‘Kraliçe Arı’dan kız kardeşliğe
İş dünyasında kadın temsili, uzun yıllar boyunca 'erkek egemen' yapının içinde varlık göstermeyi başarmış, cam tavanı tek başına delmiş 'istisnai kadınların' başarı öyküleri üzerinden okundu. Bu anlatı, bireysel azmi ve direnci öne çıkarırken ne yazık ki genellikle arkadan gelenlerin önündeki sistematik engelleri görmezden geldi. Üstelik bu bireysel kahramanlık anlatısı, kadınlara, erkeklerin tanımladığı özelliklerin, becerilerin kapsamına girmeyi başardıkları ölçüde yükselebilecekleri, var olabilecekleri mesajını verdi sürekli... 'Kraliçe Arı' anlatısının arka planda kalan bir diğer sorunu da, cam tavanı tek başına delen ama büyük ölçüde 'yalnız' olan bu kadınların açtığı deliklerin, onlar kurumdan ayrıldığında kolayca kapatılabilmesiydi. Kuşkusuz bunlar yıllarca tek başlarına mücadele veren öncü kadınların yaptıklarının önemini azaltmıyor. Zira onlar, arkalarından gelenlerin yürüyebileceği geniş ve güvenli yollar açtı. Ama sadece kadınların değil, herhangi bir şeyin mücadelesi eğer bir yere varacaksa, bu 'yalnız yürümekle değil, birlikte hareket etmekle' oluyor. Ve Türkiye'de kadın hareketi bu gerçeği erken keşfetti. Milenyum sonrası Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ile başlayan çabalar, bugün İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre 2 bin derneğe yaklaşmış durumda (profesyonel/yarı profesyonel hak savunuculuğu yapan)… Danışmanlık şirketi McKinsey'in 20 yıla yakındır sürdürdüğü "Women Matter" raporları ve bu serinin devamı niteliğindeki "Women in the Workplace" (Çalışma Hayatında Kadınlar) çalışmaları, kadınların ve erkeklerin iş dünyasındaki 'sosyal sermaye' oluşturma biçimleri arasındaki bariz farklar olduğunu vurguluyor. Kurumun çalışmalarına göre erkeklerin ağları daha çok statü ve referans, kadınların ise dayanışma, öğrenme ve engelleri birlikte aşma üzerine kurgulanıyor.
İmzacı sayısı arttı
Türkiye'deki kadın örgütleri de aynen bu şekilde, "kız kardeşlik, mentorluk ve dayanışma" gibi kavramları kurumsal bir enstrüman olarak kullandı ve bireysel başarıyı "çoğaltılabilir bir modele" dönüştürdü. Yürütülen programlar, geliştirilen projeler hem sistemli bir şekilde yetenek havuzunu genişletirken hem de liyakat odaklı atamalarda kadınların şansının artmasına imkan tanıdı. İstatistiklere de yansıyan önemli kazanımlar var. Kadın istihdamı 2010'daki yüzde 24,1 değerinden geçen sene itibarıyla yüzde 35'leri gördü. Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu verilerine göre BİST'teki kadın yönetim kurulu üye sayı hala önerilen yüzde 25 eşiğinin altında olsa da, 2016'daki yüzde 11,5 değerinden geçen yıl yüzde 19,4'e yükseldi. Bugün 408 BİST şirketinde en az bir kadın yönetim kurulu üyesi var. Önemli bir gösterge olan bağımsız yönetim kurulu üye sayısı ise sadece bir senede 311'den 330'a çıktı. 