güçleniyor
Söz konusu borcun nasıl çevrileceği sorusuna verilen yanıtlar içinde, Trump yönetimi ve MAGA hare keti, politikaları ve ideolojisiyle en radikal, en kestirmeci seçeneği temsil ediyor. Bu kestirmecilik, en kısa vadede en karlı sonucu alma beklentisini de besliyor. Trump yönetimine yaygın denebilecek sermaye desteği, büyük ölçüde bu beklentinin bir sonucu. Ancak İran'a savaş açılması sonrasında birkaç gün içinde yaşananlar açıkça gösterdi ki bu yaklaşım tam da kısa vadeliliğinden ve kestirmeciliğinden ötürü ABD ekonomisinin borç sorununa çözüm bulamadığı ve bulamayacağı gibi, ABD ekonomisini öngörülemeyecek bir hızla borç krizine sürükleme potansiyeline sahip. İran savaşının veya yol açtığı ekonomik etkilerin zaman olarak uzaması ve mekan olarak genişlemesi halinde ABD de dahil olmak üzere tüm dünya ekonomisinin 1970'lere benzer bir stagflasyona sürüklenebileceği ifade ediliyor. Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonu tetiklemesi, tedarik zincirlerinde ki maliyet artışları ve aksaklıkların enflasyonu daha da azdırırken büyümeyi yavaşlatması, uzmanların stagflasyon korkusunun ardındaki temel nedenler.

ABD'de Alarm Zilleri: Federal Bütçe Komitesi Ekonomik Şoka Karşı Uyarıyor
Anlattığımız bu vahim tablo, ABD'de de açıkça telaffuz ediliyor. Washington merkezli bir mali denetim kurumu olan ve yönetim kurulunda gerek Cumhuriyetçi Parti'den gerek Demokrat Parti'den eski senatörler, bakanlar ve valilerin bulunduğu Sorumlu Federal Bütçe Komitesi, geçen ay Ortadoğu'daki kriz ve savaşın ardından yayınladığı kapsamlı yeni raporda, politika yapıcıların bir sonraki durgunluk veya finansal şoku yönetmeye 'son derece hazırlıksız' olduğu konusunda uyarılarda bulundu. Bu uyarının ardındaki mantık ise şu: ABD, potansiyel bir ekonomik krize doğru ilerlerken mali açıdan hiç bu kadar savunmasız olmamıştı. Ülkenin ulusal borcu, II. Dünya Savaşı'ndan beri görülmemiş bir seviyede; toplam ekonomik üretiminin yüzde 100'üne ulaşmış durumda. Yukarıda adı geçen saygın ve tarafsız düşünce kuruluşunun alarm zillerini çalmasının nedeni de bu: ABD neredeyse körlemesine yeni bir ekonomik acil duruma doğru ilerliyor ve bunun sıradan Amerikalılar için sonuçları muhtemelen ağır olacak. Raporunda "Ülkenin bir sonraki şoka, daha önce hiç olmadığı kadar borçlu bir şekilde girmesi neredeyse kesin. Bu da uygun bir yanıt oluşturma yeteneğimizi önemli ölçüde engelleyebilir" tespitini yapan komite, Kongre'yi bir "acil durum planı" geliştirmeye çağırdı. Bu, bir krizin patlak verdiği anda devre ye sokulmaya hazır, önceden müzakere edilmiş bir 'acil durumda camı kırın' planı olacak. Ancak bu planı hazırlamak bile, Komite'ye göre, hiç kolay değil: "Kötü mali görünümümüz, süregelen enflasyon baskıları ve Hazine bonosu piyasasında devam eden oynaklık la birleşerek gelecekteki olası bir ekonomik şoka karşı herhangi bir yanıt oluşturmayı son derece zorlaştırıyor."

ABD Ulusal Borcu 38 Trilyon Doları Aştı: Faiz Ödemeleri Gelirin Beşte Birini Tüketiyor
Raporda mevcut durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymak için geçmiş krizlerle karşılaştırmalar yapılıyor. 2000'li yılların başında 'dot com balonu' patladığında, ABD'nin borcu GSYİH'nin sadece yüzde 34'ü seviyesindeydi ve federal hükümet, bütçe fazlası veriyordu. 2008 mali krizi ülkeyi vurduğunda borç GSYİH'nin yüz de 35'ine ulaşmıştı. Covid 19 patlak verdiğinde GSYİH'nin yüzde 79'una yükselmişti. Bugün ise ABD'nin borcu GSYİH'nin yüzde 100'üne ulaşmış durumda. Yıllık bütçe açıkları GSYİH'nin yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor ve faiz ödemeleri artık tüm federal gelirlerin neredeyse beşte birini tüketiyor. Bu oran, önceki krizlerin her birindeki payın yaklaşık iki katı. Hazine Bakanlığı'na göre, ABD'nin ulusal borcu şu anda 38 trilyon doları aşmış durumda ve federal harcamalar gelirleri aştığı için artmaya devam ediyor. 2026 mali yılında hükümet, topladığı gelirden yaklaşık 602 milyar dolar daha fazla harcama yaptı. Ve bu rakamların daha da kötüleşmesi bekleniyor. Kongre Bütçe Ofisi'nin projeksiyonlarına göre, 2036 yılına kadar borç GSYİH'nin yüzde 120'sine ula şacak ve faiz, hükümetin elde etti.

Yüksek Borç, Enflasyon Sarmalı ve Yeni Ekonomik Kriz Riski
Hazine Bakanlığı'na göre, ABD'nin ulusal borcu şu anda 38 trilyon doları aşmış durumda ve federal harcamalar gelirleri aştığı için artmaya devam ediyor ği her doların 0.26 dolarını yutacak. Bu noktada komite önemli bir uyarı daha yapıyor: Mesele sadece ABD'nin iflas etmiş olması değil, acil durumlarda krize yanıt olarak geliştirilen politikaların, ki bu, çoğu zaman daha fazla harcama yapmak anlamına geliyor, durumu iyileştirmediği gibi radikal bir şekilde daha da kötüleştirmesi ve mevcut sorunları çözmediği gibi yeni sorunlar yaratması demek. Bu uyarı şu anlama geliyor: 2020'lerin başlarındaki deneyimlerin gösterdiği gibi, aşırı teşvik, özellikle arz kısıtlıysa, nihayetinde enflasyon ve faiz oranların da artışa yol açıyor. ABD'nin bir sonraki krizi; hazine bonosu piyasasında güvenin çökmesi, döviz krizi veya enflasyon sarmalı yoluyla yüksek borçtan kaynaklandığı takdirde, yüksek borcun paniği körüklediği bir ortamda daha fazla borçlanma ciddi bir ters tepmeye, krizin daha da derinleşmesine yol açabilir.

BİZE ULAŞIN