2016 sonunda Birleşmiş Milletler Kadınların Güçlendirilmesi Prensipleri'ni (WEPs) imzalayan şirket sayısı sadece 155'di, 2025 sonu itibarıyla bu sayısı 690'a çıktı. Daha dikkat çekici veri ise bu şirketlerin 162'sinin son iki sene içinde imzacı olması. Bu rakamlar elbette yeterli değil ama gelecek için umut veriyor. Üstelik geçmişin aksine Türkiye iş dünyasındaki kadın hareketi, 2026'nın Dünya Kadınlar Günü'ne bireysel kahramanlık anlatısının yerine kurumsallaşmış bir mücadele şekliyle giriyor. Artık şu bir gerçek ki, iş dünyasındaki kadın hareketi, sistemsel çalışan, büyük bir 'ekosisteme/ağa' dönüşmüş durumda. Bu, Türkiye ekonomisinin rotasını belirleyen şirketlerde karar verici konumda bulunan veya iş sahibi yaklaşık 13-15 bin kadından oluşan, etki/baskı gücü artan ve en önemlisi söylediklerinde 'haklı olan' bir ekosistem… Haklı çünkü Türkiye nüfusunun yüzde 49,9'unu kadınlar oluştururken işgücüne katılma oranı sadece yüzde 35,5. Erkeklerinki tam yarısı… Dünya Ekonomik Forumu'na göre Türkiye, cinsiyet eşitliği endeksinde 146 ülke arasında 129'uncu sırada. Özellikle "Ekonomik Katılım ve Fırsat Eşitliği" alt endeksinde mesafe çok büyük... Borsa İstanbul'a (BIST) kayıtlı olan 585 şirketin yönetim kurullarındaki kadın üye oranı ise sadece yüzde 19,4…
Ücret dengesizliği
Konu sadece sayıların dengesizliği değil. Aşılamayan diğer bir konu ücret eşitsizliği. Danışmanlık şirketi PwC'nin "Çalışma Hayatında Kadınlar 2024" raporuna göre OECD ülkelerinde cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için gereken süre 50 yıl. Rapora göre OECD ülkelerinde cinsiyet eşitsizliği kaynaklı ortalama ücret farkı yıllardır yüzde 14 seviyesinde sabit kalmış durumda (son raporda rakam yüzde 13,5). Bu veri, bugün iş hayatına atılan 18 yaşındaki bir kadının, çalışma hayatı boyunca hiçbir zaman aynı pozisyondaki bir erkekle aynı ücreti alamayacağını ortaya koyuyor.
Ülkenin bir yarısıyla diğeri arasındaki eşitsizlik bu kadar derinken bunu görmezden gelmek bilinçli bir körlük istiyor. Üstelik son yıllarda yayımlanan tüm analizler ve veriler, kadınların karar verici konumlarda olmadığı şirketlerin geleceğinin parlak olmadığını üstüne basa basa söylüyor. Deloitte Global'in sekizinci edisyon "Women in the Boardroom" (Yönetim Kurulunda Kadınlar) raporunda, yatırımcıların artık sadece kadın sayısına değil, kadınların yönetim kurulu komitelerindeki (denetim, risk, aday belirleme) ağırlığına baktığı vurgulanıyor ve yatırımcıların bu konudaki baskısının bir önceki yıla göre yüzde 15 arttığı bilgisine yer veriliyor. Kurumun aynı adlı önceki raporunda ise yönetim kurulunda çeşitlilik barındırmayan şirketlerin yatırımcı nezdinde 'yüksek riskli' kategorisinde kabul edildiğine işaret ediliyor. PwC'in 2024 tarihli Global Investor (Küresel Yatırımcı Araştırması) araştırması ise yatırımcıların yüzde 70'inin, şirketlerin sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık raporlarındaki verilerin doğruluğuna dair bağımsız denetim istediğine dikkat çekiyor. Özetle 2025 yılına ait küresel yatırımcı analizleri, kurumsal yatırımcıların yaklaşık dörtte üçünün şirketlerin çeşitlilik ve kapsayıcılık performansını kurumsal risk yönetiminin merkezinde gördüğüne işaret ediyor. Özellikle Deloitte'un 2025 projeksiyonları, yönetim kurullarında sadece temsilin değil, kadınların karar verici komitelerdeki etkinliğinin yatırımcı güveni için belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Eşitlik, ekonomik büyüme demek
Avrupa Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü'nün (EIGE) raporları ise eşitliği sadece bir 'insan hakları' meselesi olarak değil, ekonomik büyümenin katalizörü olarak kabul ediyor. EIGE'nin özellikle "Economic Benefits of Gender Equality" (Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Ekonomik Faydaları) başlıklı geniş kapsamlı çalışmasında eşitlik hedeflerine ulaşıldığında, AB'nin kişi başına düşen GSYH'sinin 2050 yılına kadar yüzde 6,1 ila 9,6 arasında artacağını ve 10,5 milyon ek istihdam yaratacağını hesaplıyor. EIGE raporu, kadınların özellikle STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarındaki temsilinin artırılmasının AB'nin GSYH'sini 2050'ye kadar yüzde 0,7 ila 2,2 oranında artırma potansiyeline sahip olduğununu tahmin ediyor. EIGE ayrıca yönetim kurullarında cinsiyet dengesi olan şirketlerin, kriz dönemlerine daha dayanıklı olduğu ve öz sermaye karlılığının daha istikrarlı seyrettiğini analiz ediyor. Rapor, şeffaf çeşitlilik politikaları olan şirketlerin uluslararası sermayeye erişiminin daha kolay olduğunu, bunun da şirketin piyasa değerine olumlu yansıdığını vurguluyor.
UNDP'nin "Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Şirket ve Kurumlar için Rehber" raporuna göre kadın-erkek eşitliğine duyarlı olan şirketlerin verimliliği artıyor. Çalışanların işe devam sürelerinde yüzde 8, işe bağlılık, performans ve işten alınan tatminde yüzde 14 artış sağlanıyor. McKinsey ise çeşitliliğin bir hayır işi değil, bir finansal performans meselesi olduğunu, yönetim kurullarında kadın oranının yüzde 30'u aştığı şirketlerin, öz sermaye karlılığının yüzde 47 daha yüksek olduğunu hesaplıyor.
Tüm bu analizlerin söylediği şey çok net: Pandemi sonrasının ekonomik düzeninin başarı göstergesi olan Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) kriterlerine uyum için 'kadın', şirketlerin 'kırmızı çizgisi' olmak zorunda. Ki şirketlerin bakış açısı da bu yönde evriliyor. SKD Türkiye ve KPMG ortaklığındaki "İşin Geleceği ve Kadın İstihdamı Projesi"ne katılan ve Türkiye GSYH'sinin yüzde 20'sini oluşturan 136 şirketi kapsayan haziran 2023 tarihli çalışmaya göre katılımcı şirketlerin yüzde 68'i kadın istihdamını kurumsal performans ölçüm kriteri olarak kullanıyor. Benzer şekilde katılımcı şirketlerin yüzde 64'ünde kadın yönetici oranı bir kurumsal performans ölçüm kriteri…
INBUSINESS olarak bu sene altıncısını gerçekleştirdiğimiz "İşte Kadın Gücü" araştırması da bu yaklaşımdan besleniyor. Eşitliğin, kurumsal performansın kritik bir göstergesi ve o şirketin geleceğe yönelik potansiyelini ortaya koyan bir veri olduğuna inanıyoruz. 1,81 milyon çalışanı ve 705 bin kadın çalışanı kapsayan "İşte Kadın Gücü 2025" araştırması da bu anlamda olumlu sinyaller ortaya koyuyor. Araştırma kapsamında incelediğimiz sürdürülebilirlik/entegre faaliyet raporlarında şirketlerin en çok ön plana çıkardığı başlık, son iki yılda olduğu gibi çeşitlilik konusundaki performansları… Kadın istihdamı konusunda yaptıkları en ufak bir çaba altı çizilerek anlatılırken eksik yönleri ise gizlemeye çalışıyorlar. Bunu da olumlu kabul etmek gerekiyor çünkü nihayetinde farkında oldukları anlamına geliyor. Diğer taraftan geçen sene emarelerini görmeye başladığımız STEM, gelir getirici rollerdeki kadın sayısı ve maaş eşitliği verileri, 2024 raporlarında daha belirgin hale geldi. Hala bu konularda veri açıklayan şirket sayısı sınırlı olsa da, raporlarında özellikle 'eşit işe eşit ücret' verdiğini deklare eden kurum sayısı geçen seneye göre hayli artmış durumda. Ayrıca bu seneki raporlarda dikkat çeken bir diğer veri, şirketlerin 'terfi eden kadın oranı' rakamlarını açıklamaya başlaması. Henüz anlamlı bir listeleme için veri seti çok sınırlı olsa da, şirketlerin kurum içindeki kadın çalışanlarının gelişimine önem vermeye başladıklarını göstermesi açısından dikkat çekici…
Eşitlikçi 250 şirket
Geçen yıl INBUSINESS olarak editoryal bir karar almış ve İşte Kadın Gücü listemizi 2023 verileri üstüne kurmuştuk. Buradaki amacımız, çoğu şirketin 2024 verileri henüz çıkmadığı için dar bir şirket havuzu yerine daha geniş bir katılımla Türkiye'deki eşitliğin tablosunu ortaya koyabilmekti. Bu sene de aynı yaklaşımla hareket ettik ve veri setimizi 2024 verileriyle hazırladık. Bu sayede listemizi incelerken de, görebileceğiniz üzere sanayiden enerjiye, perakendeden holdinglere kadar çok geniş bir sektör katılımı yakaladık. İş'te Kadın Gücü araştırması kapsamında 350'ye yakın şirketin çeşitlilik verilerini inceledik. Dergimizin sayfalarında ilk 250 şirketin verilerini bulacaksınız. Araştırma toplamda 1,81 milyon çalışanı kapsıyor. Bu rakam Türkiye'de istihdam edilen toplam 32 milyon çalışanın yüzde 5,5'ini oluşturuyor. Çeşitlilik konusunda öncü ilk 250 şirketin toplam kadın çalışan sayısı, geçen seneye göre yüzde 8,9 artmış durumda. Bu 57 bin kişilik bir artış demek…
İşte Kadın Gücü araştırması kapsamındaki 250 şirket arasında en çok kadın istihdam eden şirket 43,9 bin çalışanla BİM. Onu yine bir indirim market zinciri A101, 41,4 bin çalışanla takip ediyor. Üçüncülükte ise 36,2 bin kadın çalışanla Koç Holding bulunuyor. Anadolu Grubu ve LC Waikiki ilk beşte yer alan diğer kurumlar oldu. İlk 250'nin ortalama kadın çalışan oranı geçen seneki 30,51'lik değerinden 33,92'ye yükseldi. Çalışan sayısında eşitliği yakalamış sadece 52 şirket var. BİST, yönetim kurullarını baz alıyor ama 'yüzde 25' hedefini genel için de kabul edersek 156 şirket barajı geçebiliyor. Bu sıralamanın zirvesinde, geçen yıl da ilk sırada yer alan İpekyol var. İlk üçü yüzde 81,6 ile Watsons Türkiye ve yüzde 72,4 ile Koton tamamlıyor. İş'te Kadın Gücü listesinin ortalama kadın yönetici oranı ise yüzde 31,6'dan 32,4'e çıktı. İlk 250 içinde yönetici oranında eşitliği yakalamış sadece 19 şirket var ancak yüzde 25 barajının üstüne çıkabilen şirket sayısı 176'yı gördü. Kadın yönetici oranında yüzde 25 barajını geçen şirket sayısının yüksek çıkmasını olumlu okumak mümkün. Zira incelediğimiz raporlarda çoğu şirket, müdür ve üzeri pozisyonlardaki kadın oranını artırmak ve açılan pozisyonları iç kadın adaylarla doldurmak için gelişim programları yürüttüğünü açıklıyor. Bu sıralamanın ilk sırasında da İpekyol var. Yüzde 81 ile açık ara zirvede yer alan şirketi, yüzde 69 ile AstraZeneca ve yüzde 68 ile Aromsa takip ediyor.
Yönetim kurulu verilerinde ise geçen yıla göre büyük bir sıçrama var. İlk 250'nin yönetim kurullarındaki ortalama kadın üye oranı geçen yıl yüzde 19,9'du. Bu seneki araştırmamızda ise bu rakam yüzde 24,5'e yükseldi. Listemizde yönetim kurulunda eşitliği yakalayan 24 şirket bulunuyor. SPK'nın yüzde 25 barajının üzerinde ise 130 kurum var. BİST'te 177 şirketin yönetim kurullarında hiç kadın üye bulunmuyor. InBusiness İş'te Kadın Gücü listesinde ise bu sayı 41. Oransal olarak bakıldığında yönetim kurulunda kadın olmayan şirketler, BİST'in yüzde 30,2'sine denk düşerken İş'te Kadın Gücü araştırmasında bu oran yüzde 16,4. Bu sıralamanın zirvesinde yüzde 80 ile Gürmen Group yer alıyor. İkincilik ise üç şirket tarafından paylaşılıyor: Anadolu Sigorta, Philips Türkiye ve Koton.
Stem rollerindeki kadınlar
Şirketlerin çeşitlilik konusundaki mevcut durumlarını iyileştirme çabalarının en önemli göstergelerinden biri yeni işe alımlarda kadınların ne oranda tercih edildiği. Listemizde 203 şirket bu verisini paylaşıyor. 2024 yılında listemizdeki şirketler toplam 408 bin kişiye yeni istihdam olanağı sağladı. Bu rakamın yüzde 39,6'sını kadın çalışanlar oluşturdu. Bu rakam geçen yıla göre yaklaşık 6 puanlık bir artış demek. İş'te Kadın Gücü listesinde yer alan 71 şirketin yeni işe alımlarında kadın çalışan tercihi yüzde 50 ve üzerinde. Yüzde 25'in üzerine çıkanlarla beraber bu sayı 157'ye çıkıyor. Bu sıralamada lider, Watsons Türkiye. Onu yüzde 84,1 ile İpekyol ve yüzde 76,4 ile Garanti BBVA izliyor.
Kadınların eşitlik mücadelesinde son dönemde ön plana çıkan STEM (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik) ile gelir getirici rollerdeki kadın sayısıyla ilgili henüz geniş bir veri seti oluşmuş değil. Bu seneki araştırmamızda bu iki başlığı puanlamaya dahil etmedik çünkü sağlıklı bir veri seti kurmak pek mümkün olmadı. Ancak ana tablomuzda verisini açıklayan şirketlerin rakamlarına yer verdik. 68 şirket STEM rollerindeki kadın oranlarını açıklıyor. Gelir getirici rollerdeki kadın oranını açıklayan 41 kurum bulunuyor.
Bir diğer önemli cephe ise "eşit işe eşit ücret" sloganı altında yükselen maaş eşitliği konusu. İş'te Kadın Gücü araştırmasında yer alan 250 şirket içinde resmi olarak kadınların aldığı ücretlerin erkeklere oranını (kadın ve erkeklerin aldığı ücretlerin medyanları arasındaki fark) açıklayan 65 şirket var (geçen sene bu rakam 56'ydı). Bunların 34'ünde ya eşitlik var ya da kadınlar, erkeklere göre daha fazla ücret alıyor. Geçen yıl oran açıklamayan ama eşit işe eşit ücret politikası izlediğini deklare eden 90 şirket vardı. Bu seneki araştırmamızda bu sayı 102'ye çıktı. Yani toplamda 167 şirket eşit işe eşit ücret politikasına sahip çıktığını söylüyor, ki bu sayı, İş'te Kadın Gücü listesinin yüzde 66,8'ine denk düşüyor.
INBUSINESS "İşte Kadın Gücü" listesini şirketlerin çalışan sayılarına göre ayrıştırarak hazırlıyoruz (Bkz. Nasıl Hazırladık kutusu). Holdingleri de ayrıca listeliyoruz. Çalışan sayısı sınıflandırmasına göre baktığımızda ise 25 kurumdan oluşan holdingler listesinin zirvesinde, çalışan sayısının yüzde 31,2'sini kadınların oluşturduğu Sabancı Holding var. İkincilikte kadın yönetici oranı yüzde 52 olan 5 bin 100 kadın istihdam eden Fiba Grubu bulunuyor. Üçüncülükte ise yönetim kurulunda eşitliği yakalayan ve yeni işe alımlardaki kadın oranı yüzde 55 olan Boyner Grubu yer alıyor. Global Yatırım Holding ile Kazancı Holding ise ilk kez listemizde yer aldı.
INBUSINESS İşte Kadın Gücü araştırmamızda çalışan sayısı 10 ila 50 bin arasında olan 35 şirket bulunuyor. Bu sınıflandırmanın zirvesinde, geçen yılın ikincisi LC Waikiki bulunuyor. 34,8 bin kadın çalışana istihdam sağlayan hazır giyim devi, kadın yönetici oranında yüzde 47,4 ile eşitliği neredeyse sağlamış durumda. Geçen yılın birincisi MLP Sağlık Hizmetleri ise bu sene ikincilikte. 14,6 bin kadını istihdam eden kurumu, kadın çalışan oranı yüzde 55 olan Garanti BBVA izliyor. İlk beşi ise QNB Türkiye ve Yapı Kredi tamamlıyor. Zaten bu sınıflandırmanın ilk 10'unda bankaların ağırlığı var.
Listemizde çalışan sayısı 5 ila 10 bin aralığında 25 şirket bulunuyor. Bu sıralamanın zirvesinde 5,9 bin kadını istihdam eden ve hem yönetim kurulunda hem de kadın yönetici oranında eşitliği yakalamış Koton var. Geçen yıl üçüncülükte yer alan şirketi, kadın yönetici oranı yüzde 63'ü aşan Memorial Sağlık Grubu takip ediyor. Üçüncülükte ise geçen yılın birincisi Mavi yer alıyor. Şirket hem yönetim kurulunda hem de kadın yönetici oranında eşitliği yakalamış durumda. İlk beşi geçen sene olduğu gibi Teleperformance Türkiye ve TEB izliyor.
100 şirketle en kalabalık grubu oluşturan 1 ila 5 bin çalışan sayısına sahip şirketler arasında ise ilk sırada Watsons Türkiye bulunuyor. Çalışanlarının yüzde 82'sini kadınların oluşturduğu şirkette yönetici kadın oranı ise yüzde 57'lerde. Onu, kadın yönetici oranında tüm şirketler arasında zirvede yer alan İpekyol izliyor. Üçüncülükte ise yönetim kurulundaki kadın üye oranı yüzde 40 olan Agesa var. Şirketin gelir getirici rollerdeki kadın oranı yüzde 55'i görmüş durumda.
65 şirketten oluşan bin çalışan altı kategorisinin lideri ise AstraZeneca Türkiye. Kadın yönetici oranı yüzde 69, yönetim kurulu kadın üye oranı ise yüzde 60 olan ilaç şirketini, P&G izliyor. Şirket her başlıkta yüzde 60 ve üzerinde oranlara sahip. Üçüncülük koltuğunda ise Aksigorta bulunuyor. İlk beşi Gelecek Varlık ve Philips Türkiye tamamlıyor.
Kuşkusuz "İşte Kadın Gücü" listesi Türkiye iş dünyasının cinsiyet eşitliği alanında görece 'iyi' bir kısmının resmini çiziyor. Ama ilk 250 şirket arasında yer almak artık bir hedef olmak zorunda. Çünkü, her bir sürdürülebilir kalkınma amacı elbette çok önemli ama '5. Amaç', bir anlamda hepsinin nüvesini oluşturuyor. Çünkü dünyanın bir yarısıyla diğeri arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmadan, diğer yarının potansiyelini harekete geçirmeden 2053 hedefine yol almamız olanaksız...